Tam 17 yıl önce, 5 Temmuz 2009’da Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’de binlerce Uygur, Guangdong eyaletinin Shaoguan kentindeki bir fabrikada iki Uygur işçinin hayatını kaybettiği etnik saldırının tüm yönleriyle soruşturulması talebiyle Halk Meydanı’nda barışçıl bir gösteri düzenledi.
Dünya Uygur Kongresi’nin (WUC) aktardığına göre, protesto başlamadan önce Çin güvenlik güçleri kalkanlar, coplar ve silahlarla kentin birçok noktasına konuşlandırılmıştı. Bu durum, gösteriye yönelik sert müdahalenin önceden hazırlandığı yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.
Barışçıl taleplerle başlayan gösteri, güvenlik güçlerinin müdahalesinin ardından günler süren kanlı olaylara dönüştü. Çin yönetimi resmi olarak 197 kişinin hayatını kaybettiğini ve 1.721 kişinin yaralandığını açıklarken, Uygur kuruluşları ve insan hakları savunucuları gerçek can kaybının resmi rakamların çok üzerinde olduğunu, yüzlerce hatta yaklaşık bin kişinin yaşamını yitirdiğini belirtiyor.

Olayların ardından Pekin yönetimi Doğu Türkistan’ı dünyadan büyük ölçüde izole etti. İnternet ve mobil iletişim yaklaşık on ay boyunca kesilirken, bölge ağır bir bilgi karartmasına sahne oldu.
Human Rights Watch, 6-7 Temmuz gecesi düzenlenen baskınlarda gözaltına alınan en az 43 Uygur erkeğin zorla kaybedildiğini ve akıbetlerinin hâlâ bilinmediğini belgelendirdi. Uygur insan hakları kuruluşları ise kaybedilen kişilerin sayısının çok daha yüksek olduğunu, binlerce ailenin yıllardır yakınlarından haber alamadığını ifade ediyor.

Aradan geçen yıllara rağmen Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlalleri sona ermiş değil. Uluslararası insan hakları kuruluşlarının raporlarına göre bölgede milyonlarca Uygur ve diğer Türk halkları yoğun güvenlik politikaları, keyfi gözaltılar, dini ve kültürel kısıtlamalar, ailelerin parçalanması ve yaygın gözetim uygulamalarıyla karşı karşıya kalmaya devam ediyor.
Çok sayıda çocuk ailelerinden ayrılarak devlet denetimindeki yatılı okullara yerleştirilirken, çeşitli raporlarda geniş çaplı gözaltı ve yeniden eğitim kampları, zorla çalıştırma iddiaları ile Uygur kimliğini, dilini ve dini yaşamını hedef alan asimilasyon politikalarına dikkat çekiliyor.
5 Temmuz 2009’da yaşananlar, birçok Uygur için yalnızca geçmişte kalan acı bir hatıra değil; bugün de farklı yöntemlerle sürdüğü belirtilen baskı ve hak ihlallerinin sembolü olmayı sürdürüyor.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.