Kusra kuşatması devam ediyor: Filistinliler köye hapsedildi!
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kenti yakınlarındaki Kusra köyünde yaşayan Filistinli aileler, işgalci yerleşimcilerin başlattığı kuşatmanın altıncı gününde hâlâ evlerinden çıkamıyor
Yaklaşık altı gün önce bir grup İsrailli yerleşimci, Kusra’da tepenin üzerinde bulunan üç Filistinli evinin çevresini sardı ve evlerin girişlerine çadırlar kurdu. Bölge sakinleri, bunun aileleri evlerinden çıkarmaya ve mülklerin kontrolünü ele geçirmeye yönelik bir girişim olduğunu belirtti.
Yerleşimcilerin bazı evlerin elektrik ve su bağlantılarını kestiği, aralarında çocukların da bulunduğu ailelerin evlerinin içerisinde mahsur kaldığı ve yiyecek ile ilaç temin etmekte zorlandığı bildirildi.
Olayın uluslararası kamuoyunda gündem olmasının ardından İsrail ordusu, yerleşimcileri bölgeden çıkarmaya yönelik bir operasyon başlattığını ve köyü “kapalı askeri bölge” ilan ettiğini duyurdu. Buna rağmen yerleşimciler bölgeden çıkarılmadı ve herhangi bir gözaltı ya da tutuklama açıklanmadı.
Aksine katil İsrail güçlerinin bölgeye yoğun şekilde konuşlanması, çok sayıda Filistinli ailenin evlerinden zorla çıkarılması ve bazı evlerin askeri mevziye dönüştürülmesiyle krizin boyutu büyüdü.
Bugün erken saatlerde kuşatma altındaki ailelere yiyecek ulaştırmaya çalışan İsrailli aktivistler de işgal güçleri tarafından durduruldu. Yerel kaynaklara göre askerler, temel gıda ve ihtiyaç malzemelerinin evlere ulaştırılmasına izin vermedi.
Yerleşimciler gitmedi, askerler geldi
İsrail ordusunun uygulaması, kuşatmayı sona erdirmek yerine köydeki Filistinliler üzerindeki baskıyı artırdı. Çok sayıda asker Kusra’ya konuşlandırılırken yaklaşık 20 Filistinli aile evlerinden çıkarıldı. Askerler bazı evleri ele geçirerek askeri mevzilere dönüştürdü. İsrail ordusu, yoğun askeri varlığının Filistinliler ile yerleşimciler arasında çatışma çıkmasını önlemek amacı taşıdığını savundu.
Ancak askerler daha sonra bazı evlerden çekilince aileler yeniden evlerine dönebildi.
Kuşatılan evlerden birinde ailesiyle birlikte yaşayan Qusay Abu Rida, evlerinin aylardır yerleşimcilerin hedefinde olduğunu anlattı. 2023 yılında inşa edilen ev, ABD’de yaşayan kardeşine ait. Abu Rida’nın aktardığına göre yerleşimciler daha önce de eve defalarca saldırdı; kapıyı kırdı, güvenlik kameralarına zarar verdi ve evin dışındaki eşyalardan bazılarını çaldı.
Bu saldırıların ardından Abu Rida ve ailesi yaklaşık dört ay önce evi korumak amacıyla buraya taşındı. Ancak aile bu kez de sürekli taciz ve baskıyla karşı karşıya kaldı.
Abu Rida, “Sürekli avluya giriyor, bağırıyor ve eşyaları tahrip ediyorlardı. Pazar günü ise gelip evin tam önüne bir çadır kurdular. Elektriğimizi ve suyumuzu kestiler” dedi.
İki Filistinli evin daha aynı şekilde yerleşimciler tarafından kuşatıldığı bildirildi.
1.000’den fazla İsrail askeri köye girdi
Perşembe sabahı Kusra’ya 1.000’den fazla İsrail askerinin girdiği bildirildi. Köy meclisi başkanı Abdul-Azim Wadi, İsrail askeri irtibat biriminin yerel yönetime 16 evin ele geçirileceğini bildirdiğini söyledi. Ancak operasyon sonunda sekiz ev askerler tarafından boşaltıldı.
Ev sahiplerine herhangi bir gerekçe açıklanmadan yalnızca “Hemen çıkın. Bu ev artık bizim kontrolümüzde” denildiği aktarıldı.
Bazı evler daha sonra askerler tarafından terk edildi. Ancak aileler geri döndüklerinde evlerinin ciddi şekilde tahrip edildiğini gördü. Wadi, bir evden 1.500 dolar çalındığını ve tüm mobilyaların parçalandığını, başka bir evde ise bazı eşyaların götürüldüğünü söyledi.
Her bir eve onlarca askerin girdiğini belirten Wadi, bazı evlerin duvarlarına askerler tarafından “Geri döneceğiz” yazıldığını aktardı.
“Askerler yerleşimcileri çıkaramıyor, bizi eziyor”
Kusra’nın Ras el-Ain bölgesinde Aralık ayından bu yana yerleşimci saldırılarının yoğunlaştığı bildiriliyor. Bölge sakinleri, saldırıların temel amacının Filistinlileri evlerinden çıkarmak ve toprak üzerinde kontrol kurmak olduğunu söylüyor.
Kusra’da aktivist Hani Odeh, yaşananları “yürek parçalayıcı” olarak nitelendirirken, yerleşimciler ile askerlerin Filistinli aileler üzerindeki baskıyı adeta sırayla sürdürdüğünü söyledi.
