MOSSAD adına casusluk yapmıştı… Emniyet bağlantıları ortaya çıktı!

İşgalci İsrail istihbaratı MOSSAD adına Türkiye’de casusluk yaptığı gerekçesiyle tutuklanan sahte dedektif Serkan Çiçek’in emniyet teşkilatı içerisindeki bağlantıları ortaya çıkarıldı
Türkiye’de katil İsrail istihbaratı adına yürütüldüğü belirtilen casusluk faaliyetlerine ilişkin soruşturmada ortaya çıkan yeni ayrıntılar, skandalın boyutunu gözler önüne serdi. 2025 yılında MİT’in düzenlediği operasyonla yakalanarak tutuklanan sahte dedektif Serkan Çiçek’in, emniyet teşkilatı içerisinden oluşturduğu bağlantı ağı aracılığıyla devletin hassas bilgi sistemlerine eriştiği iddia edildi.
Soruşturma kapsamında 11 polis memurunun Çiçek’le bağlantılı olduğu, bu kişiler üzerinden çok sayıda vatandaşın kişisel bilgilerinin sorgulandığı bildirildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ile İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünün yürüttüğü soruşturmada, telefon görüşmeleri, WhatsApp yazışmaları, HTS kayıtları ve ses dosyaları incelendi. İncelemelerde, Çiçek’in 2023 ve 2024 yıllarından itibaren emniyet mensuplarıyla irtibat kurduğu ve bu bağlantıları kullanarak çeşitli sorgulamalar yaptırdığı öne sürüldü.
DEVLETİN SİSTEMLERİNE MESLEKTAŞLARININ BİLGİSAYARLARINDAN GİRMİŞLER
Soruşturma dosyasına yansıyan yöntemler, emniyet içerisindeki güvenlik açıklarının nasıl istismar edildiğini ortaya koydu. İddiaya göre bazı polisler, kendi yetkileri bulunmayan sorgulamaları meslektaşlarının açık bıraktığı bilgisayarlar üzerinden gerçekleştirdi. Osman K. isimli şüphelinin, bir polis memurunun bilgisayarını kullanarak sisteme eriştiği ve bu durumu yazışmalarında itiraf ettiği belirtildi.
Mehmet Nurullah Y. isimli polis memurunun ise arkadaşı Yunus T.’nin otel kayıtlarına erişim yetkisinden yararlanarak elde ettiği bilgileri Çiçek’e aktardığı öne sürüldü. Bir başka olayda komiser rütbesindeki bir emniyet mensubunun, astındaki polise Çiçek’in taleplerini yerine getirmesi yönünde baskı yaptığı iddia edildi. Komiserin, “Sen bak, bir şey olmaz, ben sana emrediyorum, sorun yaşamazsın” ifadelerini kullandığı aktarıldı.
Bu yöntemlerle vatandaşların kimlik numaraları, aile bilgileri, ikamet adresleri, araç plakaları, otel kayıtları ve adli sicil bilgilerine ulaşıldığı, elde edilen verilerin WhatsApp üzerinden Çiçek’e gönderildiği belirtildi.
MOSSAD’IN HEDEFİNDEKİ FİLİSTİNLİ AKTİVİSTİ TAKİP ETTİRMİŞ
Dosyanın 2025 yılında ortaya çıkan bölümünde ise İsrail istihbaratının Çiçek’e doğrudan ulaştığı ve Türkiye’deki Filistinli bir aktivisti hedef gösterdiği belirlenmişti.
Çiçek’in asıl adının Muhammet Fatih Keleş olduğu, ticari faaliyetleri sırasında yaşadığı borçların ardından ismini değiştirdiği ve “Pandora Dedektifliği” adı altında faaliyet yürüttüğü ortaya çıkmıştı.
Soruşturmaya göre İsrail istihbaratı mensubu olduğu belirtilen Faysal Rasheed, 31 Temmuz 2025’te WhatsApp üzerinden Çiçek’le irtibata geçerek İstanbul Başakşehir’de yaşayan Filistinli bir aktivistin dört gün boyunca takip edilmesini istedi. Kendisine yurt dışında faaliyet gösteren bir hukuk bürosunun çalışanı süsü veren Rasheed, bu iş karşılığında Çiçek’e 4 bin dolar değerinde kripto para gönderdi.
