565692Image1

Kamplarda unutulan Türk vatandaşlarının geri getirilmesi için düğmeye basıldı!

Türkiye, IŞİD Mahkûmu Türk Vatandaşlarının Geri Getirilmesi İçin Düğmeye Bastı

Türkiye’nin, eşleri ya da yakınları IŞİD bağlantılı olduğu iddiasıyla yıllardır Suriye ve Irak’taki kamplarda ve hapishanelerde tutulan Türk vatandaşı kadın ve çocukların Türkiye’ye getirilmesine yönelik hazırlıklar yürüttüğü iddiaları Meclis gündemine taşındı. Süreç kapsamında Türkiye’den heyetlerin Suriye’nin kuzeyindeki kamplara giderek parmak izi çalışmaları yaptığı, çocuklardan DNA örnekleri alındığı öne sürülüyor.

CHP’li Murat Bakan’ın TBMM’ye sunduğu soru önergesinde, Türk vatandaşı bu kişilerin hangi hukuki dayanakla, hangi takvimle ve kaç kişi olarak Türkiye’ye getirileceğine dair resmi açıklama talep edildi.

Kamplarda Tutulan Türk Vatandaşları: Sayı Hâlâ Belirsiz

Soru önergesinde yer alan ifadelere göre, Suriye ve Irak’taki kamplarda yaklaşık 1300 Türk vatandaşı kadın ve 12 yaş altı çocuğun bulunduğu iddia ediliyor. Kimlik tespiti amacıyla DNA ve parmak izi çalışmalarının yapıldığı belirtilirken, bugüne kadar kaç kişinin Türkiye’ye getirildiği ya da getirileceğine ilişkin resmi ve şeffaf bir veri kamuoyuyla paylaşılmış değil.

Yargılama Türkiye’ye Taşınıyor mu?

IŞİD mensuplarının vatandaşı oldukları ülkelerde yargılanması meselesi uzun süredir uluslararası müzakerelerin temel başlıklarından biri. Ancak Suriye’de sahadaki delil yetersizliği, dijital kanıtların hukuki geçerliliği ve fiilî yönetimlerin statüsü nedeniyle yargılamalar fiilen kilitlenmiş durumda.

Basına yansıyan bilgilere göre, kuzey Suriye’de tutulan ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu beyan eden yaklaşık 2 bin IŞİD mahkûmunun yargılamasının Türkiye’ye taşınması ihtimali gündemde. Bu ihtimal özellikle, yıllardır hiçbir somut suç isnadı olmaksızın, eşleri sebebiyle yargılanmadan hapsedilen kadınlar açısından kritik bir eşik olarak görülüyor.

Söz konusu kadınların önemli bir kısmı, eşlerinin fiillerinden dolayı fiilen cezalandırıldıklarını, suçun şahsiliği ilkesinin yok sayıldığını belirterek yıllardır Türkiye’ye çağrıda bulunuyordu.

Kadınlar ve Çocuklar Yıllardır Görmezden Gelindi

IŞİD’in askeri olarak yenilgiye uğratılmasının ardından, Suriye’nin kuzeyindeki kamplarda ve Irak hapishanelerinde on binlerce yabancı kadın ve çocuk alıkonuldu. Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları kuruluşları, tüm ülkelere vatandaşlarını geri alma ve adli sürece tabi tutma çağrısı yaptı. Ancak birçok ülke güvenlik gerekçesiyle bu sorumluluktan kaçındı.

Türkiye’de ise süreç parçalı ve sorunlu ilerledi.

Çocuklar Getirildi, Anneler Kamplarda Bırakıldı

Geçmiş yıllarda Irak cezaevlerinden yüzlerce Türk vatandaşı çocuk, annelerinin yanından alınarak Türkiye’ye getirildi ve akrabalarına teslim edildi. Zaten babalarını kaybetmiş olan bu çocukların, küçük yaşta annelerinden de koparılmasının psikolojik ve sosyal sonuçları ise kamuoyunda neredeyse hiç tartışılmadı.

Anneler ise hâlen kamplarda ve hapishanelerde, son derece ağır ve insanlık dışı koşullarda tutulmaya devam ediyor.

Yargılansalardı Çoktan Serbest Kalmış Olacaklardı

Bu kadınların önemli bir bölümü, Türkiye’de yargılanmış ve örgüt üyeliğinden ceza almış olsalar bile, kamplarda ve hapishanelerde geçirdikleri süre dikkate alındığında bugün hukuken serbest kalmış olmaları gereken kişilerden oluşuyor.

Buna rağmen yıllardır adli süreç işletilmedi; yargısız infaz niteliği taşıyan, toplu ve süresiz bir cezalandırma pratiği fiilen devreye sokuldu. Suçun şahsiliği ilkesi askıya alındı, kadınlar ve çocuklar kolektif suçlu muamelesi gördü.

Geç de Olsa Hukuka Dönüş Mü?

Türkiye kamuoyunda uzun süredir tartışılan bu dosyanın artık doğrudan parlamentoya taşınması, sürecin seyrini değiştirebilecek kritik bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Eğer IŞİD bağlantılı olduğu iddia edilen Türk vatandaşlarının Türkiye’ye getirilmesi ve adil, şeffaf ve bireysel delillere dayalı yargılamaların yapılması sağlanırsa, bu adım Türkiye’nin kendi vatandaşlarına karşı hukuki sorumluluğunu geç de olsa yerine getirmesi anlamına gelecek.

Aksi hâlde, yıllardır süren bu sessiz mağduriyet dosyası Türkiye’nin hukuk ve insan hakları hanesinde ağır bir yük olarak kalmaya devam edecek.

Kaynak: Mira Haber

Bir Cevap Yazın