İslam medeniyetinin taşıyıcı kolonu: Vakıf

İslam medeniyetini ayakta tutan kurumların başında vakıf gelir. Camiden çeşmeye, medreseden hastaneye, köprüden aşevine kadar asırlar boyunca toplumun ihtiyaçlarının büyük bölümü devlet hazinesinden değil, vakıflardan karşılandı.
Vakıf nedir?
Vakıf, bir kimsenin malını Allah rızası için kalıcı olarak bir hayır işine ayırmasıdır. Vakfedilen malın aslı satılamaz, miras bırakılamaz; yalnızca geliri veya faydası, belirlenen amaçta kullanılır. Böylece bir kişinin hayrı, kendisi öldükten sonra da yüzyıllarca sürer.
Sünnetteki dayanağı
Hz. Ömer, Hayber’den kendisine düşen değerli bir araziyi ne yapacağını sorduğunda Resûlullah ﷺ, “İstersen aslını alıkoyar, gelirini sadaka olarak verirsin” buyurdu. Hz. Ömer de araziyi satılmamak, hibe edilmemek ve miras bırakılmamak üzere fakirlere, akrabalara ve yolculara vakfetti (Buhârî, Şurût, 19; Müslim, Vasiyyet, 15).
Resûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur: “İnsan ölünce ameli kesilir; ancak üç şey müstesnadır: sadaka-i câriye, faydalanılan ilim ve kendisine dua eden salih evlat” (Müslim, Vasiyyet, 14). Âlimler vakfı, sadaka-i câriyenin en açık örneği saymıştır.
Osmanlı’da vakıf medeniyeti
Osmanlı şehirleri büyük ölçüde vakıflarla kuruldu. Bir külliyenin camisi, medresesi, imareti ve hamamı; dükkânlardan ve arazilerden gelen kira gelirleriyle yüzyıllarca ayakta kaldı. Hasta hayvanlara, kuşlara, borçlu düşenlere, çeyiz bulamayan kızlara kadar uzanan vakıflar kurulduğu bilinmektedir.
Bugüne bakış: Gelinen nokta ve çıkarılacak ders
Bir zamanlar fakirin karnını, öğrencinin barınağını, yolcunun yatağını vakıflar sağlıyordu. Bugün ise ümmetin ihtiyaçları çoğunlukla ya devletlere ya da uluslararası kuruluşlara bırakılmış durumda. Gazze’de, Suriye’de, Afrika’da Müslümanların yardımına çoğu zaman yine Müslüman olmayan kurumlar koşuyor; zengin Müslüman ülkelerin servetleri ise başka yerlerde değerlendiriliyor.
Vakıf anlayışının dersi şudur: Ümmet, kendi ihtiyacını kendi imkânıyla karşılayabilecek güçtedir; yeter ki hayır, bir günlük bağıştan kalıcı bir kuruma dönüşsün. Bir kuyu, bir okul, bir yetim evi; sahibi öldükten sonra da yaşayan sadakalar, ümmeti yeniden ayağa kaldıracak olan da bu ruhtur.
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Vakıf” maddesi; Buhârî, Şurût, 19; Müslim, Vasiyyet, 14-15. Görsel: İstanbul’da Ayasofya İmareti (Wikimedia Commons, R Prazeres, CC BY-SA 4.0).




Yorum yaz