Çocukların ağzından 23 Nisan skandalı: “Atatürk peçeyi attı, uygarlığı getirdi!”

23 Nisan etkinliklerinde sahnelenen bir gösteri, “medeniyet” ve “geri kalmışlık” kavramlarının çocuklar üzerinden nasıl kurgulandığını gözler önüne serdi

Gösteride bir tarafta şapkalı, takım elbiseli bir erkek çocuk ile mini etekli bir kız çocuğu “uygar” görünümün temsilcisi olarak sunulurken; diğer tarafta fesli, bol Osmanlı kıyafetli bir erkek çocuk ve çarşaflı bir kız çocuğu açıkça “eski” ve “geri” bir hayat tarzının sembolü olarak konumlandırıldı. Bu görsel karşıtlık, sahnede yapılan konuşmayla daha da keskinleştirildi.

Konuşma yapmak üzere sahneye çıkarılan ve kolsuz, açık bir elbise giydirilen bir kız çocuğu, Kemal Atatürk’ün “çarşaf ve peçeyi attığını” ve yerine “uygar ve medeni” kıyafetleri getirdiğini ifade etti. “Uygar” ve “medeni” kelimeleri özellikle tekrar edilerek, belirli bir giyim tarzının üstünlüğü vurgulandı.

Ancak bu anlatı, birçok açıdan ciddi bir sorun barındırıyor. Öncelikle, bir medeniyet ölçüsünün yalnızca kıyafet üzerinden kurulması, tarihsel ve kültürel gerçekliğin bir kenara atıldığını gösteriyor.

Daha da önemlisi, belirli bir giyim tarzının —özellikle de dini referansları olan kıyafetlerin— çocukların zihninde “geri” ya da “aşağı” olarak kodlanması, pedagojik açıdan tartışmalı bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor.

Eleştirilerin odak noktasında ise şu soru yer alıyor: Çocuklara gerçekten bir tarih bilinci mi kazandırılıyor, yoksa belirli bir ideolojik bakış açısı mı doğrudan empoze ediliyor? Zira sahnedeki kurgu, alternatif bir yaşam biçimini anlamaya çalışmak yerine, onu açıkça değersizleştiren bir dil kuruyor.

Bu tür gösterilerde kullanılan dilin ve sembollerin, çocukların kimlik algısını doğrudan etkilediği biliniyor. Bu nedenle, eğitim ve kutlama adı altında sahnelenen içeriklerin, farklı yaşam tarzlarını aşağılayan değil, anlamaya çalışan bir yaklaşım benimsemesi gerektiği yönünde eleştiriler giderek artıyor.

Sonuç olarak ortaya çıkan tablo net: “Medeniyet” kavramı, çocukların ağzından tek taraflı bir biçimde tanımlanıyor ve bu tanım, toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir anlayıştan oldukça uzak görünüyor. Bu durum ise, eğitim mi yoksa yönlendirme mi yapıldığı sorusunu daha da yakıcı hale getiriyor.

Kaynak: Mira Haber

Bir Cevap Yazın