image 2026 02 17 11 21 47

ABD ödemelerini yapmıyor; BM çöküşün eşiğinde mi?

ABD’nin uzun süredir ödemesi gereken aidatları yerine getirmemekte ısrar ettiği BM, sürekli hedef gösterilmesiyle krizin eşiğinde

Hafta sonu düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı’nda konuşan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Birleşmiş Milletler’i sert sözlerle hedef aldı. Kurumun “dünyada iyilik yapma potansiyeli” olduğunu söyleyen Rubio, buna rağmen küresel krizlerin çözümünde neredeyse hiçbir rol oynamadığını savundu.

Rubio’nın anlatımına göre Gazze’deki savaşın sona erdirilmesi ya da esirlerin serbest bırakılması BM’nin değil, doğrudan Başkan Donald Trump yönetiminin eseri. Rubio, konuştuğu konferansta bir kez daha Trump’ı övmek için “Gazze’deki savaşı çözemediler. Esirleri barbarların elinden Amerikan liderliği kurtardı ve kırılgan ateşkesi biz sağladık” ifadelerini kullandı.

Ancak 10 Ekim’de Trump yönetiminin ateşkes ilanından bu yana, Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine göre 602 Filistinli İsrail ateşi sonucu hayatını kaybetti. 2023 Ekim’inden itibaren İsrail’in Gazze saldırılarına insani ara verilmesini talep eden altı ayrı BM karar tasarısı ise ABD vetosuna takıldı.

BM ve çok sayıda akademisyen, Gazze’de yaşananları “soykırım” olarak tanımlarken, bölgede hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısının 72 bini aştığı belirtiliyor.

Washington’dan ödeme krizi

Rubio, bazı BM üyesi ülkelerin “uluslararası hukuk söylemine sığınarak Amerikan vatandaşlarını tehdit ettiğini” öne sürdü. Ancak tartışma yalnızca söylemle sınırlı değil.

Trump’ın 13 ay önce göreve gelmesinden sonra Washington, BM’ye olan ödemelerini durdurdu. ABD’nin kuruma yaklaşık 4 milyar dolar borcu bulunuyor. Her ne kadar önümüzdeki haftalarda kısmi ödeme yapılacağı bildirilse de, tablo ağır.

Antonio Guterres, geçen ay 196 üye ülkenin büyükelçilerine gönderdiği mektupta “olası bir mali çöküş” uyarısında bulundu. ABD, BM’nin yıllık operasyonel bütçesinin yüzde 22’sini karşılamakla yükümlü. 2025 aidatları dahi henüz ödenmedi.

2026 için BM ajanslarının 3,5 milyar dolara, küresel barış gücü operasyonlarının ise 5,7 milyar dolara ihtiyacı var. ABD Kongresi, barış gücü ödemelerini toplam bütçenin yüzde 25’i ile sınırlandırmış durumda.

Üst düzey BM yetkilileri kaynakların Temmuz ayına kadar tükenebileceğini; Eylül ayında yapılması planlanan Genel Kurul toplantılarının iptal edilmesinin ve Manhattan’daki merkez binanın kapanmasının dahi gündeme gelebileceğini belirtiyor.

Kurumlardan çekilme dalgası

Trump, geçen ay imzaladığı başkanlık kararnamesiyle 66 çok taraflı yapıdan çekildi. Bunların yarıya yakını BM girişimlerinden oluşuyor. İklim kriziyle mücadeleden demokratik kurumların inşasına, terörle mücadele stratejilerinden silah kayıt sistemlerine kadar pek çok alan bu kararın kapsamına girdi.

Trump ilk döneminde (2017–2021) UNESCO’dan çekilmişti. Bu dönem ise UN Human Rights Council üyeliğini sonlandırdı ve Filistinli mültecilere yardım sağlayan UNRWA’ya tüm fonları kesti. Washington, bu kurumları “İsrail karşıtı önyargı” ile suçluyor.

Oysa “Filistin Devleti”, BM üyesi 150’den fazla ülke tarafından tanınmış durumda.

Geçtiğimiz Eylül ayındaki Genel Kurul konuşmasında Trump, üye ülkelere “Ülkeleriniz cehenneme gidiyor” diye seslenmiş, ABD’nin ise “altın çağ” yaşadığını iddia etmişti. Sınırların kapatılması ve geleneksel enerji kaynaklarına dönüş çağrısı yapmıştı.

“Ayrıcalığın bedeli”

Uluslararası Kriz Grubu’nun BM işlerinden sorumlu direktörü Daniel Forti, ABD’nin yüksek ödeme yükümlülüğünün bir “ceza” değil, Güvenlik Konseyi’ndeki veto ayrıcalığının doğal sonucu olduğunu belirtiyor. Nitekim sistemin mimarisi gereği veto yetkisine sahip ülkeler daha fazla katkı sağlıyor. ABD’nin dünyanın en büyük ekonomisi olması da bu tabloyu pekiştiriyor.

Forti’ye göre krizin kök nedeni Washington’un ödemelerini zamanında yapmaması. “Durum vahim” diyen uzman, sorunun merkezinde ABD’nin bulunduğunu ifade ediyor.

Reform çağrıları ve alternatif arayış

Guterres, ABD’nin finansal taahhütlerinden geri çekilmesi halinde kurumun baştan yapılandırılması gerekeceğini dile getirdi. Küresel Güney ülkeleri uzun süredir Güvenlik Konseyi’nin veto sisteminin genişletilmesini ve Afrika ile Latin Amerika’nın kalıcı üyelikle temsil edilmesini talep ediyor.

Civicus Genel Sekreteri Mandeep Tiwana, mevcut finansman modelini “orantısız ve şeffaflıktan uzak” olarak nitelendiriyor. Az sayıda büyük devletin yüksek katkılar karşılığında kurumun yönünü belirlemesinin sürdürülemez olduğunu savunuyor.

Kaynak: Mira Haber, MEE

Bir Cevap Yazın