1782038799110

Saklaviye trajedisi.. IŞİD operasyonunda kaybolan Sünni erkeklere ne oldu?

SESSİZLİK BASKISI ALTINDA BİR TRAJEDİ: SAKLAVİYE’NİN KAYIP ERKEKLERİ VE ACILI AİLELERİN SESSİZ ÇIĞLIĞI

Irak’ın Anbar vilayetine bağlı Saklaviye kasabasında, Haziran 2016’da IŞİD’e yönelik askeri operasyonlar sırasında Şii Haşdi Şabi terör örgütü (özellikle Hizbullah Tugayları) tarafından alıkonulan ve bir daha kendilerinden haber alınamayan en az 643 Sünni erkek ve çocuğun trajedisi, aradan geçen yıllara rağmen kanayan bir yara olmaya devam ediyor.

Yerel kaynaklardan alınan bilgilere göre, kayıp yakınları seslerini duyurmaya çalıştıkça çok yönlü bir “sessiz kalma” baskısıyla karşı karşıya bırakılıyor. Mağdur aileler; adalet arayışlarından vazgeçmeleri, medyadaki seslerini kesmeleri ve uluslararası insan hakları örgütleriyle teması kesmeleri yönünde üstü kapalı ve açık tehditler aldıklarını belirtiyor. Hükümet yetkililerinin ve nüfuzlu grupların baskısı, acılı aileleri “sevdiklerinin hayatta olup olmadığını dahi öğrenememe” işkencesiyle baş başa bırakıyor.

Arka Plan: “Kurtarıcılar” (!) Tarafından Alıkonulan Hayatlar

Uluslararası Af Örgütü ve Birleşmiş Milletler raporlarıyla teyit edilen verilere göre, 3 Haziran 2016’da IŞİD’den kaçan binlerce sivil, kasaba çıkışında milis güçler tarafından durdurulmuştu. Kadın ve küçük çocuklar ayrıldıktan sonra “savaş yaşındaki” yaklaşık 1.300 erkek ve erkek çocuğu alıkonulmuş; bunlardan işkenceye uğrayarak hayatta kalan bir kısmı serbest bırakılırken, en az 643 kişi kamyonlara bindirilerek bilinmeyen bir yere götürülmüştü.

Yeni Toplu Mezarlar ve Kimlik Belirsizliği

Saklaviye trajedisine dair en sıcak gelişme, bölgedeki Akaz Ovası’nda yaşananlardır. Adli tıp ve toplu mezar kazım ekipleri, Saklaviye yakınlarında tespit edilen toplu mezarlardan şu ana kadar 16 kişiye ait kalıntı çıkardı. Bölgede hala kazılmayı bekleyen çok sayıda şüpheli nokta bulunuyor. Ancak kimlik tespiti için gerekli olan DNA testlerinin bürokratik engeller ve bütçe yetersizlikleri nedeniyle çok yavaş ilerlemesi, ailelerin acısını ve belirsizliğini körüklüyor.

Hükümetin Eylemsizliği ve “Suç Ortaklığı” Eleştirileri

Dönemin Başbakanı Haydar el-Abadi tarafından 2016 yılında kurulan soruşturma komisyonları, aradan geçen sürede hiçbir somut sonuç açıklamadı. İnsan hakları örgütleri, Irak hükümetinin bu konuda adım atmamasının ardında, devlette resmi bir statü kazanan Haşdi Şabi milisleriyle karşı karşıya gelmek istememesi ve kurulan komisyonlarda bizzat şüpheli güvenlik unsurlarının yer alması olduğunu vurguluyor.

Bürokratik Engeller ve Hukuki Tuzaklar

Aileler sadece fiziksel tehditlerle değil, aynı zamanda idari engellerle de savaşıyor. Mahkemelerde yakınlarını “kayıp” olarak kaydettirmek isteyen kadınlar, mülkiyet ve miras haklarından mahrum bırakılıyor. Çaresiz kalan birçok aile, sevdiklerinden bir haber alabilmek adına topraklarını satarak dolandırıcı avukatlara veya sahte aracılara yüklü miktarda paralar kaptırıyor.

Saklaviye’de yaşananlar, Irak’ın geçmişteki IŞİD tehdidi sonrasında inşa edilen yeni nizamın adaletsizlikleriyle de malul olduğunu gösteriyor. 

Kaynak: Mira Haber 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir