Dünyanın en temel iletişim altyapılarından biri olan mobil telefon şebekelerinin, yıllardır sessizce yürütülen devasa bir gözetim operasyonunun merkezinde yer aldığı ortaya çıktı
Citizen Lab tarafından yürütülen ve Haaretz tarafından gündeme taşınan yeni araştırma, uluslararası ölçekte faaliyet gösteren bir izleme ağının, telekom sistemlerini istismar ederek binlerce insanın konumunu takip ettiğini ortaya koydu.
Araştırmaya göre, son üç yıl içinde işgalci İsrail bağlantılı bazı telekom altyapıları üzerinden yürütülen operasyonlarda, farklı kıtalardan en az 10 ülke hedef alındı. Kasım 2022’den bu yana tespit edilebilen 15.700’den fazla konum sorgulama girişimi, bu sistemin ne kadar yoğun ve sistematik kullanıldığını gözler önüne seriyor.
Tayland’dan Norveç’e, Bangladeş’ten Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyada cep telefonları, kullanıcıların haberi olmadan adeta birer takip cihazına dönüştürüldü.
Kullanıcıların ruhu duymuyor
Bu operasyonların en çarpıcı yönü ise kullanılan yöntemin “hackleme” olarak tanımlanamayacak kadar derin olması. Saldırganlar, mobil ağların bel kemiğini oluşturan SS7 ve Diameter sinyal protokollerindeki yapısal açıkları kullanarak, kendilerini meşru operatörler gibi tanıtıyor. Bu sayede hedef alınan telefonların konum bilgileri doğrudan şebeke üzerinden sorgulanabiliyor.
Üstelik bu süreçte herhangi bir kötü amaçlı uygulama yüklenmesine ya da kullanıcının bir bağlantıya tıklamasına gerek kalmıyor.
Araştırmada dikkat çeken bir diğer unsur ise “hayalet operatörler” olarak tanımlanan yapı. Bu sistemde casusluk faaliyetini yürüten aktörler, gerçek bir telekom şirketi gibi davranarak uluslararası ağlara erişim sağlıyor. Trafik, sıradan bir operatör verisi gibi göründüğü için tespit edilmesi son derece zor hale geliyor.
Bazı vakalarda ise hedef cihazlara gönderilen görünmez SMS sinyalleriyle telefonlar uzaktan konum bildiren bir araca dönüştürülüyor.
Küresel bir operasyonun parçası
Raporda adı geçen altyapılar arasında İsrail merkezli şirketlerin yanı sıra Avrupa bağlantılı bazı telekom ağlarının da bulunduğu ifade ediliyor. Ancak araştırmacılar doğrudan suç isnadında bulunmaktan kaçınırken, bu altyapıların gözetim faaliyetlerinde “araç olarak kullanıldığını” net biçimde ortaya koyuyor.
Elde edilen bulgular, bu sistemin yalnızca belirli bir ülkeye ait tekil bir operasyon olmadığını, aksine farklı aktörlerin erişebildiği küresel bir gözetim pazarının parçası olabileceğini gösteriyor. Hedeflerin kim olduğu açıkça belirtilmese de, “yüksek profilli kişiler” vurgusu; gazetecilerden siyasi figürlere kadar geniş bir kesimin potansiyel risk altında olduğunu düşündürüyor.
Uzmanlara göre asıl tehlike, bu saldırıların internet tabanlı olmaması. Yani VPN gibi araçlar ya da klasik siber güvenlik önlemleri bu tür izlemelere karşı neredeyse hiçbir koruma sağlamıyor.
5G sistemleri de bunun içinde
Daha da dikkat çekici olanı, yeni nesil 5G sistemlerinin bile aynı mantık üzerinden istismar edilebilmesi. Bu durum, küresel telekom altyapısının temelden gelen bir güvenlik zaafına sahip olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Ortaya çıkan tablo net: Cep telefonları artık yalnızca iletişim aracı değil, aynı zamanda küresel ölçekte izlenebilen birer sensör haline gelmiş durumda. Ve bu sistem, uzun süredir sessizce, genişleyerek ve büyük ölçüde denetimsiz şekilde çalışmaya devam ediyor.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.
