image 2026 03 04 23 31 00

“Körfez saldırılarının arkasında İsrail parmağı var!”

İran, Körfez ülkelerine yapılan bazı saldırıların arkasında kendilerinin değil, İsrail’in olduğunu ileri sürdü

İranlı yetkililer, Basra Körfezi’ndeki enerji tesisleri ve sivil hedeflere yönelik bazı İHA saldırılarının arkasında İsrail’in bulunduğunu öne sürerek, bu eylemleri “bölgesel öfkeyi kışkırtmaya ve Arap ülkelerini Tahran’a karşı savaşa sürüklemeye yönelik hesaplanmış bir provokasyon” olarak nitelendirdi.

İran Dışişleri’nden bir yetkili, Middle East Eye’a yaptığı açıklamada Suudi Arabistan’a yönelik birden fazla İHA saldırısının İsrail tarafından gerçekleştirildiğini iddia ederek Umman’daki en az bir saldırının da yine İsrail kaynaklı olduğunu savundu.

İsmini vermek istemeyen yetkili, “Bazı saldırıların İran tarafından yapılmadığını kesin bir dille söyleyebilirim” ifadelerini kullandı. Ancak hangi saldırıların İsrail’e ait olduğu konusunda ayrıntı vermekten kaçındı.

Nereler hedef alındı?

Suudi Arabistan’ın şimdiye dek en az beş kez İHA ve füze saldırısına maruz kaldığı belirtiliyor. Hedefler arasında Prens Sultan Hava Üssü, Ras Tanura petrol rafinerisi ve Riyad’daki ABD Büyükelçiliği bulunuyor. Umman’daki Dukm Limanı da iki kez hedef alındı.

2019’dan bu yana ABD Donanması’nın düzenli erişimine açık olan bu geniş kompleks, stratejik önemi nedeniyle dikkat çekiyor.

İranlı yetkili, herhangi bir İran destekli milis grubun bu saldırılarda rol alıp almadığı sorusuna yanıt vermedi. Çarşamba itibarıyla Iraklı Şii milislerin sınır ötesi bir saldırı gerçekleştirmediği, yalnızca Irak içindeki ABD hedeflerine yöneldikleri bildirildi.

Bir haftadır düşmeyen gerilim

Tahran, Cumartesi gününden bu yana Orta Doğu’daki ABD varlıklarını hedef alıyor. Bu adımlar, ABD ve İsrail’in ortaklaşa düzenlediği ve İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesiyle sonuçlanan büyük saldırıya misilleme olarak sunuluyor.

İlk aşamada Amerikan askeri unsurlarına odaklanan saldırıların, daha sonra Körfez ülkelerinin bildirimlerine göre oteller, havaalanları ve enerji altyapıları gibi sivil alanları da kapsayacak şekilde genişlediği ifade ediliyor. Buna karşın İranlı yetkililer, Körfez’deki enerji tesislerini hedef aldıkları iddialarını kamuoyu önünde reddediyor.

Beş gündür süren çatışmaların Suudi Arabistan ve Katar’ın petrol ve gaz ihracat kapasitesine ağır darbe vurduğu, Dubai’nin ise yabancı yatırımcılar için güvenli liman imajının ciddi biçimde sarsıldığı belirtiliyor.

“Saldırıları MOSSAD düzenliyor”

İranlı kaynaklar, İsrail’in dış istihbarat servisi MOSSAD’ın bazı İHA saldırılarını doğrudan organize ettiğini ve faaliyetlerinin İran topraklarında tespit edildiğini öne sürdü. Yetkililerin MOSSAD’a ait olduğu iddia edilen İHA depolarını ve operasyon merkezlerini belirleme sürecinde olduğu, “tamamını ortadan kaldırma” kararlılığında bulundukları aktarıldı.

Kaynaklardan biri, İsrail’in Körfez komşularını hedef almak için bölgedeki başka ülkelerde de benzer depolar ve operasyon odaları kurmuş olabileceğini söyledi.

MOSSAD’ın İran içinde uzun yıllara yayılan geniş bir ajan ve lojistik ağı oluşturduğu biliniyor. Geçmişte, yüksek hızla ilerleyen bir araçtaki üst düzey bir nükleer bilim insanının uzaktan kumandalı otomatik silahla öldürülmesi, İran’ın nükleer programının kilit bilgisayar sistemlerine yönelik zararlı yazılım saldırıları ve nükleer belge arşivlerinin çalınması gibi operasyonlarla gündeme gelmişti.

“Aramco tesisine biz saldırmadık”

Bir başka kaynak, son saldırılar sırasında Tahran’ın Suudi Arabistan’a Ras Tanura’daki Suudi Aramco tesisine yönelik saldırının arkasında olmadığını “açık bir mesajla” ilettiğini söyledi. Nitekim Ras Tanura, ülkenin en büyük iç rafinerisine ve kritik bir ham petrol ihracat terminaline ev sahipliği yapıyor.

Kaynakların aktarımlarına göre bu saldırılar, “bölgesel barışı ve komşular arasındaki ittifakları sabote etmeye yönelik bir İsrail girişimi.”

Söz konusu açıklamalar, MOSSAD ajanlarının İran topraklarında füze ve patlayıcı yüklü İHA’lar hazırladığını gösteren görüntülerin İsrailli yetkililer tarafından yayımlanmasından bir yıl sonra gelmesi nedeniyle Tahran açısından ayrıca dikkat çekici bulunuyor. Bu gelişmeler, Körfez başkentlerinin Washington’dan İran’a karşı savaş çabalarına katılmaları yönünde artan baskıyla karşı karşıya olduğu bir döneme denk geliyor. 

“Başka seçenek kalmadı”

Çarşamba günü İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Körfez ülkelerinin kaygılarını gidermeye çalışarak Tahran’ın komşularının egemenliğine saygı duyduğunu, ancak Amerikan-Siyonist askeri saldırganlık karşısında kendini savunmaktan başka seçenek bırakılmadığını söyledi.

Pezeşkiyan, bölgesel güvenlik ve istikrarın ancak bölge ülkelerinin ortak çabasıyla sağlanabileceğini dile getirdi.

Çatışmanın başından bu yana birçok üst düzey Körfez yetkilisi itidal çağrısı yapıyor. Suudi Arabistan’daki yetkililerin müttefiklerine, Tahran veya vekil güçlerinden gelecek bir karşılığı tetikleyebilecek adımlardan kaçınmaları yönünde telkinde bulunduğu bildiriliyor.

Ülke içinde de Riyad’ın ve Körfez İşbirliği Konseyi’nin savaşa sürüklenmemesi gerektiğini savunan sesler artıyor.

Kaynak: Mira Haber, MEE

Bir Cevap Yazın