image 2026 07 28 17 01 30

“Burası Yahudi devleti”: İsrail’deki Filistinlilere Arapça yasağı!

İsrail vatandaşı Filistinlilerin iş yerlerinde Arapça konuşmalarının engellendiğine yönelik raporlar son aylarda artış gösteriyor

Hastanelerden eczanelere, perakende mağazalarından farklı iş kollarına kadar birçok alanda çalışan Filistinliler, ana dillerini kullandıkları gerekçesiyle baskıya maruz kaldıklarını ve ayrımcı uygulamalarla karşılaştıklarını dile getiriyor.

Bu iddialardan biri, İsrail vatandaşı genç bir Filistinli kadının çalıştığı mağazada yaşandı. Genç kadın, mağaza müdürünün çalışanların bulunduğu WhatsApp grubuna gönderdiği mesajla iş yerinde Arapça konuşulmasının yasaklandığını bildirdiğini anlattı.

Çalışanlar ilk etapta bu talimatı ciddiye almayarak günlük çalışmalarına devam etti. Ancak ertesi gün müdürün tavrı nedeniyle sessiz kalmaya çalıştıklarını söyledi.

Buna rağmen mağazada çalışan Filistinli bir personelin, depoya bir kutu götüreceğini söylerken cümlesinde İbranice “depo” kelimesini kullanmasına rağmen yalnızca diğer kelimeleri Arapça konuşması müdürün sert tepkisine yol açtı. İddiaya göre müdür bağırmaya başladı, kutuları tekmeledi ve çalışanlara Arapça konuşmalarının kesinlikle yasak olduğunu söyledi.

Filistinli çalışan, müdürün kendilerine, “Burası Yahudi devleti. Burada sadece İbranice konuşulur. Arapça evde konuşulur.” ifadelerini kullandığını aktardı.

Çalışanın anlattıklarına göre mağazada görev yapan personelin tamamı Filistinliydi ve mağazada bulunan tek Yahudi İsrailli kişi müdürdü. Arapça konuşma yasağının, mağaza kapalıyken ve içeride müşteri bulunmadığı zamanlarda dahi sürdürüldüğü bildirildi.

Çalışma şartları işkenceye çevirildi

Bazı çalışanların uygulamaya itiraz etmesi üzerine yaklaşık iki ay boyunca kendilerine vardiya verilmediği, daha sonra ise ulaşımı zor olan farklı şubelere gönderilmelerinin teklif edildiği belirtildi. Filistinli çalışan, şirketin müdür hakkında işlem yapmak yerine çalışanların iş yerini değiştirmeyi tercih ettiğini ifade etti.

Şirket her ne kadar ırkçılık ve ayrımcılığı reddettiğini açıklasa da, yaşananların çalışanlar üzerinde kalıcı etkiler bıraktığı belirtiliyor. Üniversite eğitimine hazırlanan genç kadın, bundan sonra çoğunluğu Yahudilerden oluşan ortamlarda bulunma konusunda ciddi kaygılar taşıdığını söyledi.

Daha önce ırkçılıkla ilgili çok şey duyduğunu ancak insanların yalnızca kimliği nedeniyle kötü muamele görmesinin nasıl bir his olduğunu ilk kez yaşadığını dile getirdi.

Benzer iddialar yalnızca bu mağazayla sınırlı değil. Son dönemde işgal altındaki Yafa’daki bir Good Pharm şubesinde görev yapan Filistinli bir çalışanın da benzer baskılarla karşılaştığı öne sürüldü. Yerel basına yansıyan WhatsApp yazışmalarında bir müdürün, çalışanları İbranice dışındaki dilleri konuşmamaları konusunda tehdit ettiği belirlendi.

Müdürün, özellikle Arapça duyulmasının 7 Ekim direnişinden etkilenen işgalci Yahudi müşterileri rahatsız edebileceğini savunduğu iddia edildi.

