Doğu Türkistan’dan gelen son veriler, Çin yönetiminin baskı politikalarında yöntem değiştirdiğini ancak hedefinden vazgeçmediğini ortaya koyuyor. 29 Mayıs 2026’da yayımlanan araştırmaya göre Pekin, yıllardır eleştirilerin odağında bulunan kitlesel gözaltı uygulamalarının ardından daha görünmez ancak etkileri çok daha derin olabilecek bir asimilasyon sürecini sürdürüyor.
Bölgedeki cezaevi ve gözaltı merkezlerinin yüz binlerce kişiyi barındırabilecek kapasitede olması, baskı mekanizmasının hâlâ hazır tutulduğunu gösteriyor. Bunun yanında milyonlarca kişinin bölge dışına zorunlu iş gücü transferine tabi tutulması ve çocukların zorla büyük bölümünün yatılı okullara alınarak ailenin elinden alınması, Uygur toplumunun aile, dil ve kültür bağlarını zayıflatan uygulamalar olarak değerlendiriliyor.
Uygur Türkçesinin eğitim hayatından giderek çıkarılması, çocukların ailelerinden uzak yetiştirilmesi ve tek tip ulusal kimlik anlayışının dayatılması, eleştirmenler tarafından yalnızca bir güvenlik politikası değil, kültürel kimliği dönüştürme girişimi olarak görülüyor.
Doğu Türkistan’da yaşananlar, dünyanın en az konuşulan insan hakları krizlerinden biri olmaya devam ediyor. Bölgeden gelen haberler sıkı bilgi kontrolü nedeniyle sınırlı kalırken, milyonlarca insanı etkilediği öne sürülen uygulamalar uluslararası gündemde hak ettiği yeri bulamıyor. Uzmanlar, kültürel kimliğin, dilin ve aile bağlarının sistematik biçimde zayıflatıldığı yönündeki bilgilerin yeterince tartışılmadığını belirtirken, Doğu Türkistan’da yaşananların büyük ölçüde dünya kamuoyunun gözlerinden uzak şekilde sürdüğüne dikkat çekiyor.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.