Çiçek’in hedefteki kişinin Filistinli bir aktivist olduğunu öğrenmesine rağmen teklifi kabul ettiği, şahsın yaşadığı siteye kiralık daire bakma bahanesiyle girerek keşif yaptığı belirlendi. Ancak hedef kişiye ulaşamayan Çiçek, istenen bilgileri temin edemedi. Bunun üzerine Rasheed 3 Ağustos’ta kendisiyle irtibatı kesti.
MİT’in “Metron” adını verdiği operasyonun temelini oluşturan bu faaliyetlerin ardından Çiçek, 3 Ekim 2025’te düzenlenen operasyonla yakalandı.
POLİSLERİ KENDİ ÇIKARLARI İÇİN KULLANMIŞ
Soruşturmada Çiçek’in emniyet mensuplarıyla kurduğu ilişkinin yalnızca bilgi teminiyle sınırlı kalmadığı da ortaya çıktı. İddiaya göre kendisini Nova Gıda ve Waternet isimli şirketlerin sahibi olarak tanıtan Çiçek, polis memurlarını ticari ortaklık ve yüksek kazanç vaadiyle kandırdı.
Önce küçük miktarlarda borç para alarak bunları kâr ekleyerek geri ödeyen Çiçek’in, bu yöntemle güven kazandığı, ardından polisleri kendi adlarına 1,2 milyon TL ile 3 milyon TL arasında değişen krediler çekmeye ikna ettiği belirtildi. İlk taksitleri kendi iş yerindeki POS cihazı üzerinden ödeyen Çiçek’in daha sonra ödemeleri durdurduğu ve borçları polislerin üzerine bıraktığı öne sürüldü.
Bu yöntemle mağdur edilen polislerden Mehmet Nurullah Y.’nin aracını ve eşinin takılarını satmak zorunda kaldığı, yaşadığı stresin ardından kalp krizi geçirerek iki stent taktırdığı aktarıldı. Engin E. isimli polisin de yaklaşık 2 milyon TL’lik borcunu karşılamak için aile birikimlerini kullandığı belirtildi.
Çiçek’in ticari ve kişisel talepleri için polisleri kullandığına ilişkin bir başka iddia ise 14 saatlik kuyumcu takibi oldu. Şahin K. isimli polis memurunun, Çiçek’in isteği üzerine bir kuyumcuyu mesai saatleri dışında yaklaşık 14 saat boyunca takip ettiği bildirildi.
KENDİSİNİ GİZLİ AJAN OLARAK TANITMIŞ
Çiçek’in çevresindeki kişiler ve kamu görevlileri üzerinde nüfuz oluşturmak için çeşitli yöntemlere başvurduğu da iddialar arasında. Kırmızı renkli, çakar tertibatlı Volkswagen Golf marka araç kullandığı, belinde silah taşıdığı ve bazı kamu görevlilerine kendisini “Serkan İpek” adıyla tanıtarak gizli ajan olduğu izlenimi verdiği öne sürüldü.
Öte yandan soruşturmanın mali boyutunda Çiçek’in kız kardeşi, erkek kardeşi ve birlikte yaşadığı kişinin banka hesaplarının da incelendiği bildirildi. Casusluk ve dedektiflik faaliyetlerinden elde edildiği değerlendirilen paraların, kendi hesaplarının yanı sıra yakınlarının hesapları üzerinden de dolaşıma sokulduğu iddia edildi.
Serkan Çiçek, 2025 yılında İsrail adına casusluk yaptığı gerekçesiyle düzenlenen operasyon kapsamında avukat Tuğrulhan Dip ile birlikte yakalanmış ve tutuklanmıştı. Soruşturmada Dip’in de kişisel verilere yasa dışı sorgulama sistemleri üzerinden erişerek bunları maddi menfaat karşılığında temin ettiği ileri sürülmüştü.
Ortaya çıkan son bilgiler, Türkiye’de bir Filistinli aktivistin İsrail istihbaratının talimatıyla takip edilmesi iddiasının çok daha geniş bir güvenlik meselesine dönüştüğünü gösteriyor. Emniyet teşkilatındaki bağlantıların kullanılmasıyla devletin hassas bilgi sistemlerine erişildiği ve vatandaşların kişisel verilerinin dışarıya aktarıldığı iddiaları, kamu kurumlarındaki bilgi güvenliğini yeniden tartışmaya açtı.
Kaynak: Mira Haber




Yorum yaz