zalim çin uygurlar

Doğu Türkistan’da ekonomik işgal: Uygurlar kendi topraklarında dışlanıyor!

Çin’in Doğu Türkistan’da yıllardır uyguladığı politikaların yalnızca güvenlik ve kültürel baskılarla sınırlı kalmadığı, ekonomik yapının da Uygur Türklerini sistematik biçimde zayıflatacak şekilde yeniden şekillendirildiği belirtiliyor. Uzmanlar, Pekin yönetiminin ekonomik kaynaklar üzerindeki kontrolü artırarak Uygurları kendi vatanlarında üretimden, istihdamdan ve mülkiyet haklarından uzaklaştırdığını, bunun da asimilasyon politikalarının en önemli araçlarından biri haline geldiğini ifade ediyor.

1954 yılında kurulan ve doğrudan Pekin yönetimine bağlı faaliyet gösteren Xinjiang Üretim ve İnşaat Birliği (Bingtuan), yıllar içinde yalnızca ekonomik bir kuruluş olmaktan çıkarak kendi şehirleri, güvenlik yapıları, idari mekanizmaları ve geniş ekonomik ağıyla “devlet içinde devlet” olarak nitelendirilen bir yapıya dönüştü. Bu yapı aracılığıyla milyonlarca dönüm arazi kontrol altına alınırken, bölgeye yoğun Han Çinlisi nüfus yerleştirilmesi teşvik edildi.

Demografik dönüşümün ekonomik baskıyla eş zamanlı yürütüldüğüne dikkat çeken araştırmalar, 1949 yılında nüfusun küçük bir bölümünü oluşturan Han Çinlilerinin oranının sonraki on yıllarda hızla artırıldığını, buna karşılık Uygur Türklerinin hem nüfus içindeki payının hem de ekonomik hayattaki etkinliğinin sistematik biçimde geriletildiğini ortaya koyuyor. Toprakların kamulaştırılması, kamu istihdamında ayrımcı uygulamalar ve stratejik sektörlerin devlet kontrolüne alınması nedeniyle çok sayıda Uygur’un geçim kaynaklarını kaybettiği belirtiliyor.

Araştırmacılar, Doğu Türkistan’da ekonomik kaynakların belirli kurumlar aracılığıyla tek elde toplanmasının yalnızca kalkınma politikası olarak değerlendirilemeyeceğini, bunun aynı zamanda Uygur toplumunun ekonomik bağımsızlığını ortadan kaldırmayı hedefleyen uzun vadeli bir devlet stratejisi olduğunu vurguluyor. Bölgenin tarım arazileri, su kaynakları ve sanayi yatırımları üzerindeki yoğun kontrolün, yerli halkın ekonomik karar alma mekanizmalarından dışlanmasına yol açtığı ifade ediliyor.

Uygur Araştırma Merkezi’nin değerlendirmelerine göre, yıllar boyunca uygulanan ekonomik dışlama, mülksüzleştirme ve demografik mühendislik politikaları, 2009’da Urumçi’de yaşanan olaylara giden sürecin temel dinamiklerinden birini oluşturdu. Uzmanlar, ekonomik baskının kültürel ve siyasi baskılarla birlikte yürütülmesinin, Uygur toplumunun kendi topraklarında giderek daha kırılgan bir konuma sürüklenmesine neden olduğunu belirtiyor. Çin yönetimi ise Doğu Türkistan’daki baskılarını “kalkınma”, “istikrar” ve “terörle mücadele” politikaları kapsamında savunuyor.

Kaynak: Mira Haber

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir