İşgalci İsrail, ABD’yi hedef alan bir mesaj vererek “istediğimizi yaparız” açıklamasında bulundu
Katil İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, İran ile varılan ateşkes ve gerilimi düşürme girişimlerine rağmen meydan okuyan açıklamalarda bulunarak, Tel Aviv yönetiminin hiçbir dış baskıya boyun eğmeyeceğini söyledi. İsrail medyasına konuşan Katz, İran’dan gelecek herhangi bir saldırıya anında ve sert şekilde karşılık vereceklerini belirterek, “Bize ne yapacağımızı kimse söyleyemez. Bunu defalarca kanıtladık” ifadelerini kullandı.
Katz, İsrail’in askeri kapasitesinin her türlü senaryoya hazır olduğunu savunarak, “Gerekirse anında karşılık veririz, gerekirse daha sonra harekete geçeriz. Bunun için tüm imkanlar mevcut ve geliştirilmeye devam ediyor” dedi.
Açıklamalarında ABD’ye de mesaj veren Katz, İsrail’in bugüne kadar Hizbullah’a, Suriye’deki silahlı gruplara veya Gazze’deki Hamas’a karşı yürüttüğü operasyonlarda Washington’dan askeri destek istemediğini öne sürdü. “Bunlarla tek başımıza mücadele ettik” diyen Katz, ABD’den beklentilerinin askeri müdahale değil, İsrail’e uluslararası alanda diplomatik koruma sağlaması olduğunu söyledi.
“Hiçbir cepheden çekilmiyoruz”
Soykırımcı bakanın en dikkat çekici çıkışlarından biri ise işgal altındaki bölgelerle ilgili oldu. Katz, İsrail ordusunun Lübnan, Suriye ve Gazze’de oluşturduğu güvenlik bölgelerinden hiçbir koşulda çekilmeyeceğini ilan ederek, “Ne Suriye’den, ne Gazze’den ne de Lübnan’dan ayrılacağız” dedi.
Bu açıklamalar, ABD ile İran arasında günler önce imzalanan ve bölgedeki çatışmaları sona erdirmeyi hedefleyen mutabakatın ardından geldi. Söz konusu anlaşmanın Lübnan cephesindeki çatışmaların durdurulmasını da içerdiği bildirilirken, İsrailli yetkililer anlaşmayı sert biçimde eleştirmiş ve hükümetin bu mutabakatın hükümlerine bağlı kalmayacağını açıklamıştı.
Siyonist işgal hükümetinden yükselen bu itirazlar ise Washington’da da rahatsızlık oluşturdu. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada İsrail kabinesindeki bazı isimleri alışılmadık derecede sert sözlerle hedef aldı.
Vance, “Eğer İsrail hükümetinin bir üyesi olsaydım, elimde kalan tek güçlü müttefike saldırmazdım” diyerek Tel Aviv yönetimine tepki gösterdi.
İsrailli bazı bakanların doğrudan ABD Başkanını hedef aldığını belirten Vance’in açıklamaları, iki müttefik arasında nadir görülen bir gerilimin işareti olarak değerlendirildi.
Ateşkes sonrası tablo değişmedi
Öte yandan Pakistanlı arabulucular, ABD ile İran arasında imzalanan mutabakatın resmen yürürlüğe girdiğini duyurdu. Anlaşma kapsamında İran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden deniz trafiğine açmaya başlayacağı, buna karşılık Washington yönetiminin de Tahran’a yönelik deniz ablukasını kaldırma sürecini başlatacağı açıklandı.
Ancak diplomatik anlaşmaya rağmen sahadaki tablo değişmedi. Lübnan’da çatışmaları sona erdirmeyi amaçlayan maddelerin yer aldığı belirtilen mutabakata rağmen İsrail ordusunun gece yarısından sonra da saldırılarını sürdürdüğü bildirildi.
Resmi verilere göre İsrail’in 2 Mart’tan bu yana Lübnan’a yönelik saldırılarında 3 bin 912 kişi hayatını kaybetti, 11 bin 873 kişi yaralandı ve bir milyondan fazla insan evlerini terk etmek zorunda kaldı.
İsrail’in askeri varlığı yalnızca Lübnan’la sınırlı değil. Tel Aviv yönetimi aynı zamanda Suriye topraklarında da varlığını sürdürüyor. Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından kurulan yeni Suriye yönetiminin İsrail’e yönelik herhangi bir tehditte bulunmamasına rağmen İsrail ordusu ülkeye yönelik hava saldırılarını sürdürdü. Saldırılarda siviller hayatını kaybederken çok sayıda askeri tesis, mühimmat deposu ve askeri ekipman hedef alındı.
İsrail ayrıca Filistin ve Lübnan’a ait toprakların bir bölümünü işgal altında tutmaya devam ediyor. Tel Aviv yönetimi, Birleşmiş Milletler kararlarında yer alan yükümlülüklere rağmen işgal ettiği bölgelerden çekilmeyi ve bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını reddediyor.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.
