İstanbul ve Muğla’da düzenlenen dev operasyon, uluslararası bir forex ve kripto para dolandırıcılığı yapılanmasına ilişkin soruşturmanın perde arkasını ortaya çıkardı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açıklamasına göre yapılanmanın işgalci İsrail vatandaşı kişiler tarafından yönetildiği tespit edilirken, şebekenin çalışanlarına verdiği en dikkat çekici talimatlardan birinin “İsrail vatandaşlarını hedef almayın” olduğu belirtildi.
Soruşturma kapsamında katil İsrail bağlantılı kişilerin farklı ülkelerdeki yapılanmaları yönettiği, Türkiye’de ise çağrı merkezi ve çeşitli şirketler üzerinden geniş bir operasyon ağı kurulduğu tespit edildi. Savcılığın açıklamasına göre yapılanma, sosyal medya ve internet sitelerinde yüksek kazanç vaat eden forex ve kripto para reklamları yayınlayarak yabancı vatandaşlara ulaşıyordu.
Reklamlara başvuran kişilerin bilgileri sistemlere aktarılıyor, ardından farklı dilleri konuşan çağrı merkezi çalışanları devreye giriyordu.
Ancak çalışanların da sıradan müşteri temsilcileri olmadığı öne sürüldü. Soruşturma dosyasındaki tespitlere göre çalışanlara kod adlar veriliyor, mağdurların güvenini kazanabilmeleri için sahte hayat hikâyeleri hazırlanıyordu.
Kendilerini uzman gibi tanıttılar
Kendilerini Oxford gibi üniversitelerden mezun olmuş başarılı yatırım uzmanları olarak tanıtmaları dahi istenebiliyordu. İşe alınacak bazı kişilerin güvenlik güçleriyle bağlantısı bulunup bulunmadığının anlaşılması amacıyla yalan makinesi testinden geçirildiği ve testi geçemeyenlerin işe alınmadığı da soruşturma kapsamında aktarıldı.
Şebekenin çalışma düzenindeki en dikkat çekici ayrıntılardan biri ise İsrail vatandaşlarının sistematik biçimde hedef dışında tutulduğu iddiası oldu. Savcılık açıklamasına göre organizasyonu yöneten kişilerin çalışanlara İsrail vatandaşlarını dolandırmamaları yönünde talimat verdiği, yapılanmanın bunun yerine Avrupa, Asya ve Afrika başta olmak üzere farklı ülkelerdeki kişileri hedef aldığı belirlendi.
Soruşturma kapsamında ABD vatandaşlarının da hedef dışında bırakıldığına ilişkin tespitlere yer verildi.
Şüphelilerin kullandığı yöntem ise klasik bir yatırım dolandırıcılığından çok daha kapsamlı bir sistem olarak tarif ediliyor. Mağdurlara önce düşük miktarlarda yatırım yaptırılarak güven oluşturulduğu, ardından daha yüksek miktarlarda para yatırmaya ikna edildikleri öne sürüldü.
Şebekenin kontrolündeki yatırım platformlarında gerçek olmayan kâr görüntüleri oluşturulduğu ve mağdurların yatırımlarının değer kazandığına inandırıldığı belirtildi.
Mağdur parasını geri çekmek istediğinde ise sistemin ikinci aşamasına geçildiği iddia edildi. Bu kez hesap blokesi, vergi veya çeşitli masraflar öne sürülerek mağdurdan yeniden para istendiği, gönderilen paraların ise yurt dışındaki banka hesaplarına ve kripto para cüzdanlarına aktarıldığı tespit edildi. Para çekme taleplerinin ardından bazı mağdurlarla iletişimin tamamen kesildiği belirtildi.
Milyarlarca dolarlık kazanç sağlanmış
Soruşturmanın mali boyutu ise operasyonun büyüklüğünü ortaya koydu. Savcılık, mağdurlardan elde edildiği değerlendirilen haksız kazancın 3 milyar doların üzerinde olduğunu açıkladı. Bu rakam, daha önce gündeme gelen yaklaşık 13 milyar liralık işlem hacminden farklı bir kalemi ifade ediyor.
13 milyar liralık hacmin, iki yıl içerisinde ofis giderleri ve maaş ödemeleri olduğu değerlendirilen işlemler kapsamında tespit edildiği bildirildi.
Yapılanmanın Türkiye’deki ayağı da oldukça geniş çıktı. Savcılığın son açıklamasına göre 29 şirkete ait 44 çağrı merkezi ile şirket çalışanı ve yöneticisi olduğu belirlenen 239 şüpheliye ait 286 ikamet adresinin de aralarında bulunduğu toplam 328 adreste operasyon gerçekleştirildi. Operasyonda 191 şüpheli gözaltına alınırken firari şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi.
Şüphelilerin taşınır ve taşınmaz mal varlıkları ile banka, ödeme kuruluşu ve kripto para borsalarındaki varlıklarına da el konuldu.
Soruşturma, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yanı sıra MİT, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele birimleri ve MASAK’ın çalışmalarına dayanıyor. Başsavcılık, şirketlerin sahiplik ve nihai faydalanıcı yapılarında İsrail bağlantılı kişilerin ağırlıkta olduğunun tespit edildiğini daha önce açıklarken, sonraki soruşturma açıklamasında organizasyonun İsrail vatandaşı kişiler tarafından yönetildiğine ilişkin tespitlere yer verdi.
Ortaya çıkan tabloya göre soruşturmanın merkezinde yalnızca Türkiye’deki çağrı merkezleri değil, farklı ülkelerde şirketler kurarak faaliyet gösteren uluslararası bir yapılanma iddiası bulunuyor. İsrail bağlantılı kişilerin yönetimindeki yapı tarafından farklı ülkelerden mağdurların seçildiği, çalışanların sahte kimliklerle görevlendirildiği ve İsrail vatandaşlarının ise özellikle hedef dışında tutulduğu yönündeki tespitler, soruşturmanın en dikkat çekici unsurları arasında yer alıyor.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.
