ÇOCUKLUĞUN PRANGALANDIĞI YER: FİLİSTİNLİ ÇOCUKLAR ASKERİ CENDERE ALTINDA
Uluslararası insan hakları örgütleri ve Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yayımlanan güncel raporlar, işgal altındaki Filistin topraklarında çocukların sistematik bir hak ihlali çemberine alındığını bir kez daha gözler önüne serdi. “Dünyada çocukların sistematik olarak askeri mahkemelerde yargılandığı tek yer” olarak kayıtlara geçen bölgede, her yıl yüzlerce çocuk hukuksuz gözaltılar ve kötü muameleyle karşı karşıya kalıyor.
“Gece Baskınları: Bir Yıldırma Stratejisi”
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ve Defense for Children International – Palestine (DCIP) verilerine göre, gözaltıların %60’ından fazlası gece yarısı ile sabahın ilk ışıkları arasında gerçekleşiyor. Tam teçhizatlı askerler tarafından düzenlenen ev baskınları, sadece çocuğu değil, tüm aileyi hedef alan bir psikolojik harp yöntemi olarak değerlendiriliyor. Gözaltına alınan çocukların %95’inin gözlerinin bağlandığı, ellerinin plastik kelepçelerle sıkıca arkadan bağlandığı ve bilinmeyen merkezlere götürüldüğü rapor ediliyor.
Askeri Yargı Kıskacı ve “İdari Tutukluluk”
Haber kaynaklarına yansıyan en çarpıcı ihlal ise çocukların tabi tutulduğu yargı sistemi. İsrailli yerleşimci çocuklar sivil mahkemelerde yargılanırken, Filistinli çocuklar Askeri Düzen 1651 kapsamında askeri mahkemelere çıkarılıyor.
Birçok vakada çocuklara hiçbir resmi suçlama yöneltilmiyor. “İdari tutukluluk” adı verilen bu uygulamada, gizli dosyalara dayanılarak çocuklar aylarca, hatta yıllarca parmaklıklar ardında tutulabiliyor.
Save the Children tarafından hazırlanan son rapor, çocukların %81’inin sorgu sırasında avukat veya ebeveyn erişiminden mahrum bırakıldığını tescilledi. Çocukların büyük bir kısmı, anlamadıkları bir dil olan İbranice hazırlanmış “itirafnameleri” imzalamaya zorlandıklarını beyan ediyor.
İşkence ve Kötü Muamele İddiaları Belgelendi
Saha verileri, gözaltı merkezlerinde insan onuruna aykırı uygulamaların istisna değil, bir kural haline geldiğini gösteriyor. Eski tutuklu çocukların tanıklıkları; fiziksel darp, sözlü taciz, soğuk hücrelerde tecrit ve temel gıdadan mahrum bırakılma gibi yöntemlerin sistematik olarak uygulandığını ortaya koyuyor. Hak örgütleri, bu tabloyu Cenevre Sözleşmesi ve BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin “açık ve ağır bir ihlali” olarak tanımlıyor.
Uluslararası Toplumun Sessizliği
Uzmanlar, İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayan bu uygulamalarının bağımsız mekanizmalarca denetlenmesi gerektiğini vurguluyor. Ancak başta BM olmak üzere yapılan tüm “şeffaf soruşturma” çağrıları, İsrail yönetiminin “güvenlik” gerekçesi adı altındaki duvarlarına çarpıyor. İnsan hakları savunucuları, uluslararası mekanizmaların yaptırım uygulamadaki yetersizliğinin, bölgedeki hukuksuzluğu bir “devlet pratiği” haline getirdiği uyarısında bulunuyor.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.