Good Pharm ise yaptığı açıklamada toplumun tüm kesimlerinden insanlara hizmet verdiğini, farklı kökenlerden çalışanlar istihdam ettiğini ve eşitlik ilkesine bağlı olduğunu belirterek, söz konusu müdür hakkında şirket içinde gerekli değerlendirmenin yapılacağını bildirdi. Buna rağmen Filistinli çalışanlar, uygulamalarda kayda değer bir değişiklik yaşanmadığını savunuyor.

İş yerlerinde ırkçılık

İstihdam hukuku alanında çalışan Filistinli bir avukat ise ofisine ulaşan başvuruların büyük bölümünün Yahudilere ait iş yerlerinde yaşanan ayrımcılık ve ırkçılık vakalarından oluştuğunu belirtti. Avukata göre ayrımcılık yeni bir olgu değil ancak son dönemde bunun çok daha açık ve çekinmeden sergilendiği görülüyor.

Avukat, yöneticisinin ayrımcı tavırları nedeniyle aylarca psikolojik baskıya maruz kalan genç bir Filistinli çalışanın panik atak geçirdiğini, ambulans çağrılmasına rağmen işverenin çalışanı hastaneye tek başına gönderdiğini aktardı. Başka bir olayda ise hamile bir Filistinli kadının, yasal olarak alınması gereken resmi izin olmaksızın işten çıkarıldığını söyledi.

Filistinli hukukçular, bu tür olayların mahkemeye taşınmasının ise oldukça güç olduğuna dikkat çekiyor. İsrail’de yürürlükte bulunan sözde “Eşit İstihdam Fırsatları Yasası”; milliyet, din ve etnik köken gibi gerekçelerle ayrımcılığı yasaklıyor. Ancak iş yerlerinde her koşulda istenilen dili konuşma hakkını açık şekilde güvence altına almıyor.

Uzmanlara göre özellikle işin gereği olmadığı hâlde çalışanların kendi aralarındaki özel konuşmalarda Arapçanın tamamen yasaklanması hukuka aykırı ayrımcılık kapsamında değerlendiriliyor. Buna karşın davaların uzun sürmesi, yüksek maliyet oluşturması ve ayrımcılık niyetinin mahkemede ispat edilmesindeki güçlük nedeniyle birçok çalışan hukuki mücadeleden vazgeçiyor.

Arapça resmi dil olmaktan çıkarılmıştı

2018 yılında kabul edilen “Yahudi Ulus Devlet Yasası” ile İbranice İsrail’in tek resmi dili ilan edilirken, Arapçanın resmi dil statüsü kaldırılarak yalnızca “özel statülü dil” konumuna düşürüldü. Her ne kadar Arapça kamu hizmetleri, eğitim ve kamu tabelalarında kullanılmaya devam etse de Filistinliler, özellikle bu yasanın ardından kimliklerini ve dillerini özgürce ifade etmeleri üzerindeki baskının giderek arttığını ifade ediyor.

Filistinli avukatlar, 7 Ekim 2023’ten sonra Gazze’ye ilişkin siyasi görüşlerini dile getiren İsrail vatandaşı Filistinlilerin gözaltılar, disiplin soruşturmaları ve işten çıkarmalarla daha sık karşı karşıya kaldığını belirtiyor. Hukukçular, mahkemelerde talep edilebilecek yüksek tazminatların çoğu zaman çok daha düşük uzlaşma bedelleriyle sonuçlandığını, bunun da hem çalışanları hem de avukatları dava açmaktan uzaklaştırdığını ifade ediyor.

İsrail vatandaşı Filistinliler, 1948’de yaşanan Nekbe sırasında yüz binlerce Filistinlinin topraklarından sürülmesinin ardından bölgede kalmaya devam eden yerli Filistinli nüfustan oluşuyor. Günümüzde yaklaşık iki milyon kişiden oluşan bu topluluk, İsrail nüfusunun yaklaşık yüzde 20’sini meydana getiriyor.

Kaynak: Mira Haber

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir