ERBİL — Suriye sahasında yıllardır “gayrimeşru odak” ve “terör tehdidi” tartışmalarının merkezinde yer alan Suriye Demokratik Güçleri SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi, ABD’nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack ve Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, örgütün Suriye devlet mekanizmasına resmi olarak eklemlenmesini öngören stratejik planı netleştirmek üzere Erbil’de bir araya geliyor.
IKBY başkenti Erbil, bölgedeki askeri ve siyasi statükoyu kökten sarsacak cinsten bir diplomasi trafiğine sahne oluyor. SDG kaynaklarının doğruladığı zirve, düne kadar askeri olarak tasfiye edilmesi veya sınırlandırılması konuşulan bir yapının, Washington’ın doğrudan müdahalesi ve hamiliğiyle Suriye’nin resmi geleceğinde nasıl kalıcı bir aktör haline getirildiğini gözler önüne seriyor.
Sahadaki Kazanımlar Resmi Statüye Dönüşüyor
Müzakerelerin merkezinde, SDG ile Şam hükümeti arasında 29 Ocak 2026 tarihinde imzalanan ve örgüt adına adeta bir “diplomatik sıçrama” niteliği taşıyan mutabakat yer alıyor. ABD’nin ağırlığını koymasıyla somutlaşan bu anlaşma, taraflar arasındaki çatışmaların sonlandırılmasının çok ötesinde hükümler içeriyor. Anlaşma uyarınca, Suriye İçişleri Bakanlığı’na bağlı güçler Haseke ve Kamışlı gibi stratejik merkezlere yerleşirken, asıl radikal adım SDG unsurlarının Suriye devlet kurumlarına doğrudan entegre edilmesiyle atılıyor. Böylece örgüt, sahadaki fiili varlığını Şam eliyle resmi bir konuma tahvil etme yolunda kritik bir eşiği aşmış bulunuyor.
Washington’ın Sahadaki Siyasi Mühendisliği
ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın bölgedeki yoğun mesaisi, bu entegrasyon sürecinin arkasındaki esas motor gücü açıkça ortaya koyuyor. Bağdat’ta Irak Başbakanı Ali el-Zeydi ile güvenlik ve enerji hatlarını görüştükten hemen sonra Erbil’e geçerek Kürdistan Bölgesi Başbakanı Mesrur Barzani ile masaya oturan Barrack, Washington’ın bu yeni denklemi ne kadar yakından dizayn ettiğini gösteriyor.
Aynı saatlerde Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) Başkanlık Divanı üyelerinin de Erbil’e ayak basması, sürecin sadece askeri bir entegrasyonla sınırlı kalmayacağını, bölgede geniş kapsamlı bir siyasi yeniden yapılanma kongresinin de altyapısının hazırlandığına işaret ediyor. Kürdistan Bölgesi’nin daha önce de Mazlum Abdi ve Amerikalı diplomatlar arasında benzer köprülere arabuluculuk ettiği biliniyor; ancak Ocak ayındaki mutabakatın ardından gerçekleşen bu son zirve, sahadaki eski “güvenlik tehdidi” algısının yerini, uluslararası baskıyla kabul ettirilen yeni bir “idari ve askeri ortaklığa” bırakmasının en somut belgesi niteliğinde.
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.
