Myanmar’daki zulümden kaçarak Bangladeş’e sığınan yaklaşık 1,2 milyon Rohingya mülteci, yıllardır hayatta kalma mücadelesi verdiği Cox’s Bazar kamplarında şimdi de ağırlaşan gıda krizinin pençesinde
Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı’nın (WFP) yardım sistemini ihtiyaç seviyesine göre yeniden düzenlemesiyle mültecilere kişi başına aylık 7, 10 veya 12 dolar değerinde gıda desteği sağlanıyor. Ancak kamplardaki milyonlarca insan için bu yardım, hayatlarını sürdürebilmeleri adına her geçen gün daha da yetersiz hale geliyor.
Pirinç, mercimek, yağ, şeker, tuz ve un gibi temel ürünlerle sınırlı olan destek, ailelerin diğer ihtiyaçlarını karşılamaya yetmiyor. Düzenli iş imkanlarının son derece kısıtlı olduğu kamplarda yaşayan Rohingyalar, eksik kalan gıdayı tamamlayabilmek için düşük ücretli ve güvencesiz işlerde çalışmak zorunda kalıyor.
Cox’s Bazar’daki kamplarda yaşayan mültecilerin anlattıkları, yardım miktarının kâğıt üzerindeki rakamdan çok daha ağır bir gerçekliğe dönüştüğünü ortaya koyuyor. Tek başına ailesini geçindirmeye çalışan kadınlardan, sağlık masrafları nedeniyle komşularından borç almak zorunda kalanlara kadar binlerce kişi, gıda ile ilaç arasında seçim yapmaya zorlanıyor.
Aşırı kalabalık, yoksulluk ve beslenme imkanlarının giderek daralması, ailelerin sağlığını ciddi biçimde tehdit ediyor. Yardım paketlerine bağımlı yaşayan insanlar, temel besinlere ulaşmakta dahi zorlanırken hastalıkların tedavi edilmesi ayrı bir ekonomik yük oluşturuyor.
Uluslararası yardım azalıyor, bedelini Rohingyalar ödüyor
Krizin arkasındaki en büyük sorunlardan biri uluslararası insani yardım sistemindeki finansman açığı. WFP, 2026 yılı içerisinde Rohingya operasyonlarında yaklaşık 150 milyon dolara ulaşan bir finansman açığıyla karşı karşıya olduğunu bildirdi. Uluslararası yardımların azalması, milyonlarca insanın hayatını doğrudan etkileyen gıda programlarını da tehdit ediyor.
Yeni sistem kapsamında Cox’s Bazar’daki en ağır gıda güvensizliği yaşayanlara kişi başına 12 dolar, yüksek derecede gıda güvensizliği bulunanlara 10 dolar, diğer gıda güvensizliği yaşayanlara ise 7 dolar değerinde destek veriliyor.
Bu rakamlar tek başına küçük görünse de 1,2 milyon kişinin tamamının düşünüldüğü bir tabloda ortaya çıkan kriz devasa boyutlara ulaşıyor.
Beş kişilik bir ailenin kişi başına 7 dolarlık kategoriye girmesi halinde aylık gıda desteği yalnızca 35 dolar değerinde kalıyor. Bu yardımın dışında ilaç, kıyafet, ulaşım ve diğer zorunlu ihtiyaçlar ise ailelerin kendi imkanlarına bırakılıyor.
Üstelik Rohingyaların çalışarak bu açığı kapatması da kolay değil. Zira mülteci olmaları sebebiyle kamplardaki hareket ve çalışma imkanları ciddi biçimde kısıtlı. Düzenli gelir elde edemeyen aileler, yardım miktarındaki her düşüşü doğrudan sofralarında hissediyor.
Çocuklar hasta, beslenme krizi büyüyor
Kriz yalnızca açlıkla sınırlı değil. Sağlık kuruluşları, özellikle çocukların sağlık merkezlerine daha geç ve daha ağır durumda ulaştığı konusunda uyarıyor.
Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), Cox’s Bazar’daki çocukların artık hastanelere birden fazla ve hayatı tehdit eden sağlık sorunuyla geldiğini bildiriyor. Uluslararası finansmandaki gerileme, temel sağlık hizmetlerinin ve beslenme programlarının da zayıflamasına yol açıyor.
Geçmişteki yardım kesintileri ise yaşanabilecek tehlikenin boyutunu açıkça gösteriyor. WFP’nin verilerine göre 2023 yılında yeterli beslenmeye erişemeyen Rohingya nüfusunun oranı yüzde 79’dan yüzde 90’a yükseldi. Çocuklardaki akut yetersiz beslenme oranı da yüzde 15,1’e çıkarak Dünya Sağlık Örgütü’nün acil durum eşiğini aştı.
Yani bugün yaşanan kriz, yalnızca insanların sofralarındaki yiyeceğin azalması anlamına gelmiyor. Çocukların gelişimi, ailelerin sağlığı ve kamplardaki milyonlarca insanın geleceği doğrudan tehdit altında.
2017’den beri bitmeyen sürgün
Rohingyaların dramı 2017 yılında Myanmar ordusunun Rakhine bölgesindeki katliamlarıyla dünya gündemine taşındı. Yüz binlerce Müslüman Rohingya, şiddetten kaçarak Bangladeş’e sığındı.
Birleşmiş Milletler’in bağımsız soruşturma mekanizmaları, Myanmar güvenlik güçlerinin Rohingyalara yönelik eylemlerinde soykırım kastına ilişkin makul gerekçeler bulunduğunu bildirdi.
Aradan dokuz yıl geçmesine rağmen yüz binlerce insan hâlâ mülteci kamplarında yaşıyor.
Üstelik kriz 2017’de sona ermedi. Rakhine’deki yeni çatışmalar nedeniyle 2024’ten itibaren yaklaşık 150 bin Rohingya daha Bangladeş’e kaçtı. Böylece Bangladeş’teki Rohingya nüfusu 2026 itibarıyla yaklaşık 1,2 milyona ulaştı.
Bugün Cox’s Bazar’da ortaya çıkan görüntü, savaş ve zulümden kaçan insanların yıllar sonra bile güvenli ve onurlu bir hayata kavuşamadığını gösteriyor. Myanmar’daki şiddetten kurtulan Rohingyalar, şimdi de uluslararası yardım sisteminin giderek küçülen kaynaklarına bağımlı halde yaşamaya çalışıyor.
Bir zamanlar ölümden kaçmak için sınırı geçen milyonlarca insan, dokuz yıl sonra hâlâ aynı soruyla karşı karşıya: Yarın çocuklarına ne yedirecekler?
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.
