Uygur

Çin’de karanlık ticaret: Organ ihtiyacına göre siparişe bağlı ölüm!

Çin yönetimi, uzun yıllardır gündeme gelen ağır iddialarla yeniden uluslararası eleştirilerin odağında. Amerikan yayını The National Interest’te yer alan analizde, ülkede siyasi tutuklular üzerinden sistematik bir organ temini yapıldığı öne sürülerek, bunun bireysel vakaların ötesine geçtiği iddia edildi.

Söz konusu analizde, özellikle Falun Gong mensupları, Uygurlar ve Tibetliler gibi grupların hedef alındığı belirtilirken, bu sürecin yalnızca güvenlik politikalarıyla açıklanamayacak ölçüde derin ve organize olduğu vurgulanıyor. İddialar, devlet mekanizmasının doğrudan veya dolaylı şekilde bu sürece dahil olduğu yönünde yoğunlaşıyor.

Araştırmacı Ian Ekelek’in çalışmalarına dayandırılan değerlendirmelerde, “siparişe bağlı ölüm” şeklinde tanımlanan bir sistemin varlığı öne çıkıyor. Bu iddiaya göre, organ ihtiyacı doğduğunda tutukluların hayatı doğrudan bu talebe göre sonlandırılıyor. Bu çerçevede ortaya atılan rakamlar ise meselenin boyutunun tahmin edilenden çok daha büyük olabileceğine işaret ediyor.

İddiaların merkezinde yer alan yapılardan biri ise 1999 yılında kurulduğu belirtilen “610 Ofisi”. Yargı denetimi dışında hareket ettiği öne sürülen bu yapının, baskı politikalarının kurumsallaşmasında kritik rol oynadığı ifade ediliyor. Bu durum, sistemin yalnızca bireysel ihlallerden ibaret olmadığı, daha geniş bir organizasyonun parçası olabileceği tartışmalarını beraberinde getiriyor.

Falun Gong hareketinin hızla büyümesi ve milyonlara ulaşması sonrası başlayan süreç ise analizlerde dönüm noktası olarak gösteriliyor. Bu gelişmenin ardından uygulanan politikaların sertleştiği, zamanla ekonomik boyut kazandığı ve “organ turizmi” olarak adlandırılan tartışmalı bir alanın ortaya çıktığı iddia ediliyor.

Analist Philip Styczynski ise bu tabloyu değerlendirirken çarpıcı bir benzetme yaparak, yaşananların Holokost ile kıyaslanabilecek düzeyde olduğunu ileri sürüyor. Styczynski’ye göre, uluslararası toplumun ve özellikle Batılı ülkelerin bu iddialar karşısındaki sessizliği, ekonomik çıkarların insan hakları tartışmalarının önüne geçtiği yönündeki eleştirileri güçlendiriyor.

Kaynak: Mira Haber

Bir Cevap Yazın