İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Tümgeneral Kaani’nin, 28 Şubat’taki ABD-İsrail saldırısının ardından casusluktan idam edildiği iddiaları çığ gibi büyüyor
Bağdat, Beyrut, Şam. Her şehirde ölüm haberi çıktı, her defasında da yeniden göründü. İran Devrim Muhafızları’nın (IRGC) seçkin gücü Kudüs Kuvvetleri’nin komutanı Tümgeneral İsmail Kaani, son iki yılda üç kez ölü ilan edildi.
Fakat bu ilanların ardından her seferinde kameralar önüne çıktı, konuşt ve iddiaları yalanladı. Ancak 28 Şubat 2026 sonrasında yayılan “idam edildi” iddiaları henüz aydınlatılmadı.
Toplantılardan erken ayrılıyordu
28 Şubat günü Tahran’da, İran’ın en üst düzey askeri yönetiminin bir araya geldiği o toplantıda kırk sekiz komutan hayatını kaybetti. ABD ve İsrail’in ortaklaşa düzenlediği hava saldırısı, Dini Lider Ali Hamaney dahil onlarca ismi yok etti.
Kaani ise o toplantıda yoktu, ya da daha doğrusu erken ayrılmıştı. Bu küçük ayrıntı, kısa sürede devasa bir soru işaretine dönüştü.
Bölgesel istihbarat çevrelerinde ve Arap medyasında şu sorular konuşulmaya başlandı: Kaani önceden mi biliyordu? İran’ın en kritik askeri üssünün yerini, toplantı saatini ve katılımcıları kim sızdırmıştı? Ve hayatta kalan tek üst düzey komutan neden tam da oydu?
Buna rağmen İran’ın Bağdat büyükelçisi Muhammed Kazım Ali Sadık ise, “Kaani şu an bizzat meydandadır ve savaş operasyonlarının koordinasyonunu yürütmektedir.” sözleriyle Kaani’nin ölmediğini savundu. Fakat Tahran’dan hala bir ses yok.
“MOSSAD Muhbiri” iddiaları
Saldırının ilk saatlerinden itibaren sosyal medyada ve bölge odaklı haber kanallarında üç ayrı senaryo hızla dolaşıma girdi. İlki, Kaani’nin İsrail topraklarında güvende olduğu ve Mossad’ın bir muhbiri olarak korunduğu iddiasıydı.
İkincisi, Kaani’nin Hamaney’in cansız bedeninin fotoğrafını doğrudan Netanyahu’ya ilettiği, onun da bunu eski ABD Başkanı Trump’a gönderdiği yönündeydi. Üçüncü ve en ağır senaryo ise Devrim Muhafızları’nın Kaani’yi casusluk şüphesiyle tutuklayarak sorguladığı ve idam ettiğiydi.
France24 bu son iddiaya haberinde yer verdi. Ancak ne Tahran’dan ne de Batılı istihbarat servislerinden herhangi bir doğrulama geldi. Dahası, MOSSAD “Kaani bizim ajanımız değil” gibi bir savunma yapma gereği duydu.
“Dokuz canlı adamın” sicili
Kaani, bu tür iddialara yabancı değil. Ekim 2024’te ölü ilan edildi, sorgulandı, ardından devlet televizyonunda bizzat görüntülendi. 2025’teki 12 Günlük Savaş sırasında en az iki farklı kaynaktan yeniden ölüm haberleri yayıldı. Her seferinde ortaya çıktı.
Bu tekrarlayan döngü kendisine “dokuz canlı komutan” lakabını kazandırdı; ancak aynı döngü, şimdiki iddiaların ciddiye alınmasını da zorlaştırıyor.
İsrail’in bu süreçte yayımladığı hedef listesi de dikkat çekici. Liste “tamamlandı” ilan edildiğinde Kaani’nin adı, bulunduğu makamın önemine rağmen orada yer almıyordu. Bu durum, İsrail’in onu hedef almaktan vazgeçtiği mi yoksa zaten erişilemez bulduğu mu sorusunu beraberinde getiriyor.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.