Avrupa’nın en büyük müzik organizasyonlarından biri olan Eurovision Şarkı Yarışması, bu yıl İsrail krizi, boykotlar ve protestolarla gündeme oturdu
Yarışmanın finalinde Bulgaristan tarihindeki ilk Eurovision zaferine ulaşırken, İsrail’in ikinci sırayı alması salonda yükselen yuhalama sesleriyle gölgelendi.
70 yıllık Eurovision tarihinde ilk kez zafere ulaşan Bulgaristan’ın temsilcisi Dara, yarışma sonrası yaptığı açıklamada “Her şey mümkün, Bulgaristan Eurovision’u kazandı” diyerek zaferini kutladı. Ancak gecenin asıl gündemi müzikten çok İsrail’in yarışmadaki varlığı oldu.
Katil İsrail’in halk oylamasındaki puanı açıklanırken salonun farklı bölümlerinden yoğun yuhalama sesleri yükseldi. Final öncesinde Viyana sokaklarında düzenlenen Filistin yanlısı gösterilere yaklaşık 2 bin kişinin katıldığı açıklandı. Protestocular, İsrail’in yarışmaya dahil edilmesini sert biçimde eleştirirken, organizasyonun siyasi bir meşruiyet aracına dönüştürüldüğünü savundu.
Zaten İsrail’in üst üste ikinci kez 2’nciliği kazanması da tesadüf değil. Birinci yapılırsa bariz bir kayırma sonucu böyle yapıldığı belli olacağı için İsrail, Siyonizm destekçisi ülkeler tarafından bilerek 2. sıraya konuyor. Buna rağmen Bulgaristan, ezici bir çoğunlukla İsrail’e karşı galibiyet aldı.
Bu yılki Eurovision, son yılların en büyük boykot krizlerinden birine sahne oldu. İspanya, İzlanda, İrlanda, Hollanda ve Slovenya, İsrail’in katılımını gerekçe göstererek yarışmadan çekildi. Boykot çağrıları nedeniyle organizasyon, Eurovision tarihinin en düşük katılımlı ve en az izlenen finallerinden biri olarak kayıtlara geçti.
“Eurovision, İsrail’in imaj düzeltme aracı”
Krizin merkezinde ise Avrupa Yayın Birliği (EBU) yer aldı. Zira birliğin Aralık ayında İsrail’in yarışmaya katılmasına izin vermesi büyük tepki çekmişti. ABD merkezli gazete The New York Times, İsrail’in Eurovision’u “yumuşak güç” aracı olarak kullandığını ve ülkenin uluslararası arenada zedelenen imajını düzeltmek için bir milyon dolardan fazla harcama yaptığını yazdı.
Haberde, Tel Aviv yönetiminin bu stratejik tanıtım kampanyasını 2018’den itibaren yoğunlaştırdığı, özellikle işgal altındaki Filistin topraklarındaki askeri operasyonlar nedeniyle artan eleştirileri dengelemeyi hedeflediği belirtildi.
İspanya’nın kamu yayıncısı RTVE ise çok daha sert bir tavır aldı. Kanal, Eurovision finalini yayınlamayı reddederek “Eurovision bir yarışmadır ancak insan hakları yarışma konusu değildir. Kayıtsızlığa yer yok. Filistin için barış ve adalet” açıklamasını yaptı. Yarışmanın finansal yükünün büyük bölümünü üstlenen ve “Beş Büyükler” ülkeleri arasında bulunan İspanya’nın bu çıkışı, EBU üzerindeki baskıyı daha da artırdı.
Benzer bir tepki VRT cephesinden de geldi. Belçikalı yayın kuruluşu, EBU’nun İsrail’in yarışmadaki durumuna ilişkin doğrudan oylama yapmaması halinde gelecek yıl Eurovision’a katılmama ihtimalinin yüksek olduğunu duyurdu.
Bulgaristan’ın zaferi EBU açısından geçici bir rahatlama olarak yorumlandı. Çünkü İsrail’in yarışmayı kazanması halinde gelecek yılki organizasyonun İsrail’de düzenlenecek olması, zaten ağır kriz yaşayan Eurovision’u çok daha büyük bir siyasi tartışmanın içine sürükleyebilirdi. Buna rağmen organizasyonun yaşadığı meşruiyet krizi, Eurovision’un geleceğinin artık ciddi biçimde sorgulanmasına neden oluyor.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.
