ABD ile İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın ardından Gazze’deki sınır kapılarının kapatılması, zaten kırılgan olan yaşam koşullarını bir anda daha da ağırlaştırdı
Yoğun nüfuslu bölgede kısa sürede panik havası oluşurken, halk arasında yeni bir kıtlık dalgasının geri dönebileceği endişesi hızla yayılmaya başladı.
Sınırların kapanacağı haberini alan Filistinliler, temel ihtiyaçlarını stoklamak için hızla pazarlara akın etti. Ancak çok geçmeden tezgâhlarda fiyatların hızla yükseldiği ve özellikle sebze gibi temel ürünlerin hızla azaldığı görüldü. Gazze’nin gıda ve temel ihtiyaç maddeleri neredeyse tamamen sınır kapılarından gelen sevkiyata bağlı olduğu için, herhangi bir kapanma yerel pazarlarda ve aile bütçelerinde anında hissediliyor.
Geçinmek imkansız
Gazze kentinin Sahaba mahallesinde yaşayan sekiz çocuk babası İbrahim Meduh adlı Gazzeli için bu durum, zaten kırılgan olan geçim mücadelesini daha da zorlaştırmış durumda. Ekim ayında ilan edilen ateşkesten sonra ailesini geçindirebilmek için küçük bir tezgahta falafel satmaya başlayan Meduh, düşük fiyatlar sayesinde düzenli bir müşteri kitlesi yakaladığını söylüyor.
Ancak son günlerde malzeme fiyatlarının hızla artması onu da fiyatlarını yükseltmek zorunda bıraktı. Buna rağmen müşterilerin çoğu zaten maddi olarak zor durumda olduğu için satışlar giderek düşüyor.
Meduh, “Savaş başladığından beri Gazze’de ekonomik durum sürekli kötüye gidiyor. Pazarda bir şeyler olsa bile artık birçok insanın satın alma gücü kalmadı” diyerek yaşanan çöküşü özetliyor.
Sınır kapılarının kapatıldığını duyduğunda elindeki malzemeleri tamamlamak için pazara gittiğini anlatan Meduh, orada da aynı kaygıyla alışverişe koşan kalabalıklarla karşılaştığını söylüyor.
Yiyecekler 5-10 kat pahalandı
Fiyat artışı ise anında hissedildi. Daha birkaç gün önce 3 şekel olan soğanın kilosu 15 şekele kadar yükseldi. Yemeklik yağın fiyatı 5 şekelden 13 şekele çıktı, maydanoz ise neredeyse sekiz kat pahalandı. Meduh’a göre esnaf bu artışı “sınır kapıları kapalı olduğu için stokların tükenmeye başlaması” ile açıklıyor.
Artan maliyetler falafel tezgâhını da vurdu. Daha önce 1 şekele iki adet falafel satarken, şimdi 2 şekele yalnızca bir tane verebiliyor. Buna rağmen birçok aile artık bunu bile satın alamıyor.
Meduh, özellikle yerinden edilmiş çocukların durumunun kendisini derinden etkilediğini söylüyor. “Sınırlar kapanmadan önce bazen aç oldukları için gelip falafel isteyen çocuklar olurdu. Paraları olmadığını biliyordum, yine de verirdim. Ama şimdi bunu yapamıyorum. Zaten zarar ediyorum” diyor.
Fiyatların artmaya devam etmesi ya da malzemelerin tamamen tükenmesi halinde tezgâhını kapatmak zorunda kalabileceğinden korkuyor. Elinde yalnızca bir haftalık malzeme kaldığını belirten Meduh, “Durum böyle devam ederse daha önce yaşadığımız açlık günlerine yeniden dönebiliriz” diyerek endişesini dile getirdi.
Savaşın mağduru yine Gazze
İsrail, İran ile savaşın başlamasından kısa süre sonra Cumartesi günü Gazze’ye açılan tüm sınır kapılarını kapattı. Böylece insanların, yardım malzemelerinin ve ticari ürünlerin geçişi tamamen durduruldu.
Salı günü İsrail ile Gazze arasındaki Kerem Ebu Salim sınır kapısı kısmen açılarak sınırlı miktarda yakıt ve insani yardım girişine izin verildi. Ancak Mısır ile Gazze arasındaki Refah kapısı başta olmak üzere diğer geçiş noktaları hâlâ kapalı durumda.
Birleşmiş Milletler, özellikle Gazze’de faaliyet gösteren yardım kuruluşlarının ciddi kısıtlamalarla karşı karşıya olduğunu belirterek daha fazla sınır kapısının açılması ve insani yardımın artırılması çağrısında bulundu.
Meduh’un falafel tezgâhının birkaç metre ötesinde alışveriş yapan 39 yaşındaki Ahmed eş-Şubaki de ailesi için temel gıda stoklamaya çalışan binlerce Gazze sakininden biri. Şubaki, durum hakkında “Cumartesi günü sınırlar kapandığından beri her gün pazara gidiyorum. Bulabildiğim ne varsa alıp evde depolamaya çalışıyorum” diyor.
Eşiyle birlikte bazı temel gıdaları dokunmadan saklama kararı aldıklarını anlatan Şubaki, “Un, yemeklik yağ ve konserve gibi ürünleri şimdilik kullanmıyoruz. Onları en kötü günler için ayırdık. Şimdilik pazardan sadece günlük ihtiyaçları alıyoruz” diye ekliyor.
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarından önce boyacılık yapan Şubaki, malzeme kıtlığı yüzünden işini bırakmak zorunda kaldı. Daha sonra küçük bir tezgâh açarak kebap ve ızgara tavuk satmaya başlasa da satışlar düşünce geçen ay onu da kapattı.
Onun hikâyesi Gazze’de geçim kaynaklarını kaybeden binlerce Filistinlinin ortak kaderini yansıtıyor. Çünkü savaş ve abluka nedeniyle birçok sektör tamamen durmuş durumda.
Şubaki, durumlar hakkında “Gazze’de ekonomi çöktü. İş yok, dolayısıyla kimse artan fiyatlarla baş edemiyor”nitelemesini yaptı.
“İran savaşını duyunca bir aylık erzak almak için bin dolardan fazla para harcadım. Bu neredeyse bütün tasarrufumdu. Sonrasında ne yapacağımı bilmiyorum ama bunu yapmak zorundaydım. Geçen Ramazan çocuklarım açlıktan ağladı. Bunun tekrar olmasına izin veremem.”
Gazze’nin İran-İsrail çatışmasında hiçbir rolü olmadığını vurgulayan Şubaki, yaşananlara sert tepki gösterdi:
“Gazze neden dahil olmadığı savaşların bedelini ödemek zorunda? Abluka, yıkım ve açlık zaten hayatımızı cehenneme çevirdi.
Bu bitmeyen acı içinde yaşamaktansa ölüm bazen daha merhametli geliyor. Sınır kapılarının uzun süre kapalı kalmasından korkuyoruz.”
Gazze’de birçok kişi panikle gıda stoklamaya çalışsa da çoğu aile yükselen fiyatlar nedeniyle yalnızca bir günlük erzak satın alabiliyor.
Tüm Gazzelilerin dünyaya mesajı ise ortak:
“Birleşmiş Milletler ve dünya ülkeleri İsrail’e baskı yapmalı ve ticari ürünlerle yardımların Gazze’ye girmesine izin verilmesini sağlamalı. Biz başkalarının savaşlarından sorumlu değiliz ama bedelini biz ödüyoruz.”
Kaynak: Mira Haber, MEE
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.