Türkiye’nin Şam Uluslararası Havalimanı’nda attığı son adım İsrail’de alarm zillerini çaldı
Siyonist basında peş peşe yayımlanan analizlerde, ASELSAN tarafından geliştirilen HTRS-100 radar sisteminin Şam Uluslararası Havalimanı’na konuşlandırılmasının katil İsrail Hava Kuvvetleri’nin Suriye üzerindeki operasyonel serbestisini önemli ölçüde kısıtlayabileceği öne sürüldü.
İşgalci İsrail güvenlik çevreleri, bu gelişmeyi yalnızca teknik bir modernizasyon değil, bölgedeki güç dengelerini değiştirebilecek stratejik bir hamle olarak değerlendiriyor.
İsrail’in İbranice yayın yapan Maariv gazetesinin Alma Araştırma ve Eğitim Merkezi’nin analizine dayandırdığı haberde, Şam Havalimanı’na kurulan HTRS-100 radarının “potansiyel tehlike” oluşturduğu ifade edildi. Haberde radarın yaklaşık 80 ila 100 deniz mili (150-185 kilometre) menzilde üç boyutlu hava resmi oluşturabildiği, bu kapsama alanının yalnızca Şam çevresini değil, Lübnan‘ın büyük bölümünü ve İsrail’in kuzey hava sahasına kadar uzanan bir bölgeyi içine aldığı belirtildi.
İsrail basınına göre endişenin temelinde, radarın sahip olduğu ileri teknolojik kabiliyetler bulunuyor. S-band frekansında çalışan sistemin kötü hava şartlarında dahi yüksek doğrulukla hedef tespiti yapabildiği, elektronik karıştırmaya karşı dayanıklı olduğu, Dost-Düşman Tanıma (IFF) sistemi sayesinde hava unsurlarını sınıflandırabildiği ve herhangi bir bileşeni devre dışı kalsa bile çalışmaya devam edebilen yedekli mimariye sahip olduğu ifade ediliyor.
Bu özelliklerin, İsrail savaş uçakları ve insansız hava araçlarının Suriye üzerindeki hareketlerinin daha yakından izlenmesine imkan sağlayabileceği değerlendiriliyor.
Türkiye’nin Suriye’de olması İsrail’i endişelendiriyor
İşgalci İsrail’deki analizlerde asıl kaygının, radarın tek başına oluşturduğu tehditten ziyade Türkiye’nin Suriye’de inşa ettiği yeni askeri ve teknik altyapının bir parçası olması olduğu vurgulanıyor. Güvenlik çevreleri, Şam’daki radarın ileride kurulabilecek hava savunma sistemleri, komuta-kontrol merkezleri ve diğer erken uyarı unsurlarıyla entegre edilmesi halinde İsrail’in yıllardır büyük ölçüde serbest şekilde yürüttüğü hava operasyonlarının daha karmaşık hale gelebileceğini savunuyor.
Bazı Siyonist medya kuruluşları ise daha da ileri giderek radarın, İsrail’in yalnızca Suriye’deki değil, İran’a yönelik uzun menzilli hava operasyonlarını da dolaylı olarak etkileyebileceğini öne sürdü.
İddialara göre gelişmiş radar ağı, İsrail Hava Kuvvetleri’nin bölgedeki uçuş faaliyetlerinin daha erken tespit edilmesine ve operasyonel gizliliğin azalmasına neden olabilir.
Türkiye: “Radar sivil havacılıkta kullanılıyor”
Ancak Türkiye ve Suriye cephesinden yapılan resmi açıklamalar, İsrail medyasındaki bu değerlendirmelerle örtüşmüyor. Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz, HTRS-100 sisteminin Şam Havalimanı’nda uçuş güvenliğini artırmak, hava trafiğini modern standartlara ulaştırmak ve özellikle gece uçuşlarını mümkün kılmak amacıyla kurulduğunu açıklamıştı.
Suriye Sivil Havacılık ve Hava Taşımacılığı Genel Müdürlüğü de radarın tamamen sivil hava seyrüseferi ve hava trafik yönetimi amacıyla kullanıldığını, askeri bir görev üstlenmediğini vurguladı.
Öte yandan İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi de “Türkiye’nin Şam Uluslararası Havalimanı’na askeri operasyonlar amacıyla radar sistemi kurduğu” yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını açıkladı. Merkez, kurulan HTRS-100 sisteminin uluslararası sivil havacılık standartları kapsamında hava trafik kontrolü ve uçuş güvenliği için hizmet verdiğini, askeri amaçla konuşlandırıldığı yönündeki iddiaların dezenformasyon niteliği taşıdığını bildirdi.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.
