Pedofili başta olmak üzere birçok skandaldan hüküm giyen Jeffrey Epstein’ın 2017’de Körfez’de patlak veren kriz sırasında Katarlı bir iş insanına gönderdiği e-postalar, perde arkasında yürütülen kirli diplomasiyi gözler önüne serdi
ABD Adalet Bakanlığı’nın hafta sonu yayımladığı yeni belge paketinde yer alan yazışmalar, Epstein’ın Katar ile Birleşik Arap Emirlikleri-Suudi Arabistan ekseni arasında yaşanan derin diplomatik kopuşa doğrudan müdahil olmaya çalıştığını ortaya koydu. Belgelerde Epstein’ın, krizin çözümünde İsrail’le normalleşmeyi kilit bir koz olarak sunduğu görülüyor.
Buna göre Epstein, Katar’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın desteğini kazanabilmesi için İsrail’e adeta “şarkı söyleyip dans etmesi” gerektiğini savundu.
“Katar İsrail’e razı olmalı”
9 Temmuz 2017 tarihli bir e-postada Epstein, “Jabor Y” olarak tanımladığı kişiye açık bir teklif sunuyor. Mesajında, Katar halkının İsrail’i tanımaya razı olması hâlinde bunun “ilginç sonuçlar doğurabileceğini” belirten Epstein, aksi durumda ise Katar’ın “terör mağdurlarına yardım” adı altında 1 milyar dolarlık bir fon kurmasını ve diğer Körfez ülkelerinin de bu fona katkı yapmaya zorlanmasını öneriyor.
Sonraki yazışmalarda “Jabor Y”nin aslında Katar kraliyet ailesinden bir isim olan Cabur Yusuf Casim El Sani olduğu anlaşılıyor. El Sani’nin, 2016 tarihli bir belgede Epstein’ın özel uçağının Doha’ya inişi için izin talep ettiği de dosyalarda yer alıyor.
Nitekim Haziran 2017’de Suudi Arabistan ve BAE öncülüğündeki Arap ülkeleri Katar’la tüm diplomatik ilişkileri kesmiş, kara, hava ve deniz ablukası başlatmıştı. Dönemin ABD Başkanı Donald Trump da bu ablukaya açık destek vermişti.
Epstein ise yazışmalarında, Katar’ın “itiraz etmeyi bırakıp” İsrail’le yakınlaşması hâlinde tüm sorunlarının ortadan kalkabileceğini iddia ediyordu.
“Hindistan’ın yaptığını yapın”
Bu noktada Hindistan örneğini öne süren Epstein, Başbakan Narendra Modi’nin İsrail’le kurduğu yakın ilişkiyi Trump’a yaranmanın yolu olarak gösterdi. Epstein, bunun hakkında “Modi tavsiye aldı, ABD Başkanı için İsrail’de şarkı söyledi, dans etti. Birkaç hafta önce görüşmüşlerdi. Ve işe yaradı!” ifadelerini kullandı.
1980’lerden bu yana istihbarat ağları ve silah tüccarlarıyla bağlantıları bilinen Epstein’ın, özellikle eski İsrail Başbakanı Ehud Barak ile son derece yakın ilişkiler kurduğu da belgelerde dikkat çekiyor.
2019’da New York’taki hücresinde “intihar” ettiği açıklanan Epstein’ın, ölümüne kadar Katar ablukasını yakından takip ettiği ve Barak’la birlikte gayrıresmi (track II) diplomasi yürüttüğü anlaşılıyor.
“Türkler varken askeri seçenek mümkün değil”
30 Haziran 2017 tarihli bir başka e-postada Epstein, Katar’a olası bir askeri müdahalenin Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ülkedeki varlığı nedeniyle engellendiğini yazdı. Kuveytli akademisyen ve eski bakan olduğu düşünülen Enes er-Reşid’e gönderdiği mesajda, “Türkler içerideyken askeri seçenek artık mümkün görünmüyor” dedi.
Türkiye, 2015’te Katar’daki ilk askeri üssünü kurmuş, 2017 yazında ise Suudi Arabistan ve BAE’nin tüm baskılarına rağmen askeri varlığını ciddi biçimde artırmıştı.
Temmuz 2017’ye gelindiğinde Epstein, kendisini Katar krizini çözebilecek bir arabulucu olarak pazarlamaya başlamıştı. 4 Temmuz’da Reşid’e yazdığı bir e-postada, Katar’ın eski başbakanı Hamad bin Casim bin Cabir El Sani (HBJ) ile Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (MBS) arasında yüz yüze bir görüşme ayarlanmasını önerdi.
Epstein, Katar’ın eski başbakanı HBJ’yi Körfez’deki “tek yetişkin” olarak nitelendiriyordu.
Bu görüşmenin gerçekleşip gerçekleşmediği netlik kazanmasa da Epstein’ın, Ehud Barak ile Katarlı muhatapları arasında doğrudan bir buluşmayı organize ettiği kesinleşti. 10 Kasım 2018’de Barak’a gönderdiği kısa bir mesajda, “Az önce HBJ’den ayrıldım. Sizinle oturmak istiyor” ifadelerini kullandı.
Bu yazışmalar, Epstein’ın eski İsrailli ve Katarlı üst düzey yetkililer arasında fiilen bir arka kapı diplomasisi yürüttüğünü açıkça ortaya koyuyor. İsrail askeri istihbaratının eski başkanı ve 2007–2013 yılları arasında savunma bakanlığı yapmış olan Barak’ın, Katar tarafındaki temasları Cabur El Sani aracılığıyla yürütüldü.
Aralık 2018’de Londra’daki ultra lüks One Hyde Park rezidanslarında gerçekleşen görüşmenin ardından Barak, El Sani’ye bir teşekkür e-postası gönderdi. Mesajda, “Zaman ayırdığı için HBJ’ye teşekkürlerimi iletin. Görüşmemizden büyük memnuniyet duydum, ileride tekrar bir araya gelmeyi umuyorum” ifadeleri yer aldı. E-postanın kopyasında Epstein da bulunuyordu.
Takip eden yazışmalarda tarafların bir “güvenlik şirketi” fikrini ele aldığı anlaşılıyor. El Sani, Barak’a gönderdiği mesajda, görüşmeyi ayarlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirirken, Şeyh Hamad’ın sohbetten son derece memnun kaldığını ve ileride yeni buluşmalar için istekli olduğunu belirtti.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.