photo 2026 08 30 17 02 54

İngiltere ve ABD, kendi vatandaşlarını İsrail’den koruyamadı!

İşgal altındaki Batı Şeria’da yasadışı Yahudi yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırıları yeni bir boyuta ulaştı

Nablus’un güneyindeki Kasra’dan Celud’a, El-Halil’in güneyindeki Masafer Yatta’ya kadar uzanan saldırılarda Filistinlilerin evleri kuşatıldı, siviller mahsur bırakıldı, sağlık ekipleri ve gazeteciler hedef alındı. Şiddetin boyutu öylesine büyüdü ki bu kez saldırıların hedefinde ABD merkezli NBC News‘in gazetecileri de vardı.

Nablus’un güneyindeki Kasra köyünde maskeli yerleşimciler, Filistinli bir ailenin yapım halindeki evini kuşattı. Taşlarla saldırıya uğrayan evde bulunan 7 Filistinli içeride mahsur kaldı. Olay yerine gelen İsrail askerleri ise yerleşimcileri gözaltına almak yerine evin içerisindeki Filistinlilere göz yaşartıcı gaz kullandı ve bazılarını gözaltına aldı.

Ev sahibi Luay Bayruti, katil İsrail askerlerinin kendisini kelepçeleyip gözlerini bağladıktan sonra dövdüğünü söyledi. Soykırım ordusu ise müdahaleyi “isyancıları dağıtmak ve evin sakinlerini korumak” şeklinde savundu.

Kasra’daki saldırı, bölgede haftalardır devam eden kuşatmanın ardından geldi. Daha önce de yerleşimciler Filistinlilerin yaşadığı evlere giden yolları kapatmış, ailelerin giriş çıkışını engellemiş ve bazı evlerin elektrik ve su bağlantılarını kesmişti. ABD’nin faşist İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, daha önce evlerin önünü kapatarak Filistinlileri mahsur bırakan yerleşimciler için “İsrailli teröristler” ifadesini kullanmıştı.

NBC News de hedef alındı

Nablus yakınlarındaki Celud’da NBC News ekibi, yerleşimcilerin evinden çıkardığını belirten Filistinli Aida Ahmed Abdullah ile röportaj yaptığı sırada saldırıya uğradı. Ekip, Abdullah ile birlikte evinin bulunduğu bölgeye doğru ilerlerken İsrail plakalı bir araçtan maskeli kişiler çıktı. Saldırganlar sopalar ve taşlarla Filistinli kadına ve gazetecilere saldırdı.

NBC muhabiri Matt Bradley kolundan yaralanırken, yapımcı, kameraman ve diğer ekip üyeleri de saldırıda darbe aldı. Saldırının kendisi NBC kameraları tarafından kaydedildi.

Görüntülere yansıyan saldırı, Batı Şeria’daki yerleşimci şiddetinin artık yalnızca Filistinli sivilleri hedef alan bir saldırı dalgası olmaktan çıktığını da gözler önüne serdi. Uluslararası bir Amerikan medya kuruluşunun gazetecileri dahi kameraların önünde sopalarla dövüldü. İsrail güvenlik güçleri bazı araçlara el koyduğunu açıklasa da saldırganların tutuklandığına ilişkin bir açıklama yapılmadı.

İngiliz aktivist de alıkonuldu

Batı Şeria’nın güneyinde, El-Halil çevresindeki Masafer Yatta bölgesinde de benzer bir tablo yaşandı. Yerleşimcilerin Filistinlilere ve yabancı aktivistlere yönelik saldırılarında İngiliz aktivist Finn Joughin de alıkonuldu.

Filistinli kaynaklar Joughin’in yerleşimciler tarafından tutulduktan sonra İsrail güçlerine teslim edildiğini bildirirken, işgal polisi olay hakkında farklı bir iddia ortaya attı ve aktivistin bir çocuğa yönelik uygunsuz davranış şüphesiyle gözaltına alındığını savundu. Joughin’in avukatı ise suçlamayı reddetti.

Yerleşimci saldırılarının sağlık ekiplerini de hedef aldığı Batı Şeria’da, Filistin Kızılayı ekipleri daha önce yaralılara ulaşmaya çalışırken saldırılara maruz kalmıştı. Kasra’da evleri kuşatılan Filistinlilere ulaşmaya çalışan sağlık ekiplerinin hareketlerinin engellenmesi, bölgede sivillere yardım ulaştırılmasının dahi giderek daha tehlikeli hale geldiğini gösteriyor.

Tüm bu saldırılar, tek tek “münferit olaylar” olarak görülemeyecek kadar geniş bir şiddet dalgasının parçası. Birleşmiş Milletler ve insan hakları kuruluşları, 2026 boyunca Batı Şeria’daki yerleşimci saldırılarında ciddi artış yaşandığına dikkat çekiyor. Saldırılar evlere baskın düzenlenmesinden tarım arazilerinin tahrip edilmesine, fiziksel saldırılardan Filistinlilerin yaşadıkları bölgelerden çıkarılmasına kadar uzanıyor.

Soykırımcı Başbakan Binyamin Netanyahu ise saldırıların ardından yerleşimci şiddetini kınayarak failleri “bir avuç isyancı” olarak nitelendirdi. Ancak açıklama, sahadaki tabloyu değiştirmiş değil. Kasra’da Filistinlilerin evlerinin çevresinde yerleşimciler tarafından kurulan kuşatma sürerken, Celud’da gazeteciler kameraların önünde saldırıya uğradı.

Üstelik İsrail askerlerinin bazı olaylarda saldırganları durdurmak yerine Filistinlileri gözaltına alması, İsrail yönetiminin kınamalarının sahadaki uygulamalarla arasındaki uçurumu daha da görünür hale getiriyor.

ABD’den tepki

Şiddetin büyümesi Washington’da da tepkiye neden oldu. ABD Senatosu’ndaki 47 Demokrat senatörden 45’i, 26 Ağustos’ta Netanyahu’ya ortak bir mektup göndererek yerleşimci saldırılarını durdurması ve Filistinlilere yönelik kitlesel tutuklamalara son vermesi çağrısında bulundu.

Senatörler İsrail makamlarından yerleşimci saldırılarına karşı güvenlik güçlerine açık talimat verilmesini, saldırıların soruşturulmasını, Filistinlilere ve camilere yönelik saldırıların faillerinin hesap vermesini ve yasa dışı yerleşim karakollarının genişletilmesinin durdurulmasını istedi.

Mektupta ayrıca 2022’den bu yana yerleşimciler veya soykırım güçleri tarafından öldürüldüğü belirtilen 9 Amerikan vatandaşının ölümleriyle ilgili soruşturmaların tamamlanması talep edildi. Bu ayrıntı, yerleşimci şiddetinin artık yalnızca Filistin-İsrail meselesi olarak değil, Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve Washington-Tel Aviv ilişkileri açısından da ciddi bir kriz başlığı haline geldiğini ortaya koydu.

Kaynak: Mira Haber

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir