1790119956265

Hama’da Selefî vaize tartışmalı gözaltı..Tepkiler sokağa taştı!

Suriye’nin Hama kentinde, “Ebu Süleyman el-Hamevî” olarak bilinen vaiz Muhammed Süleyman Yagmûr’un iç güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındığı bildirildi. Yagmûr’un, yaklaşık dört gün önce Kasr Mahallesi’ndeki Abdurrahman bin Avf Camii’nde verdiği Kur’an tefsiri dersinin ardından gözaltına alındığı ve o tarihten bu yana kendisinden haber alınamadığı kaydedildi.

Yerel kaynaklara göre Şeyh Yagmûr’un yakınlarına gözaltı gerekçesi hakkında resmi bir bildirim yapılmadı. 21 Eylül’de Hama’daki Asi Meydanı’nda onlarca kişi, Yagmûr’un akıbetinin açıklanması ve serbest bırakılması talebiyle bir araya geldi. 

Muhammed Süleyman Yagmûr’un, Esed’in devrilmesinden sonra Suudi Arabistan’dan Hama’ya geldiği, bu süreçte herhangi bir siyasi çalışmanın içine girmediği, yalnızca tefsir dersleri verdiği aktarılıyor. Bununla birlikte, bazı kaynaklar onun geçmişte Heyet Tahrir eş-Şam içerisinde dinî görev üstlendiğini, daha sonra örgütün yönetimine muhalif hareketlere katıldığını ileri sürüyor. Şu ana kadar Yagmûr’un hangi suçlama kapsamında gözaltına alındığına ilişkin kamuoyuna açık resmi bir açıklama bulunmuyor. 

“Neden hep Selefi isimler?” sorusu gündemde

Gözaltı kararı sonrası sosyal medyada yükselen tepkilerin merkezinde; “Neden güvenlik güçlerinin radarına özellikle Selefi isimler giriyor?” sorusu yer aldı. Selefi kimliğiyle öne çıkan din adamlarının güvenlik tehdidi olarak görülmesi eleştirilirken, Yagmûr’un Suudi Arabistan yönetimine muhalif görüşlere sahip olduğu kaydedildi. 

Suudi Arabistan’da yönetimin İslam’a ters düşen uygulamalarını eleştiren çok sayıda âlim ve vaizin yıllar boyunca hapsedilmesi ve bazı dosyalarda idam gibi ağır cezalara maruz kalması, Şam yönetimine yönelik kaygıları daha da büyütüyor.

HTŞ’nin zulüm zindanları hâlâ dolu

Suriye halkının zihnindeki derin endişe ve güvensizliğin temelinde, Şam yönetiminin İdlib’deki karanlık geçmişi yatıyor. Ahmed eş-Şara liderliğinde İdlib’in yönetildiği dönemde gazetecilerin, aktivistlerin ve muhalif seslerin somut bir suçlama olmaksızın zindanlara atıldığı; tutukluların ailelerinden ve avukatlardan tecrit edilerek sistemli işkence ve kötü muameleye maruz bırakıldığı gerçeği hem saha raporlarına hem de uluslararası belgelere defalarca yansıdı.

Nitekim İdlib, geçmişte HTŞ yönetimine biat etmeyen ya da muhalif çizgide kalan pek çok ismin benzer yöntemlerle alıkonulmasına sahne oldu. Fransız muhacir lider Ömer Omsen (Omar Diaby), Çeçen komutan Müslim eş-Şişani ve Azerbaycanlı grup lideri Ebu Hanife el-Azeri gibi bağımsız muhacir figürler gözaltı ve tasfiye operasyonlarının hedefi olurken; Haziran ayında ABD’nin İHA saldırısıyla hedef aldığı Sami el-Ureydi ve Ebu Abdurrahman el-Ürdünî gibi önde gelen vaizler de muhalif söylemleri nedeniyle geçmişte cezaevine gönderilmişti. Silahlı isimlerin yanı sıra, Tevfik el-Ahmed ve Samir el-Ahmad gibi aktivist ve gazetecilerin keyfî tutuklamalarla susturulmaya çalışılması, İdlib zindanlarının hafızalardaki karanlık yerini sabitledi. Suriye’de benzer zulüm örneklerini haberleştiren ve Aralık 2025’ten bu yana tutuklu olan gazeteci Bilal Abdülkerim’in de henüz hâkim karşısına çıkarılmadığı biliniyor.

İşte bu sebeple, Muhammed Süleyman Yagmûr’un günlerdir hiçbir gerekçe gösterilmeden tecrit altında tutulması, münferit bir gözaltı vakası olarak görülmüyor. Bu durum, İdlib’de halkı sokaklara döken o baskıcı “susturma rejiminin” bugün Şam’da yeniden mi hortlatıldığı endişesini akıllara getiriyor.

Kaynak: Mira Haber

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir