Tam 31 yıl önce, Avrupa’nın göbeğinde II. Dünya Savaşı’nın ardından görülen en büyük toplu katliamlardan biri yaşandı. Birleşmiş Milletler tarafından “güvenli bölge” ilan edilen Srebrenitsa, 11 Temmuz 1995’te Bosnalı Sırp güçlerinin eline geçti. Günler içinde 8 binden fazla Boşnak Müslüman erkek ve çocuk sistematik şekilde katledildi.
Srebrenitsa, 1993 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararıyla “güvenli bölge” ilan edilmiş ve bölgenin korunması görevi Hollandalı BM Barış Gücü askerlerine verilmişti. Ancak Bosnalı Sırp birlikleri Ratko Mladić komutasında kente ilerlediğinde, BM’nin koruma mekanizması fiilen çöktü. Binlerce sivil, güvenlik umuduyla sığındığı BM üssünden çıkarıldı; kadınlar ve çocuklar ayrılırken, erkekler ve gençler sistematik infazlara götürüldü.

Uluslararası mahkemeler tarafından “soykırım” olarak tanımlanan katliamda 8 binden fazla Boşnak Müslüman hayatını kaybetti. Kurbanların önemli bir bölümü toplu mezarlara gömüldü, cesetler delilleri gizlemek amacıyla daha sonra farklı bölgelere taşındı. Bugün dahi kimliği tespit edilen kurbanlar her yıl 11 Temmuz’da Potoçari Anıt Mezarlığı’nda defnedilmeye devam ediyor.
Srebrenitsa, yalnızca Bosnalı Sırp güçlerinin işlediği vahşetle değil, uluslararası toplumun başarısızlığıyla da hafızalara kazındı. Birleşmiş Milletler’in 1999 tarihli kapsamlı raporu, örgütün siyasi irade eksikliği, yetersiz askeri kapasite ve yanlış değerlendirmeler nedeniyle sivilleri koruyamadığını kabul etti. Raporda, Srebrenitsa’nın düşüşü “uluslararası toplumun en ağır başarısızlıklarından biri” olarak nitelendirildi.

NATO ise hava gücünü kullanma konusunda uzun süre BM’nin onay mekanizmasına bağlı kaldı. Sınırlı hava saldırıları katliamı durdurmaya yetmedi ve daha kapsamlı müdahale ancak Srebrenitsa’nın düşmesinden sonra gerçekleştirildi. Bu gecikme, yıllardır uluslararası kamuoyunda en fazla eleştirilen konular arasında yer alıyor.
Aradan geçen 31 yıla rağmen Srebrenitsa, yalnızca bir savaş suçu değil; uluslararası koruma mekanizmalarının başarısızlığının, “güvenli bölge” vaatlerinin ve geç kalan müdahalelerin nelere mal olabileceğinin en acı sembollerinden biri olarak hafızalardaki yerini koruyor.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.
