İçeriğe geç
18 Ekim 2026 | 7 Cemaziyelevvel 1448 Pazar 07:17
Analiz

Ceket Paris’ten, etek Londra’dan, yasak Bakü’den: Bunun adı Türklük mü?

Haber Merkezi 2 dk okuma 23 okunma
Ceket Paris’ten, etek Londra’dan, yasak Bakü’den: Bunun adı Türklük mü?

Azerbaycan’da “millilik ve laiklik” adına başörtülü kız çocukları okul kapısından çevriliyor. Yasağın soyağacında Oğuz Kağan yok, Moskova var.

Bir okul kapısı. Kapıda bir müdire hanım. Üzerinde 17. yüzyıl Fransız saray modasından kalma yakalı gömlek, 19. yüzyıl İngiliz iş dünyasının icadı ceket-etek takımı, ayağında Avrupa salonlarının topuklusu. Karşısında on üç yaşında bir kız çocuğu, başında örtüsü.

Ve müdire hanım, Avrupa vitrininden çıkmış bu kostümün içinden millî bir haykırışla eli kalkıyor: “Biz Arap-Fars değiliz!”

Haklısınız hanımefendi, değilsiniz. Kıyafetinize bakılırsa Paris ile Londra arasında bir yerdesiniz.

Adı konmayan yasak

Bakü’nün hukuk terzileri işini ustaca yapmış. Bakanlar Kurulu’nun 21 Eylül’de değiştirdiği kararda “başörtüsü” kelimesi yok; sadece okul formasının “bütünlüğünü bozan” ve “laiklik ilkesine uymayan” kıyafet unsurları var. Kâğıtta yok, kapıda var. Kanunun adını koymaya cesaret edemediği yasağı, okul müdürü tabelaya yazıyor.

Cesaret edemediğiniz bir şeyi neden yapıyorsunuz?

Kelağayı: Sahnede Türk, sırada Arap

Asıl mizah burada. Azerbaycan devleti, kadınların başına örttüğü ipek başörtüsü kelağayıyı 2014’te UNESCO’ya “millî kültürel miras” diye tescil ettirdi. Yeni düzenleme de millî ve kültürel etkinliklerde millî kıyafete izin veriyor.

Yani aynı örtü, sahnede halay çekerken Türk; bir kız çocuğu Allah için taktığında Arap oluyor. Örtü başa değil, niyete göre millîleşiyor. Folklor serbest, inanç kaçak.

Nenelerimizin yaşmağı, örpeği, kelağayısı kimden kaldı? Dede Korkut’un kadınları başı açık mı dolaşıyordu? “Türklük” diye satılan bu yasağın gerçek soyağacında Oğuz Kağan yok; 1920’lerde çarşafları meydanlarda yaktıran Bolşevik ideolojisi var. Eski bir Moskova malının üzerine yeni bir “Türk malı” etiketi yapıştırılmış, o kadar.

Azerbaycan okul kapısında başörtülü öğrencileri geri çeviren müdire karikatürü
Temsilî karikatür: Gömleği Fransa’dan, takımı İngiltere’den gelen müdire, başörtülü öğrencilere “Biz Arap-Fars değiliz!” diyor.

Hürriyet, devletin seçtiği renkte

Laiklik, devletin dine karışmaması diye öğretilmişti. Bakü’deki versiyonda ise devlet, on üç yaşındaki kızın başına ne koyacağına karışıyor ve buna “özgürlük” diyor.

Başörtülü bir öğretmenin söylediği şey, bu tartışmanın en akıllı cümlesi oldu: Örtüyü takmak da çıkarmak da kendi seçimi olmalı. İşte özgürlük budur. Gerisi, ceketi değiştirilmiş bir dayatmadır.

“Hayat tarzımıza karışmayın”

Tepkiler yükselince Bakü’den, Türkiye’ye dokundurmalı bir uyarı geldi: Hayat tarzımıza karışmayın.

Pekâlâ. Peki bir kız çocuğunun hayat tarzına kim karışıyor? Okul bahçesinde ders işlemek zorunda kalan öğrencilere, gözaltına alınan velilere, işinden edilen öğretmenlere hayat tarzını kim dayatıyor?

“İki devlet, tek millet” diyoruz. Doğru. Tek milletsek, ortak hafızamız da var. Bu milletin bir yarısı, 28 Şubat’ın ikna odalarını, okul kapısında ağlayan kızları, peruk takmak zorunda kalan öğrencileri çok iyi hatırlıyor. Kardeşlik, kardeşin yanlışa düştüğünü görünce susmak değil, “o yoldan biz geçtik, sonu utançtır” demektir.

Tabelalar da müzeye kalkar

Okul kapısındaki o tabela, “Hicaplı öğrencilerin girişi yasaktır”, bir gün müzeye kaldırılacak. Tıpkı bizdeki ikna odalarının bugün utançla anıldığı gibi.

Çünkü Türklük, bir kız çocuğunu okul kapısında ağlatacak kadar dar bir elbise değildir. Ve o elbiseyi Paris’te dikip Bakü’de “millî” diye giydirmeye kalkanlar, önce kendi aynalarına bakmalıdır.

İlgili haberler:
Azerbaycan devlet televizyonu ele mi geçirildi? Hicaba “Arap-Fars kültürü” kılıfı!
Azerbaycan’da laiklik Müslüman çocukları vurdu: Karabağ gazisi isyan etti!

İlginizi Çekebilir

Yorum yaz

E-posta adresiniz yayımlanmaz.