Suriye Cumhurbaşkanı Şara, verdiği son röportajda oldukça dikkat çekici noktalara değindi
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, Lübnan’da derinleşen krizin artık siyasi çıkmazın ötesine geçerek ciddi insani ve güvenlik sonuçları üreten karmaşık bir aşamaya ulaştığını belirtti. Şara, Şam’ın savaş ve bombardımanların sona erdirilmesini önceleyen, ardından kapsamlı siyasi, ekonomik ve sosyal çözüm sürecini başlatmayı hedefleyen yeni bir yaklaşım geliştirdiğini açıkladı.
El-Meşhed TV‘ye verdiği özel röportajda konuşan Şara, söz konusu yaklaşımın ABD ve çeşitli uluslararası taraflarla yürütülen temaslar sırasında şekillendiğini söyledi. Şam’ın önerisinin merkezinde, askeri operasyonların derhal durdurulması, savaşın hem Lübnan hem de Suriye üzerindeki etkilerinin giderilmesi ve artık sonuç üretmeyen geleneksel çözüm kalıplarının ötesine geçilmesi bulunuyor.
Şara, Lübnan’ın bugün büyük bir savaşın sonuçlarıyla karşı karşıya olduğunu da vurgulayarak, ülkenin birçok bölgesinde yaşanan yıkımın yanı sıra kitlesel iç göç hareketlerinin dikkat çekici boyutlara ulaştığını ifade etti.
“Hizbullah ortalığı karıştırıyor”
Bu gelişmelerin Suriye’ye de doğrudan yansıdığını belirten Cumhurbaşkanı, özellikle Suriye-Lübnan sınırındaki Bekaa Vadisi bölgesinde Hizbullah bağlantılı güçlerin varlığının durumu daha da karmaşık hale getirdiğini söyledi.
Lübnan dosyasının zamanla siyasi ve ekonomik bir mesele olmaktan çıkarak tam anlamıyla bir güvenlik meselesine dönüştüğünü belirten Şara, bunun temel nedenleri arasında siyasi çözüm girişimlerinin çıkmaza girmesini ve bazı uluslararası girişimlerin yeterince ciddiye alınmamasını gösterdi.
Şara’ya göre, uluslararası toplumun Lübnan’ın kalkınma süreçlerine yönelik ilgisinin azalması da krizi daha da derinleştirdi.
Suriye’nin önerdiği çözüm modelinin askeri veya parçalı çözümlerden değil, “bütünleşik bir paket” anlayışından oluştuğunun altını çizen Şara, savaşın durdurulmasının yanı sıra ekonomik, siyasi ve sosyal yolların açılmasının ve Suriye ile Lübnan arasındaki ekonomik damarların yeniden canlandırılmasının gerekli olduğunu söyledi. Bu yaklaşımın krizin şiddetini azaltacağını ve iki ülke arasındaki ilişkilerde dengeyi yeniden tesis edeceğini de öne sürdü.
Herhangi bir çözümün karşılıklı güvenlik garantileriyle desteklenmesi gerektiğini belirten Şara, hem Suriye’nin hem de Lübnan’ın güvenlik kaygılarının dikkate alınmasının zorunlu olduğunu söyledi. Daha önce denenen parçalı çözümlerin birçok noktada başarısız olduğuna dikkat çekti.
“Trump yanlış anlaşıldı”
ABD Başkanı Donald Trump’ın son açıklamalarına da değinen Şara, bazı medya kuruluşlarının Amerikan söylemlerini yanlış yorumladığını savundu. Washington’un temel hedefinin Lübnan’daki savaşı durdurmak ve sessiz bir çözüm yolu oluşturmak olduğunu belirten Şara, Suriye’nin bu süreçte doğrudan askeri müdahale yoluyla değil, Lübnan devlet kurumları çerçevesinde yapıcı bir rol oynayabileceğine işaret edildiğini söyledi.
