DOĞU Türkistan

Çin’e yaranmak için vicdansız ceza: Kazakistan’dan büyük skandal

Kazakistan’ın Taldıkorgan şehrinde geçtiğimiz haftalarda görülen utanç verici davada, Doğu Türkistan’daki yakınlarının özgürlüğü için ses yükselten 19 kişi, “ulusal nefreti körükleme” gibi zorlama bir suçlamayla mahkûm edildi. Mahkemenin ağır ve vicdansız kararları, hem cezaların sertliği hem de yargılamanın adaletsizliği nedeniyle büyük öfke oluşturdu.

13 Nisan 2026’da açıklanan kararla sanıklara 5 yıla varan hapis cezaları verildi. Bir kısmına “özgürlük kısıtlaması” uygulanırken, hepsine 3 yıl boyunca kamu ve siyasi faaliyet yasağı getirildi. Bu yasak, adeta seslerini sonsuza dek susturma girişimi olarak değerlendiriliyor.

Davada öne çıkan isimlerden Bekzat Maksuthan 5 yıl gerçek hapis cezasına çarptırıldı. Hukuk danışmanı Nazigül Maksuthan ise 4 yıl 8 ay özgürlük kısıtlaması aldı. Bazı kadın sanıkların cezaları ise küçük çocukları olduğu gerekçesiyle ertelendi ya da elektronik kelepçeyle ev hapsine çevrildi. Bu durum, cezaların keyfiliğini ve vicdani bir temelden yoksun olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

En çarpıcı skandallardan biri, duruşmada tutuklu sanıkların mahkeme salonuna bile getirilmemesi oldu. Karar, çoğu sanığın yokluğunda okundu. Sadece ev hapsindekiler süreci izleyebildi. Bu, adaletten ziyade göstermelik bir yargılama tiyatrosu izlenimi verdi.

Olayın temelinde, 2025 Kasım ayında Taldıkorgan’a bağlı Kaljat köyü yakınlarında düzenlenen protesto gösterisi yer alıyor. Göstericiler, Çin’in Doğu Türkistan’da sürdürdüğü baskı politikaları ve toplama kamplarında tutulduğu belirtilen yakınları için eylem yaptı.

Protestocular, eylem sırasında Çin bayrağı ile Xi Jinping’in posterini yaktı. Katılımcılar, kamplarda tutulan akrabalarının serbest bırakılmasını, Kazakistan ile Çin arasındaki vize muafiyetinin kaldırılmasını ve Çin’de gözaltında bulunduğu ifade edilen Kazak vatandaşı Alimnur Turganbay’ın iadesini talep etti.

Kazakistan makamları ise gösteriyi “Çin halkına karşı ulusal nefreti körükleme” olarak değerlendirdi ve eylemin organize bir provokasyon olduğunu savundu.

İnsan hakları örgütleri karara sert tepki gösterdi. Amnesty International ve Human Rights Watch, sanıkların derhal serbest bırakılmasını talep ederek, davanın ifade özgürlüğünü ciddi şekilde ihlal ettiğini belirtti. ABD Temsilciler Meclisi üyesi James McGovern de benzer kaygılarını kamuoyuyla paylaştı.

Bu dava, Kazakistan’ın Çin’e ekonomik ve siyasi bağımlılığının, kendi vatandaşlarının protesto ve ifade hakları üzerindeki etkisini bir kez daha gündeme getirdi.

Doğu Türkistan’daki yakınları için ses çıkaran bireylerin ağır cezalara çarptırılması, bölgedeki otoriter uygulamalara ilişkin herhangi bir hareket artırmamakla birlikte hâlen uluslararası alanda belirgin bir sessizlik devam ediyor.

Kaynak: Mira Haber

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir