İsrail basınının önde gelen gazetelerinden Yedioth Ahronoth, ülkenin dünya genelinde eşi benzeri görülmemiş bir diplomatik ve ekonomik baskıyla karşı karşıya olduğunu yazdı
Gazete, “İsrail dünyanın en fazla boykot edilen ülkesi haline nasıl geldi?” başlıklı analizinde, hükümet yetkililerinden yasa dışı yerleşimcilere ve resmi kurumlara kadar uzanan geniş kapsamlı yaptırım dalgasının her geçen gün güçlendiğini belirtti.
Habere göre son dönemde birçok ülke, katil İsrailli siyasetçiler ve işgalci yerleşimci gruplara karşı koordineli adımlar atmaya başladı. Fransa, faşist Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’e uyguladığı giriş yasağının ardından Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in de ülkeye girişini yasakladı. Paris yönetimi bu kararı, iki bakanın Batı Şeria’nın ilhakını savunan politikaları, yeni Yahudi yerleşim birimlerini teşvik etmeleri ve Filistin Yönetimi’nin konumunu zayıflattığı düşünülen uygulamaları nedeniyle aldı.
Birleşmiş Milletler, Doğu Kudüs dahil Batı Şeria’yı işgal altındaki Filistin toprağı olarak kabul ediyor. Bölgenin İsrail tarafından ilhak edilmesi ise uluslararası kararlarla öngörülen bağımsız Filistin devletinin kurulması ihtimalini büyük ölçüde ortadan kaldırıyor.
Tablo bir anda değişti
Gazete, 7 Ekim 2023 öncesinde Boykot, Yatırımların Geri Çekilmesi ve Yaptırımlar (BDS) hareketinin İsrail üzerindeki etkisinin sınırlı kaldığını hatırlattı. Güçlü ekonomi nedeniyle ekonomik yaptırımların sonuç vermediği, akademik ve kültürel boykotların ise daha çok sembolik düzeyde kaldığı ifade edildi. Ancak son iki yılda tablonun köklü biçimde değiştiği vurgulandı.
Analize göre BDS hareketi artık birçok alanda somut sonuçlar elde ediyor. Uluslararası kamuoyunda İsrail’e yönelik olumsuz algı hızla yükselirken, sanatçılar ülkede sahne almayı reddediyor, bazı yazarlar eserlerinin İbraniceye çevrilmesine izin vermiyor ve İsrail’in Eurovision ile FIFA organizasyonlarından çıkarılması yönündeki kampanyalar güç kazanıyor.
Ekonomik alanda da baskının arttığı belirtiliyor. Dünyanın en büyük yatırım fonlarından biri olan Norveç Varlık Fonu’nun bazı İsrail şirketlerinden yatırımlarını çekmesi, uluslararası yatırım çevrelerinde dikkat çeken gelişmeler arasında gösteriliyor.
Ayrıca Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nin hazırladığı kara listede, Yeşil Hat’ın ötesindeki yerleşim bölgelerinde faaliyet gösteren İsrailli ve uluslararası şirketler yer alıyor.
Batı Şeria’nın ilhakı İsrail’i yalnızlaştırdı
Yedioth Ahronoth’a göre Batı Şeria’dan gelen görüntüler de yaptırım çağrılarını güçlendiren başlıca etkenlerden biri oldu. Filistinlilere yönelik şiddet olayları, mülk tahribatları ve yerleşimci saldırılarını gösteren görüntüler uluslararası kamuoyunda tepki toplarken, İsrailli bakanların açıklamaları da eleştirilerin odağına yerleşti.
Özellikle Gazze’ye insani yardım götürmeye çalışan filodaki aktivistleri küçük düşüren ve işkence yaptıran Ben-Gvir’in görüntülerinin birçok ülkede “kırmızı çizginin aşılması” olarak değerlendirildiği belirtildi.
Fransa’nın Smotrich ve Ben-Gvir’e yönelik kararlarıyla birlikte İrlanda, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda ve Norveç de İsrailli bakanlara çeşitli kısıtlamalar uygulayan ülkeler arasına katıldı. Aynı ülkelerin Batı Şeria’da şiddeti teşvik ettiği öne sürülen yerleşimciler ve kuruluşlara yönelik ortak yaptırımlar yürüttüğü ifade edildi.
Fransa’nın dört yerleşim lideri ile 21 yerleşimciye giriş yasağı uyguladığı belirtilirken, Birleşik Krallık’ın yerleşimci saldırılarını finanse eden ağları hedef alan bir eylem planı başlattığı ve şirketlere Batı Şeria’daki yerleşimlerde faaliyet göstermemeleri yönünde çağrı yaptığı aktarıldı.
Kanada’nın iki kişiye ve beş kuruluşa mali yaptırım ve seyahat yasağı getirdiği, Avustralya’nın üç kişi ve altı yerleşim noktasını yaptırım listesine aldığı kaydedildi. Yeni Zelanda ise üç İsrailliyi kara listeye eklerken, Ben-Gvir ve Smotrich’in yanı sıra Daniela Weiss, Ze’ev Haber, Elisha Yered, Noam Federman, Baruch Marzel ve Bentzi Gopstein gibi önde gelen yerleşimci isimlerin de yaptırım listesinde bulunduğu belirtildi.
Soruşturmalar üst üste
Diplomatik baskılar yalnızca yaptırımlarla sınırlı kalmıyor. Fransa’nın Gazze yardım filosu olayına ilişkin işkence ve savaş suçu iddialarını soruşturmaya başladığı, İtalya’nın ise İtalyan vatandaşlarını aşağıladığı gerekçesiyle Ben-Gvir hakkında inceleme başlattığı ifade edildi.
Avrupa Birliği içinde de İsrailli bakanlara yönelik bireysel yaptırımların gündemde olduğu belirtiliyor. Almanya’nın Smotrich’e yönelik adımlara mesafeli durduğu ancak Ben-Gvir’e yönelik bazı önlemleri destekleyebileceği, buna karşın Çekya’nın olası bir vetosunun süreci durdurabileceği değerlendiriliyor.
Gazetenin görüştüğü uzmanlara göre İsrail’e karşı kapsamlı ekonomik yaptırımların kısa vadede uygulanması beklenmiyor. Buna rağmen hükümet üyelerine yönelik kişisel yaptırımların önümüzdeki dönemde daha sık gündeme gelmesi muhtemel görülüyor.
Analistler ayrıca katil Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetinin gelişen boykot ve yaptırım dalgasına karşı etkili bir strateji ortaya koyamadığını, müttefik ülkeleri harekete geçirmekte ve dünya genelindeki Yahudi topluluklarıyla koordinasyon sağlamakta yetersiz kaldığını savunuyor.
Öte yandan Netanyahu hakkında, Gazze’de işlendiği öne sürülen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle 2024 yılından bu yana Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından tutuklama kararı bulunuyor. İsrail ayrıca Güney Afrika’nın açtığı ve çok sayıda ülkenin destek verdiği soykırım davası kapsamında Uluslararası Adalet Divanı’nda da yargısal süreçle karşı karşıya bulunuyor.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.