Şara, Suriye’nin sınırları dışında hiçbir askeri seçeneği benimsemediğini söyleyerek Şam’ın rolünün Lübnan devlet kurumlarını güçlendirmek, resmi kanallar üzerinden istikrarı desteklemek ve farklı siyasi güçler arasında diyalog kanalları açmakla sınırlı olduğunu belirtti. Bunun Lübnan’ın egemenliğini koruyacağını ve yeni bir tırmanışın önüne geçeceğini ifade etti.
Buna rağmen Şara, Trump’ın “Suriye Hizbullah’ı halledebilir” sözlerini açıkça yalanlamadı ve Hizbullah ile savaşmayacaklarını söylemedi.
Suriye’nin bölgesel ve uluslararası tüm taraflarla iş birliğine açık olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı, son yıllarda yaşanan tecrübelerin kriz yönetiminde ortak çalışmanın önemini ortaya koyduğunu belirtti. Şara, “Karmaşık krizlerin çözümünde tek bir ülkeye veya tek bir eksene güvenmenin artık yararlı olmadığı görülmüştür” dedi.
Suriye’nin iç durumu
Röportajın önemli bölümlerinden biri de Suriye’nin iç dönüşüm sürecine ayrıldı. Şara, ülkesinin ekonomik kalkınma, yeniden yapılanma ve kurumsal reform temelinde ilerleyen net bir stratejik yol izlediğini söyledi.
Suriye’nin zorlu bir dönemi geride bırakarak ekonomik ve hizmet altyapısını yeniden kurma aşamasına geçtiğini belirten Cumhurbaşkanı, eğitim, sağlık, enerji, bankacılık, tarım ve sanayi alanlarında kapsamlı reform çalışmalarının sürdüğünü açıkladı.
Şara, Suriye’nin toparlanma modelinin henüz başlangıç aşamasında olduğunu ancak olumlu göstergelerin ortaya çıkmaya başladığını ifade ederek, ülkenin önümüzdeki dönemde çatışma değil çalışma, üretim ve inşa dönemi yaşayacağını söyledi.
Lübnan ilişkileri
Lübnan-Suriye ilişkilerine de geniş yer ayıran Cumhurbaşkanı, Lübnan’ın Suriye için doğal bir ortak olduğunu vurguladı. İlişkilerin anlaşmazlık noktaları üzerinden değil, ortak çıkarlar temelinde geliştirilmesi gerektiğini belirten Şara, ticaret, enerji, ulaşım ve hizmet sektörlerinde iki ülke arasında büyük ekonomik entegrasyon fırsatları bulunduğunu kaydetti.
İki ülkenin coğrafi ve ekonomik tarihinin doğal bir bütünleşmeyi zorunlu kıldığını söyleyen Şara, “Beyrut, Şam’ın; Trablus ise Humus’un kıyı şeridini temsil ediyor” ifadelerini kullanarak ekonomik ilişkilerin yeniden canlandırılmasının iki halkın ortak çıkarına hizmet edeceğini belirtti.
Suriye’nin artık Doğu ile Batı arasında stratejik bir bağlantı noktası haline geldiğini söyleyen Cumhurbaşkanı, Akdeniz kıyısındaki konumunun ülkeye uluslararası ticaret ve tedarik zincirlerinde giderek daha önemli bir rol kazandırdığını ifade etti. Bunun Lübnan’a da olumlu yansımaları olabileceğini dile getirdi.
Bu kapsamda Ürdün, Türkiye, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar ile çeşitli bölgesel ekonomik projeler üzerinde çalışıldığını açıklayan Şara, bu projelerin bazılarının uygulama aşamasına geçtiğini ve Suriye’nin bölgesel ekonomik koridor rolünü güçlendirdiğini söyledi.
Askeri çözümlerden ekonomik çözümlere geçişin artık gerçekçi bir seçenek haline geldiğini belirten Şara, geçmiş deneyimlerin silahlı çatışmaların hiçbir tarafa kalıcı istikrar getirmediğini gösterdiğini, buna karşılık ekonomik entegrasyonun kalkınma ve istikrar için yeni fırsatlar oluşturduğunu ifade etti.
Suriye-Lübnan sınırının belirlenmesi konusuna da değinen Cumhurbaşkanı, bu dosyanın mevcut koşullar nedeniyle son derece hassas olduğunu söyledi. Önceliğin gerilimi düşürmek ve çatışma riskini azaltmak olduğunu belirten Şara, daha teknik konuların daha sonra sakin müzakere süreçlerinde ele alınabileceğini ifade etti.
“Taahhütsüz anlaşma olamaz”
Lübnan ile İsrail arasında olası müzakereler konusunda ise Şara, istikrarlı bir ortam ve uygulanabilir taahhütler olmadan yapılacak herhangi bir anlaşmanın kalıcı olmayacağını belirtti. Bölgedeki herhangi bir barış sürecinin başarılı olabilmesi için gerçekçi şartların oluşması gerektiğini söyledi.
Diyaloğun kriz yönetiminde temel seçenek olmaya devam ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı, Lübnan’daki farklı siyasi aktörlerle görüşmelerin önemine dikkat çekti. Siyasi çıkmazların kaçınılmaz olarak daha fazla gerilime yol açacağını ifade eden Şara, “Diyaloğun alternatifi savaştır ve ne Suriye ne de Lübnan bunu istemiyor” mesajı verdi.
Hizbullah ile diyalog ihtimali hakkında da konuşan Şara, derin görüş ayrılıklarının bulunduğu taraflarla dahi diyaloğun krizleri çözmenin en etkili yolu olduğunu belirtti. Nihai hedefin Lübnan’ın istikrarını korumak ve ülkenin yeni çatışmalara sürüklenmesini önlemek olduğunu söyledi.
“Hizbullah yanlış kararlar aldı”
Şara, Hizbullah’ın geçmişte Suriye’ye müdahalesini “yanlış bir karar” olarak nitelendirerek bunun Suriye toplumunun hafızasında hâlâ acı izler bıraktığını ifade etti. Ancak bu durumun Lübnan’da yeni bir savaş ve çatışma döngüsünü meşrulaştırmaması gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı, tarafları geçmiş hesaplaşmaları geride bırakarak kalkınma ve yeniden yapılanmaya odaklanmaya çağırdı.
Şiiler de dahil olmak üzere tüm Lübnanlı kesimlerin istikrarını garanti altına alacak çözümler bulunması gerektiğini savunan Şara, herhangi bir Lübnan bileşeninin korunmasının yalnızca o topluluğun değil, tüm Lübnan’ın ve bölgenin çıkarına olduğunu söyledi.
Suriye’nin Lübnan’a karşı hiçbir olumsuz niyet taşımadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı, Şam’ın yaklaşımının istikrar, barış ve kalkınmayı desteklemek üzerine kurulu olduğunu belirterek “Suriye’nin bölgesel çerçevedeki her adımı, başta Suriye ve Lübnan halkları olmak üzere halkların çıkarlarıyla uyumlu olacak; savaş halinin sona ermesine, yeniden yapılanma ve kalıcı istikrar dönemine geçişe hizmet edecektir” dedi.
İran ile ABD arasındaki gerilime de değinen Şara, askeri çatışmaların gerçek çözümler üretmediğini ve bu tür savaşlarda genellikle her iki tarafın da kaybettiğini söyledi. Gerilimin düşürülmesi ve müzakere masasına geri dönülmesi çağrısında bulundu.
Röportajını dikkat çeken bir mesajla tamamlayan Şara, “Eğer bir çatışmaya veya savaşa girmek istiyorsak, bunu açıkça söyleyecek cesaretimiz vardır. Lübnan’daki halkımız için yalnızca iyilik istiyoruz ve onların huzur içinde yaşamasını diliyoruz. Suriye’nin rolü tamamen olumludur ve hem Lübnan’ın hem de Suriye’nin çıkarları tarafından belirlenmektedir” ifadelerini kullandı.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.
