23:26 Salı / 29 Kasım 2022

Şiilerde savaş ve paranın kumanda üssü: Türbe kültürü

Kabircilik ve kabirperestliğin merkezi haline gelmiş İran’da Korona salgını sebebiyle türbeler kapatıldı. Ancak halk tarafından defalarca protestolara neden olan bu durum geçtiğimiz günlerde gizli türbe ayinleri ile tekrar gündeme gelmişti.

Peki İran açısından türbeler neden bu kadar önemli?

İran, halkının nefretini sevgisini ve hatta inançlarının tümünü kabircilik ile yönetiyor. Halkını savaşlara sürüklerken bile türbelerin ön planda olduğunu görüyoruz. Bunun için İran’ın gönüllü cihadcıları(!) türbeleri korumak için Mudafean Haram grubunu kurmuşlar. Grubun amacı ise ümmetin namusunu kanını savunma değil türbeleri koruma…

İran’daki Türbe kültürü

Halkını uydurma hikaye ve türbe masalları ile aldatan Pers kültürü için Türbeler çok önemli bir yer tutmakta hatta Sünnilerdeki hac vazifesinin yerini almaktadır. Bu amaçla Türbelerin İran’ın yayılmacı Şii politikası için çok önemli bir boyutu da vardır. Ele geçirdikleri yerlerde fizibilite çalışması ile uygun mezarları türbeleştirmişlerdir. Yatan kişinin Sünni veya Şii olması onlar için çok mühim olmasa gerekir. Musul’un ele geçirilmesi ile Sunni olmasına rağmen Fethi B. Said’in Türbesini tekrar yaptırmasını buna örnek verebiliriz.

Türbeler Şiilerin savaşa teşviki açısından büyük bir öneme sahiptir

2003’te Irak’ın Amerika Birleşik Devletleri tarafından işgal edilmesiyle yaşanan gelişmeler El Kaide gibi Cihadcı Sünni grupların Samarra ve civarlarında söz sahibi olmaları şehirdeki Kutsal türbeleri ziyaret eden hacıların ziyaretlerini zora soktuğu konusunda yerel televizyonlarda propagandaya sebep olmuştur. Kısa bir süre sonra Şiilerin 10. ile 11. İmamlarının mezarı olan El Askeri türbesine bombalarla saldırı gerçekleştirildi. O dönemlerde patlayıcı konusunda bile sıkıntı çeken Irak Elkaidesi bu denli geniş bir operasyonu Amerikalıların konuşlandığı Green Zone’a yapabilecekken hedef birden niçin türbeler oldu? Bu durum henüz netliğe tam olarak kavuşmasa da dönem istihbarat şeflerinin yorumlarından İyad Allavi hükümeti ile Amerika’nın Şiileri de savaş eksenine katıp kendilerine halk desteği sağlama çabası oalrak değerlendiriliyor. Böylece İran’dan da binlerce Şii Mukteda Essadr ordusuna katılarak Sünnilere karşı savaş verdi. Öte yandan bu çabanın artırılması tansiyonun yükseltimesi ve Şii katılım için türbe etrafında savaşlara da önem verildi. Buna örnek olarak 25 Mayıs’ta ve 23 Ağustosta vurulan Hz. Ali Türbesini örnek verebiliriz.

