Katil İsrail güçleri Suriye’nin güneyinde köylere girmeye, sivilleri gözaltına almaya, halkın canına kıymaya ve askeri operasyonlarını pervasızca sürdürmeye devam ederken Şam yönetiminden skandal niteliğinde bir mesaj geldi
Soykırımcı İsrail sahada terör estirip halkı canından bezdirirken, Suriye’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi İbrahim Olabi BM Güvenlik Konseyi’nde yaptığı konuşmada İsrail’in saldırılarını güya sert sözlerle eleştirdi. Ancak hemen ardından, işgalci güçle ABD’nin himayesinde bir güvenlik anlaşmasına varabilmek için adeta can attıklarını açıkça ilan etti.
Olabi, İsrail’in Suriye köylerine el koyduğunu, insanları öz yurtlarından sürdüğünü ve tesisleri yerle bir ettiğini itiraf etti. Buna rağmen Şam yönetimi, halkın tepkisine ve zulme kulak tıkayarak güya bölgenin savaşa sürüklenmesini önleme bahanesiyle “arabuluculuk kapısını” açık tuttuklarını savundu.
Suriye temsilcisinin iddiasına göre hükümet, ABD’nin sponsorluğunda diplomatik bir çözüm ve güvenlik anlaşması için “iyi niyetle” masaya oturdu.
Olabi, bu aciz tutumun İsrail işgalini kabul etmek ya da Suriyelilerin haklarından vazgeçmek anlamına gelmediğini iddia ederek durumu toparlamaya çalışsa da sahadaki acı gerçekler bu pasif politikayı tamamen fiyaskoya çıkardı.
Zulmü gören halk, “barışçıl” olan hükümet
Halk ille de bu zulümden kurtulmak isterken, Şam’ın teslimiyetçi diplomatik yaklaşımı ile İsrail’in sahada uyguladığı zorbalık arasındaki çelişki gözler önüne seriliyor. Nitekim BM’nin Suriye Özel Temsilci Yardımcısı Claudio Cordone bile aynı toplantıda durumun vahametini gözler önüne serdi.
Cordone; İsrail’in güney Suriye’deki işgal faaliyetlerinin kesintisiz sürdüğünü, Kuneytra ve Batı Dera’da neredeyse her gün baskınlar yapıldığını, geçici kontrol noktaları kurulduğunu, evlerin basıldığını ve sivil alanların topçu ateşine tutulduğunu açıkladı. BM yetkilisi, bu haydutça faaliyetlerin 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nı açıkça çiğnediğini vurgulayarak İsrail’in Suriye’nin egemenliğine yönelik ihlallerine derhal son vermesi çağrısında bulundu.
Üstelik İsrail’in zorbalığı yalnızca askeri mevzilerle sınırlı kalmıyor; doğrudan masum sivilleri hedef alıyor. Eylül ayının başında İsrail güçlerinin, Kuneytra’nın güneyinde kendi halinde koyunlarını otlatan gencecik bir Suriyeliyi zorla gözaltına alıp işgal altındaki Golan’a kaçırdığı belgelendi.
Bölge halkı sürekli olarak baskınlar, yol kesmeler, ev aramaları ve keyfi tutuklamalarla sindirilmeye çalışılıyor. Hatta Nisan ayında BM’nin UNDOF gücü bölgeye giderek İsrail güçlerinin yaptığı baskınlar ve gözaltılar hakkında çaresiz kalan bölge sakinlerinin feryatlarını ve ifadelerini bizzat kaydetmek zorunda kaldı.
Halkın devlete öfkeli
Halk sahada İsrail zorbalığıyla boğuşur ve hükümetten koruma beklerken, Şam yönetiminin takındığı bu tavır ülkedeki en büyük öfke kaynaklarından biri haline geliyor. İsrail sahada askeri varlığını genişletiyor, masum Suriyelileri gasp ediyor, öldürüyor ve tutukluyor.
BM yetkilileri bile bu ihlalleri kınarken, Şam yönetimi askeri bir karşılık vermek yerine hâlâ Washington aracılığındaki güvenlik görüşmelerinde medet umuyor.
Olabi’nin BM’deki açıklamaları bu teslimiyetçi anlayışı net bir şekilde özetledi. Suriye temsilcisi, İsrail’in tepelerinden bombalar yağdırdığını, sınırları ihlal ettiğini bile bile hâlâ utanmadan “diplomatik çözümlere” ve ABD himayesindeki bir güvenlik anlaşmasına sarılmak istediklerini belirtti.
Şam yönetimi aklınca İsrail’in mevcut varlığını resmiyette tanımadan 1974 düzenine dönmeyi hedeflediği illüzyonuna sığınıyor.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.
