Yaklaşık 27 yıl önce yaşanan Dağıstan çatışmaları, Rusya’da bugün hâlâ mahkeme salonlarına taşınıyor
İşgal altındaki Dağıstan Yüksek Mahkemesi, 29 Haziran’da Stavropol Krayı’ndan dört kişiyi 1999 yılında Şamil Basayev ve Hattab komutasındaki savaşçıkarın Dağıstan’da yaptıkları direnişe katıldıkları gerekçesiyle 13 ila 19 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırdı.
Mahkeme, sanıkları “silahlı çeteye katılmak”, “silahlı isyana iştirak etmek” ve “güvenlik güçlerinin hayatına kastetmek” suçlarından mahkûm etti. Kararda, sanıkların Temmuz 1999’da Basayev ve Hattab’ın saflarına katıldıkları, Ağustos ayında ise işgal altındaki Dağıstan’ın Botlih ilçesinde Rus güvenlik güçlerine yönelik saldırılarda yer aldıkları öne sürüldü.
Mahkeme ayrıca çatışmalarda “zarar gördüğü” belirtilen şahısların manevi tazminat taleplerini de kısmen kabul etti. Hüküm henüz kesinleşmezken, sanıkların temyiz hakkı bulunuyor.
Çeçenistan’dan Dağıstan’a
Söz konusu dava, 7 Ağustos 1999’da başlayan ve yaklaşık bir ay süren Dağıstan çatışmalarının ardından açılan onlarca dosyadan yalnızca biri. Basayev ve Hattab komutasındaki yaklaşık 1.000 ila 1.500 silahlı savaşçı, Çeçenistan’dan Dağıstan’ın Botlih bölgesine girerek “İmam Gazi Muhammed Operasyonu” adı verilen direnişi başlatmış, çatışmalar daha sonra Novolak bölgesine kadar yayılmıştı.
Rusya, Eylül 1999’da bölgenin yeniden tamamen kontrol altına alındığını açıklamış, bu gelişmeler ise aynı yıl başlayan İkinci Çeçen Savaşı’nın en önemli dönüm noktalarından biri olmuştu.
Aradan geçen yaklaşık 27 yıla rağmen Rus güvenlik kurumları soruşturmaları sürdürmeye devam ediyor. Nisan ayında Moskova ve Astrahan bölgelerinde üç kişi daha gözaltına alınırken, bunlardan ikisi yine 1999’daki Dağıstan direnişine katılmakla suçlandı.
Son yıllarda benzer ithamlarla çok sayıda kişi hakkında dava açılırken, baskıcı Rus makamları olaylara karıştığı iddia edilen diğer kişilerin tespit edilmeye devam ettiğini öne sürüyor.
Baskı altında ifadeye zorlanıyorlar
Savunma tarafı ise bazı sanıkların gözaltında işkence ve baskıyla ifade vermeye zorlandığını, kimi dosyalarda suçlayan kişilerin sanıkları hayatlarında hiç tanımadıklarını söylediklerini öne sürüyor. Ayrapetyan, bu nedenle yıllar sonra açılan bazı davaların sahte deliller üzerine kurulmuş olabileceği değerlendirmesinde bulunuyor.
Rus makamları ise bu iddiaları reddederek soruşturmaların delillere, tanık ifadelerine ve uzun yıllar süren incelemelere dayandığını savunuyor.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.