Odeh’ye göre köyün kuzeyi, Filistinlilerin hâlâ yerleşimlerini genişletebildiği tek bölge olarak kaldı. Köyün diğer üç bölgesinin İsrail güçleri ve yerleşimcilerin kontrolüne geçtiği, Filistinlilerin bu alanlara girişinin engellendiği belirtiliyor.
Şimdi ise yerleşimcilerin köyün kuzeyini de ele geçirmeye çalıştığı ifade ediliyor. Odeh, bölgenin Nablus’un güneyindeki Jalud ve Awarta dahil beş köye hâkim bir konumda bulunduğunu söyledi. Üstelik bölge, Oslo Anlaşmaları kapsamında “B Bölgesi” olarak sınıflandırılıyor ve en yakın yerleşim faaliyetinin daha önce yaklaşık 15 kilometre uzakta olduğu belirtiliyor.
Odeh, “Askerlerin yerleşimcileri çıkarma yetkisi yok; sadece bizi eziyorlar” ifadelerini kullandı.
Haberin Arka Planı
Kuşatma sırasında yerleşimciler ve soykırımcı İsrail askerlerinin evlerin içerisinde mahsur kalan ailelere yardım ulaştırılmasını da engellediği bildirildi. Bölge sakinleri ambulansla yiyecek ulaştırmayı bile denedi ancak askerler ambulansı durdurarak geri çevirdi.
Odeh, “Bu durum Kusra’daki bütün sakinleri endişelendiriyor. B Bölgesi olarak sınıflandırılan bir yerde evlere saldırdıktan sonra yerleşimcilerin bir sonraki hedefinin neresi olacağını bilmiyoruz” dedi.
Kusra’da yeni değil: saldırılar aylardır sürüyor
Kusra, uzun süredir İsrailli yerleşimcilerin saldırılarının hedefinde. Köydeki son olaylar da işgal altındaki Batı Şeria’da yerleşimci şiddetinin hızla arttığı bir dönemde yaşanıyor.
Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’nin (OCHA) 20 Temmuz itibarıyla yayımladığı verilere göre 2026’nın başından bu yana Batı Şeria’daki 250 Filistinli toplulukta can kaybı veya mülk hasarıyla sonuçlanan 1.330’dan fazla yerleşimci saldırısı kaydedildi. Bu, günde altıdan fazla saldırıya denk geliyor.
Aynı dönemde yerleşimci saldırılarıyla bağlantılı olarak en az 18 Filistinli öldürüldü ve yaklaşık 880 Filistinli yaralandı. OCHA, yalnızca 2026’da yerleşimci saldırıları ve bunlara bağlı erişim kısıtlamaları nedeniyle 2.300’den fazla Filistinlinin yerinden edildiğini bildirdi.
OCHA verileri, yerleşimci şiddetinin özellikle son dönemde ciddi biçimde tırmandığını gösteriyor. 20 Temmuz itibarıyla 2026’da yerleşimci saldırılarıyla bağlantılı Filistinli ölümlerinin sayısı, 2025’in tamamında kaydedilen 17 ölümün üzerine çıktı. 18 ölümün 12’si yerleşimcilere, üçü İsrail güçlerine atfedilirken üç vakada sorumlunun yerleşimciler mi yoksa İsrail güçleri mi olduğu kesin olarak belirlenemedi.
Kusra da bu saldırı dalgasından doğrudan etkilenen yerleşimlerden biri. OCHA’nın daha önceki raporlarına göre yalnızca 2026’nın ilk aylarında köyde çok sayıda yerleşimci saldırısı kaydedildi; elektrik kabloları ve su hatları hedef alındı. Nisan ayına kadar Kusra, Batı Şeria’da yerleşimci saldırılarının en fazla kaydedildiği topluluklardan biri haline geldi.
Batı Şeria işgali devam ediyor
Batı Şeria genelinde ise tablo daha da ağır. OCHA’ya göre Ocak 2023 ile 6 Temmuz 2026 arasında 123 Filistinli topluluk yerleşimci saldırıları ve bunlara bağlı erişim kısıtlamaları nedeniyle tamamen veya kısmen yerinden edildi. Bunların 47’si tamamen boşaldı. Aynı dönemde 3 binden fazlası çocuk olmak üzere 6.200’den fazla Filistinli yerinden edildi; yalnızca 2026’da yerinden edilenlerin sayısı 2.300’ü aştı.
Bugün Kusra’da üç Filistinli evinin önünde yeniden kurulan çadırlar, kesilen su ve elektrik, engellenen yardım girişimleri ve askerlerin kontrolüne geçen evler, Batı Şeria’da giderek büyüyen daha geniş bir tablonun parçası olarak görülüyor. Filistinli sakinler, saldırıların yalnızca evlere yönelik olmadığını; toprak üzerinde fiili kontrol kurulması ve bölgedeki Filistinli varlığının giderek daraltılması amacı taşıdığını savunuyor.
Yaklaşık 700 bin İsrailli yerleşimcinin işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te yaklaşık 300 yerleşim ve ileri karakolda yaşadığı belirtilirken, bu yerleşimlerin uluslararası hukuk bakımından yasa dışı olduğu görüşü Uluslararası Adalet Divanı’nın değerlendirmeleriyle de destekleniyor. Kusra’daki kuşatma ise bu tartışmanın soyut bir hukuki mesele olmaktan çıkıp, evlerinin içinde mahsur kalan Filistinli ailelerin günlük yaşamına doğrudan yansıyan boyutunu ortaya koyuyor.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.
