IMG 20260110 161307 041

İran’da protestocular camiyi ateşe verdi, “Hamaney’e ölüm” sloganları yükseldi!

İran’da protestolar 13. güne taşındı: Başkent Tahran’da cami ve belediye binası ateşe verildi

İran’da 28 Aralık’ta hayat pahalılığı ve rejim karşıtı tepkilerle başlayan büyük ölçekli protestolar, on üçüncü gününde daha da sertleşti. Ülke genelinde ekonomik çöküntü ve siyasi baskıya karşı sokaklara çıkan göstericiler, başkent Tahran’ın Saadat Abad semtindeki El-Rasul Camii’ni ateşe verirken, güneybatıdaki Karaj kentinde bir belediye binasını da kundakladı. Tahran sokaklarında “Hamaney’e ölüm” sloganları yükseldi; bazı görüntüler protestocuların devlet kurumlarına ve bankalara saldırdığını da gösteriyor. Bu olaylar, protesto hareketinin daha başlangıçtaki taleplerinin ötesine geçerek devlet kurumlarına yöneldiğinin işareti oldu.

İnternet kesintileri ülke genelinde sürüyor; Netblocks adlı izleme grubu ülke çapında yaklaşık 36 saattir erişimin ciddi şekilde engellendiğini açıkladı. Resmî olmayan verilere göre şimdiye kadar en az 50 protestocu ve 15 güvenlik görevlisi yaşamını yitirdi, 2 300’den fazla kişi gözaltına alındı.

IMG 20260110 161307 505

İran ordusu ve güvenlik güçleri şiddet olaylarını “yabancı odakların provokasyonu” olarak nitelendirerek kamu ve stratejik altyapının korunacağını duyurdu. Bakanlar, protestolara dış müdahale iddialarında bulunurken aynı zamanda gösterilerin suç eylemine dönüştüğünü söylüyor.

Dünya kamuoyu ise İranlıların taleplerine ilişkin çifte standart tartışmalarıyla bölünmüş durumda. Batı medyası ve bazı liderler ekonomik özgürlük ile ifade özgürlüğü taleplerine destek verirken, İran yönetimi bu dış sesleri “müdahale” olarak görüyor. Bu gerginlik, İran iç siyaseti ile Batı’nın politik çıkarları arasındaki çakışmaların bir yansıması olarak sürüyor.

Trump darbe tehdidinde bulundu

ABD Başkanı Donald Trump’ın ise İran’daki hükümet karşıtı protestoları gerekçe göstererek “çok güçlü bir darbe” tehdidinde bulunması, Washington’un iç siyasi gelişmeleri dış müdahale söylemiyle birleştirme alışkanlığını yeniden gündeme taşıdı. Fox News’e verdiği röportajda yapılan açıklamalar, ABD’nin insan hakları söylemini askeri baskı aracı olarak kullandığı eleştirilerini güçlendirdi.

Trump’ın, İran yönetimini önceden uyardığını söylemesi ve protestoları “benzeri görülmemiş” olarak tanımlaması, sahadaki karmaşık tabloyu tek taraflı bir anlatıya indirgedi. Sokaklardaki kalabalıklar ve siyasi hoşnutsuzluk iddiaları, dış müdahale tehdidiyle birlikte sunulurken, olası bir askeri adımın bölgesel sonuçlarına dair somut bir değerlendirme yapılmadı.

Öte yandan Trump’ın, İranlıları “cesur insanlar” olarak nitelemesi ve rejimin sokak baskısıyla çökeceğini ima etmesi, ABD’nin başka ülkelerin iç dengeleri üzerinden açık siyasi yönlendirme yaptığı eleştirilerine yol açtı. Bu söylem, Washington’un krizleri tırmandıran üslubunu sürdürdüğünü gösterirken, gerilimi düşürmeye dönük bir diplomatik çerçeve sunmadı.

Kaynak: Mira Haber

Bir Cevap Yazın