Suriye’deki iç savaşın başlamasının ilk günlerinde Muhaliflerin ilerlemesinden bunalan Suriye Hükumeti lehine bir gelişme yaşandı… Gizli bir arı kovanına çomak sokarak Hz. Zeynep Türbesi’ni havaya uçurdu. Bölgeye Şii desteği çekmek isteyen Suriye istihbaratı Muhaberat’ın yaptığı sanılan olay Muhaliflere maledildi. Oysaki daha önce (Ağustos 2012) Halep’te bulunarak Meşhed’i ele geçiren Muhalifler Hz. Hüseyin’in Kızı Sakine annemizin Türbesi ile yüzyüze idiler ve herhangi bir zarar ya da tahribatta bulunulmadı. Fakat doğrudan Nizam(Beşar Esed) bölgesindeki bir yerin hedef seçilmesi, Zeynebiye bölgesine kadar bir sürü askeri ve stratejik hedef varken türbenin hedef alınması akılla açıklanabilecek bir durum değildi.(Not olayla ilgi Aralık ayında Sakine Türbesi’nin çatısının zarar gördüğüne dair photoshop  resimler yayınlandı. Tekrar türbe Rejim tarafından ele geçirildiğinde böyle bir şey yoktu. Ancak bu türbe Şubat 2014’de Deraa olaylarında bizzat rejim tarafından saldırılarda hedef alındı.) Olayın akabinde dünya Şii liderlerinden ardarda açıklamalar geldi.  Ayetullah uzma Seyyid Muhammed Sadık Ruhani yazılı açıklaması (20 Nisan 2013) ile katılanın bile şehid sayılacağı bu kutsal görev için(!) Afganistan, Pakistan, Azerbaycan ve İran’dan bir çok Şii Muahliflerle savaş için bölgeye akın etti… Lübnan’da konuyu takip eden Hizbullah Lideri Şii Hasan Nasrallah’ın açıklamaları, Suriye’ye komşu olan Lübnan’dan Şii radikal savaşçı sirkülasyonunu sağlaması açısından, Esed Hükümetinin tam da aradığı istediği şeydi… (Türkiye Caferileri Lideri Selahattin Özgündüz 28 Kasım 2012’de Aşura günü açılışına davet ettiği İran Meclis başkanı Ali Larcani’ye “Şamda’ki mezarların korunmasına dair İran tarafından kalıcı bir çözüm üretilmesini, Irak’da yaşananların tekerrür etmemesini, Hz. Zeyneb’in, ve Hz. Hüseyin’in, ve kırbaçla öldürülüp kulakları kesilerek küpeleri kulağından sökülerek şehid edilen 3 yaşındaki Hz. Rukiyye’nin Şam’daki mezarlarının tekfirci Selefilerin ellerine geçmemesi  için ellerinden geleni yapmalarını bu konuda kendilerinin de canlarıyla kanlarıyla ve mallarıyla hazır olgunu belirtmişlerdir.( Al Ahwaz,Farsi Tahwaz)  İşte Mudafaan Haram bu şekilde doğdu..

İran Meclis Başkanı Ali Laricani’nin ifadesi ile “İran halkının güvenliğinin teminatı, bilinç ve onuru” şeklinde ifade ettiği Mudafan Haram örgütü Irak’ta kurulan Şura El Mucahidin’in yapısına benzer bir yapı ile karşımıza çıkmaktadır. Örgüt belirli örgütlerden savaşçılardan oluşmaktadır. “En kutsal işi” yani türbe savunuculuğunu yapmaktadırlar.

Grup yapılanmasında ilk sırda göze çarpan iki grup El Fatimi (El Fatimiyyun, Liva el Fatimiyyun) Ve Zeynebiyyun (Zeynebi, Liva ez- Zeynebiyyun) başı çekmektedir. Grubun büyük kısmı muhacir (Suriye, Yemen, Irak Afganistan Pakistan Lübnan ve Filistinli) savaşçılardan oluşmaktadır.

Türbelerden gelir

İran’da türblerden cddi gelir elde edilmektedir. Masume Zeynep vb büyük türbelerin gelirleri devlet tarafından toplanırken, diğer irili ufaklı türbelerin gelirleri ise türbedarlar ve bölgesel yönetimlerce paylaşılmaktadır.

Peki dinizde türbeciliğin yeri ve hükmü nedir?

Halkını türbelerle yöneten İran’ın İslam’dan başka ve mesnetsiz argümanlarla süslediği inançları İslam’dan uzak bir tutumun eseridir. İran bu hakikatleri görmezden gelerek kültürünü kabirler üzerine inşaa ederek halkın sevgi ve nefretini türbeler ile dürü tutmayı başarmıştır… Peki İslam dininde kabirciliğin hükmü nedir?

Allah Rasülü Muhammed s.a.v seçkin sahabelerini bu iş görevlendirerek şöyle buyurmuştur:

“Tarumar etmediğin hiçbir heykel ve düzeltmediğin hiçbir yüksek kabir bırakmayasın.” (bk. Müslim, Cenaiz,93; Ebu Davud, Cenaiz, 68; Tirmizî, Cenaiz, 56; Nesai; Cenaiz,99, Ahmed b. Hanbel,1/96,129)

Oğuz GÜNEY Mira Haber için yazdı.
Kaynak: Mira Haber

Bir Cevap Yazın

GÜNÜN EN ÇOK OKUNANLARI

TÜM ZAMANLAR EN ÇOK OKUNANLAR

DİĞER GELİŞMELER