image 2026 05 01 23 23 00

Sumud müdahalesinin arka planı: “İşgalci askerler kemiklerimizi kırdı!”

Doğu Akdeniz’de bir kez daha hukuk, soykırımcı İsrail’in zor kullanması karşısında ezildi

Gazze’ye insani yardım ulaştırmayı amaçlayan Küresel Sumud Filosu, uluslararası sularda Girit açıklarında İsrail donanmasının sert müdahalesine uğradı. Aralarında çok sayıda farklı ülkeden aktivistin bulunduğu 20’yi aşkın tekne, Gazze kıyılarına yüzlerce deniz mili mesafedeyken kuşatıldı; iletişimleri kesildi, motorları devre dışı bırakıldı ve askeri unsurlar eşliğinde zorla kontrol altına alındı.

Bu tablo basit bir “denetim” değil, açık bir güç gösterisi ve uluslararası hukukun sınırlarının bir kez daha hiçe sayılması olarak kayda geçti.

Filoda bulunan yaklaşık 170’ten fazla aktivist, operasyon sırasında ve sonrasında ağır muameleye maruz kaldıklarını dile getirdi. Tekmeler, yumruklar, yerde sürüklenen insanlar… Hatta bazı aktivistler, müdahale esnasında ateş açıldığına dair sesler duyduklarını aktarıyor.

Bir aktivistin “Burnum kırılmış olabilir, kaburgalarım ve boynumda ciddi ağrı var” sözleri, yaşananların yalnızca kaba bir müdahale olmadığını, doğrudan fiziksel şiddet içerdiğini gözler önüne seriyor.

5163458581913865148 121

40 saat tutuldular: Yemek ve susuz kaldılar

Ancak asıl tartışma, gözaltı sürecinde yaşananlarla daha da derinleşti. Aktivistlerin yaklaşık 40 saat boyunca İsrail donanmasına ait gemilerde tutulduğu, bu süreçte yeterli yiyecek ve su verilmediği, hatta bazı durumlarda kasıtlı şekilde ıslatılmış zeminlerde uyumaya zorlandıkları raporlandı. Yaralananların sayısının onlarca olduğu ve bazılarının hastaneye sevk edildiği de bildiriliyor.

Operasyonun kapsamı da dikkat çekici: 20’den fazla tekneye el konuldu, yaklaşık 175 kişi gözaltına alındı. Aralarında Türk vatandaşlarının da bulunduğu çok sayıda aktivist, daha sonra Girit’e bırakılırken, bazı kişiler İsrail’e götürülerek sorguya alındı. Bu durum, müdahalenin sadece askeri değil, aynı zamanda siyasi bir mesaj taşıdığını açıkça ortaya koyuyor.

Birçok ülke, kendi vatandaşlarının uluslararası sularda bu şekilde alıkonulmasını kabul edilemez buldu. Hukukçular ve insan hakları çevreleri, müdahalenin açıkça tartışmalı olduğunu ve “abluka” gerekçesinin uluslararası sularda bu ölçekte bir güç kullanımını meşrulaştırmaya yetmeyeceğini belirtti. Buna karşılık işgal yönetimi, operasyonu savunarak filoyu “provokasyon” olarak nitelendirdi.

Kaynak: Mira Haber

Bir Cevap Yazın