image 2026 04 24 16 48 18

Hamaney’in durumuna ilişkin yeni tablo: “Ağır yaralı, protez gerekli”

İran’ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney’in sağlık durumu ve ülke yönetimindeki rolü, yeni ortaya çıkan bilgilerle birlikte ciddi merak doğurdu

The New York Times’ın İranlı bazı yetkililere dayandırdığı habere göre, Hamaney hem fiziksel hem de siyasi açıdan son derece zayıf bir konumda bulunuyor. Zira 28 Şubat sabahı patlak veren ve eski dini lider Ali Hamaney ile birlikte İran’ın üst düzey kadrosunu hedef alan saldırıda Mücteba Hamaney’in de ağır yaralandığı belirtiliyor.

O günden bu yana kamuoyundan neredeyse tamamen izole edilen Hamaney’in, sıkı güvenlik önlemleri altında adeta gizlenerek tutulduğu ifade ediliyor.

Ağır yanıklar ve protez ihtimali

Haberde aktarılan bilgilere göre Mücteba Hamaney’in bir bacağı en az üç kez ameliyat edildi. Doktorlar, mevcut hasarın ciddiyeti nedeniyle protez ihtimalini ciddi şekilde değerlendiriyor. Bununla da sınırlı kalmayan yaralanmalar, liderin fiziksel durumunun ağır olduğunu ima ediyor.

Hamaney’in ayrıca elinden de cerrahi müdahale geçirdiği, fonksiyonlarını kademeli olarak geri kazanmaya çalıştığı belirtiliyor. Ancak en dikkat çekici hasar ise yüz bölgesinde. Nitekim iddialara göre yüzünde ve özellikle dudaklarında oluşan ileri derecede yanıklar, konuşmasını ciddi şekilde zorlaştırıyor.

Kaynaklar, bu nedenle ilerleyen süreçte kapsamlı bir plastik cerrahi operasyonunun kaçınılmaz olduğunu aktarıyor.

Elden ele taşınan fiziki mesajlar

Fiziksel durumunun ötesinde, Hamaney’in dini lider ilan edilmesinden bu yana bir kez bile kamuoyu karşısına çıkamaması da dikkat çekiyor. Ayrıca kendisi, kamuoyunu tatmin edecek ne bir video mesaj ne de sesli açıklama yayımlayabilmiş durumda.

Aktarılanlara göre bunun nedeni yalnızca güvenlik değil; aynı zamanda zayıf ve kırılgan görünmek istememesi. Bu nedenle iletişim, modern yöntemlerin tamamen dışında, neredeyse ilkel sayılabilecek bir sistemle yürütülüyor.

Hamaney’e gönderilen mesajlar elle yazılıyor, zarflara konuluyor ve kuryeler aracılığıyla elden ele aktarılıyor. Otomobiller ve motosikletlerle taşınan bu mesajlar, zincirleme bir insan ağı üzerinden gizli konumuna ulaştırılıyor. Yine aynı yöntemle geri dönüş sağlanıyor.

Üst düzey komutanlar ve devlet yetkilileri ise, İsrail tarafından yerinin tespit edilmesi riskine karşı Hamaney ile yüz yüze görüşmekten özellikle kaçınıyor.

Ülkeyi kim yönetiyor? Asıl güç sahada

Ortaya çıkan tablo, İran’da fiili yönetimin büyük ölçüde askeri kadroların eline geçtiğini gösteriyor. Habere göre, özellikle İran Devrim Muhafızları içindeki üst düzey komutanlar, güvenlikten diplomasiye kadar kritik alanlarda belirleyici konumda.

Hamaney’in rolü ise daha çok “sembolik bir yönetim kurulu başkanı”na indirgenmiş durumda. Karar alma süreçlerinde aktif bir liderlik sergilemek yerine, generallerin çizdiği çerçeveye büyük ölçüde uyum sağlıyor.

Öne çıkan isimler arasında Ahmed Vahidi, Muhammed Bakır Zülkadir ve Yahya Rahim Safavi gibi sertlik yanlısı askeri figürler yer alıyor. Bu isimlerin, savaş stratejisinden diplomatik temaslara kadar geniş bir alanda doğrudan belirleyici olduğu ifade ediliyor.

Diplomasi devre dışı, askeri akıl önde

Savaş öncesinde ABD ile yürütülen müzakerelerde aktif rol alan Dışişleri Bakanı Abbas Irakçi’nin de süreç dışına itildiği, yerine Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın getirildiği belirtiliyor.

Hatta Pakistan’da ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile yapılan görüşmelere ilk kez Devrim Muhafızları generallerinin de doğrudan katıldığı aktarılıyor. Bu durum, İran’da diplomatik mekanizmanın ciddi biçimde militarize olduğunu ortaya koyuyor.

Zira aynı askeri yapı; İsrail ve Körfez ülkelerine yönelik saldırı stratejisi, Hürmüz Boğazı’nın kapatılması kararı ve ABD ile geçici ateşkes gibi kritik kararlara onay verdi.

Tecrübesizlik ve bağımlılık: Hamaney neden geri planda?

Kaynaklara göre Mücteba Hamaney’in bu pasif konumu tesadüf değil. Babası Ali Hamaney’in sahip olduğu dini otorite ve siyasi ağırlıktan yoksun olması, onu doğrudan askeri kadrolara bağımlı hale getiriyor.

Buna ek olarak genç yaşta katıldığı İran-Irak Savaşı’ndan beri Devrim Muhafızları kadrolarıyla kurduğu yakın ilişkiler, bugün bu bağımlılığı daha da derinleştiriyor. Eski istihbarat şefi Hüseyin Taeb ve eski komutan Muhsin Rızai gibi isimlerle yıllara dayanan bağları, mevcut güç dengesini şekillendiren ana faktörlerden biri olarak gösteriliyor.

ABD Başkanı Donald Trump ise gelişmelere ilişkin yaptığı açıklamada, İran’daki tabloyu “liderlik krizine sürüklenmiş bir kaos” olarak nitelendirdi. Trump, ülke içinde sertlik yanlıları ile sözde ılımlılar arasında ciddi bir çekişme yaşandığını öne sürerken, Hürmüz Boğazı üzerinde tam kontrol sağlandığını iddia etti.

Kaynak: Mira Haber

Bir Cevap Yazın