Katil İsrail hapishanelerinde tutulan Filistinli çocuklara ilişkin veriler, 2025 yılının sonu itibarıyla tablonun daha da ağırlaştığı gerçeğini açığa vurdu
Hak örgütlerinin aktardığı bilgilere göre, en az 351 Filistinli çocuk an itibariyle soykırımcı İsrail’in cezaevlerinde bulunuyor. Bu çocukların büyük bir bölümü herhangi bir resmi suçlama yöneltilmeden tutulurken, maruz kaldıkları şartlar ise çoğu ülkedeki yetişkinlerin bile kaldıramayacağı türden.
Save the Children organizasyonu tarafından Israeli Prison Service verilerine dayanarak paylaşılan rakamlar, 31 Aralık 2025 itibarıyla en az 351 çocuğun gözaltında olduğunu ortaya koyuyor. Bu çocukların 180’i, yani yüzde 51’i, iddianame olmaksızın hapis imkânı sağlayan “idari tutukluluk” kapsamında tutuluyor.
Bu uygulama, çocukların neyle suçlandıklarını dahi bilmeden aylarca cezaevinde kalabilmelerine kapı aralıyor.
Şafak baskınıyla gözaltına alınıyorlar
Hak savunucuları, gözaltı süreçlerinin kendisinin bile ağır ihlaller içerdiğini belirtiyor. Uluslararası Çocukları Savunma Örgütü verilerine göre çocukların çoğu gece baskınlarıyla evlerinden alınıyor; gözleri bağlanıyor, elleri kelepçeleniyor, çıplak aramaya maruz bırakılıyor ve fiziksel ile sözlü şiddet görüyor.
Çocukların, aileleriyle ya da avukatlarıyla hiçbir şekilde görüşemeden gözaltına alınması ise bu sürecin en dikkat çekici yönlerinden biri.
Kuruluşun yetkililerinden Alexandra Saieh, bu çocukların gözaltıdan tutukluluğa kadar uzanan süreçte sistematik şiddet, kötü muamele ve bazı vakalarda işkenceye maruz kaldığını vurguluyor. Saieh’in anlatısına göre Filistinli çocuklar, dünyada askeri mahkemelerde sistematik şekilde yargılanan tek çocuk grubu olma özelliği taşıyor ve bu mahkemelerde temel haklar açık biçimde ihlal ediliyor.
Çocuklara bile cinsel şiddet uyguluyorlar!
Cezaevlerinden gelen tanıklıklar ise tabloyu daha da karartıyor. Bazı tutuklular, cinsel şiddet, zorla soyma, darp ve sorgu sırasında elektrik şokuna maruz kaldıklarını anlatıyor. Ocak 2026’da B’Tselem tarafından yayımlanan bir raporda yer alan ifadeye göre bir çocuk, “disco odası” olarak adlandırılan bir yerde günlerce yüksek sesli müzik altında tutulduğunu, su ve yiyecekten mahrum bırakıldığını ve tuvalete erişiminin engellendiğini aktarıyor.
Aynı tanıklıkta, altı gün boyunca yalnızca bir şişe kapağı kadar su verildiği, sürekli darp edildiği ve zaman zaman elektrik şokuna maruz kaldığı ifade ediliyor.
Bu iddialar, çocukların çoğu zaman avukat ya da aile bireyi olmadan sorgulandığı yönündeki genel bulgularla da örtüşüyor. Yaşananlar, yalnızca tutukluluk süreciyle sınırlı kalmıyor; sonuçları ölümle de neticelenebiliyor.
Aç bırakılarak katledilen ilk çocuk mahkum
Henüz 17 yaşındaki Velid Ahmed’in geçtiğimiz aylarda gerçekleşen ölümü ise bu açıdan dönüm noktası olarak görülüyor. Uluslararası Çocukları Savunma Örgütü’nün Filistin verilerine göre Ahmed, Ekim 2023’ten bu yana İsrail gözaltısında hayatını kaybeden ilk Filistinli çocuk oldu.
Otopsi bulguları, ölümün aşırı ve uzun süreli yetersiz beslenme, hastalığa bağlı susuzluk ve tıbbi bakım eksikliğiyle bağlantılı olduğunu ortaya koydu. 22 Mart 2025’te Megiddo Hapishanesi avlusunda fenalaşan Ahmed, kısa süre sonra hayatını kaybetti.
İşgalci İsrail makamları ise tüm bu iddiaları reddederek, kan donduran ifadelerle bu uygulamaların uluslararası hukuka uygun olduğunu savundu. Zira katil yöneticilerin tavırlarıyla, bu durumun arkasındaki motivasyon ortaya çıkıyor.
Kasım 2025’te faşist Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in, yüzüstü yere yatırılmış ve bağlanmış Filistinli mahkumların yanında çektiği görüntülerde sert tutukluluk koşullarını övmesi ve “teröristler” olarak nitelendirdiği Filistinli esirler için idam çağrısı yapması büyük tepki çekmişti. Fakat tepkiler, katil bakanı engellemeye yetmedi.
Çocuklar da idam edilebilecek
Yöneticilerin benimsediği bu yaklaşım, yasal zeminde de karşılık buldu. 30 Mart 2026’da Knesset, “terör bağlantılı” cinayetlerden hüküm giyen Filistinliler için idam cezasını öngören yasayı kabul etti. Birleşmiş Milletler’e bağlı bir komite bu kararı “insan haklarına ağır darbe” olarak nitelendirdi.
İdari tutukluluk uygulaması özellikle işgal altındaki Batı Şeria’da yaygın biçimde kullanılıyor. Bu sistem, çocukların altı aya kadar suçlama olmaksızın tutulmasına izin veriyor ve bu süre çoğu zaman uzatılabiliyor. Bazı vakalarda ise çocuklara hiçbir zaman resmi suçlama yöneltilmediği ifade ediliyor.
Taş atmak 20 yıl!
En sık yöneltilen suçlamanın “taş atma” olduğu, bunun ise 20 yıla kadar hapis cezası gerektirebildiği belirtiliyor. Tutuklananların büyük kısmını 14 ile 17 yaş arası çocuklar oluşturuyor.
Uzmanlara göre bu mesele yalnızca rakamlardan ibaret değil; Filistin toplumunda derin ve kalıcı bir yıkım anlamına geliyor. Gözaltına alınan çocuklar, nadir de olsa serbest bırakıldıktan sonra da ağır psikolojik etkilerle mücadele ediyor. Kaygı bozuklukları, kabuslar, okulda odaklanma güçlüğü ve sosyal izolasyon en sık görülen sonuçlar arasında yer alıyor.
Hak örgütleri, özellikle Ekim 2023 sonrasında cezaevi koşullarının daha da kötüleştiğini; açlık, şiddet ve kötü muamele vakalarında belirgin artış yaşandığını vurguluyor.
Kaynak: Mira Haber, Ajanslar
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.
