photo 2026 06 30 18 24 40

Tel Aviv’in kabusu büyüyor: İran’ın yerini Türkiye mi alıyor?

İran’a yönelik saldırılarla istediği sonucu alamayan İsrail’in güvenlik hesaplarında yeni bir başlık öne çıkıyor. ABD’li emekli albay ve eski Pentagon danışmanı Douglas MacGregor’a göre Tel Aviv’in uzun vadeli stratejik endişesi artık yalnızca İran değil; askeri kapasitesi, savunma sanayisi ve bölgesel etkisi giderek artan Türkiye oluyor.

Katıldığı yayında değerlendirmelerde bulunan MacGregor, İran’la yaşanan gerilimin sona ermediğini belirtirken, İsrail açısından asıl dikkat edilmesi gereken gücün Ankara olduğunu savundu. MacGregor, Türkiye’nin güçlü ordusu, gelişen savunma sanayisi, jeopolitik konumu ve tarihsel ağırlığı nedeniyle İsrail için İran’dan daha kapsamlı bir stratejik rakip haline geldiğini öne sürdü.

MacGregor’un değerlendirmeleri, İsrail’den gelen son açıklamalarla da dikkat çekici bir paralellik taşıyor. İsrailli bazı yetkililer, İran sonrasında Türkiye’nin bölgesel etkisinin ön plana çıkabileceğini savunurken, Ankara’nın izlediği dış politikayı “Osmanlı hedefleri” söylemiyle eleştiriyor.

Bu kaygının siyasi alana da yansıdığı görülüyor. Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik olumlu mesajları, Türkiye’nin F-35 programına dönüş ihtimalini gündeme taşıması ve KAAN savaş uçağı için General Electric motorlarının satışına onay vermesi, İsrail’de dikkatle takip edilen gelişmeler arasında yer aldı.

Analizde, olası rekabetin merkezinde ise Suriye ve Lübnan’ın bulunduğu ifade edildi. Washington’da Suriye güçlerinin Hizbullah’a karşı kullanılmasına ilişkin senaryolar tartışılırken, Türkiye’nin Suriye’deki artan nüfuzu İsrail açısından yeni bir güvenlik denklemi oluşturuyor. Ankara ise bölgedeki önceliğinin İsrail’den ziyade, ulusal güvenliğini tehdit ettiğini değerlendirdiği Kürt yapılanmaları olduğunu ortaya koyuyor.

MacGregor’a göre tam da bu noktada Türkiye ile İran’ın çıkarları kesişiyor. Her iki ülkenin de bağımsız bir Kürt yapılanmasına karşı çıktığını belirten MacGregor, bu durumun İsrail’in bölgesel hesaplarını zorlaştırabileceğini ileri sürdü.

MacGregor ayrıca Washington’ın aynı anda İsrail’i desteklemek, İran’la müzakere yürütmek, Hürmüz Boğazı’nı açık tutmak, Suriye’de yeni denklemler kurmak ve Türkiye’nin güçlenmesini sınırlamak istemesinin kendi içinde çelişkiler barındırdığını savundu.

MacGregor’un değerlendirmesine göre Orta Doğu’da artık tartışılan konu yalnızca İran değil. İsrail’in karşısında ilk kez aynı anda hem İran hem de Türkiye gibi askeri kapasitesi yüksek iki bölgesel aktörün bulunması, Tel Aviv’in güvenlik hesaplarında yeni bir dönemin habercisi olarak değerlendiriliyor.

Kaynak: Mira Haber

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir