Çocuklar ayrıldı, aileler dağıldı: Doğu Türkistan’dan yürek burkan veriler!

Birleşik Krallık merkezli Financial Times gazetesi, Doğu Türkistan’da Çin yönetiminin sürdürdüğü kitlesel gözaltı ve sosyal kontrol sistemine dair yıkıcı bir araştırma yayımladı. Mayıs sonunda ortaya çıkan özel dosya, Pekin’in bölgede kurduğu devasa baskı mekanizmasının korkunç ölçeğini ve sistematik zulmünü çarpıcı verilerle ortaya koydu.

Gazetenin uydu görüntüleri, resmi Çin belgeleri, yerel medya kayıtları ve tanık ifadelerine dayanan incelemesi, bölgede 579 ayrı gözaltı tesisi tespit etti. Cezaevleri, “yeniden eğitim” kampları, geçici tutukevleri ve gizli tutma merkezlerinden oluşan bu karanlık ağ, özellikle Uygur nüfusunun yoğun yaşadığı Kaşgar ve Hotan gibi bölgelerde yoğunlaşıyor. Analiz, tesislerin bilinçli bir hedefleme ile konumlandırıldığını ve rastgele değil, sistematik bir etnik baskı aracı olarak tasarlandığını gösteriyor.

Sistem, yaklaşık 627 bin kişiyi aynı anda barındırabilecek durumda. Bu rakam, bölgedeki her 40 kişiden birinin duvarlar ardında tutulabileceği anlamına geliyor ve Doğu Türkistan’ı, nüfusa oranla dünyanın en büyük gözaltı sistemine sahip bölge haline getiriyor.

Rapor, sorunun yalnızca fiziki hapsetmeyle sınırlı olmadığını vurguluyor. Çin yönetiminin uyguladığı acımasız sosyal mühendislik politikaları, binlerce Uygur çocuğunun ailelerinden zorla koparılarak devlet yatılı okullarına doldurulmasını, çalışma çağındaki bireylerin zorunlu olarak uzak bölgelere sürülmesini ve on binlerce kişinin “gönüllü” kisvesi altında zorunlu iş gücü programlarına mahkûm edilmesini içeriyor. Bu uygulamalar, bir halkın dilini, kültürünü, inancını ve kimliğini kökünden yok etmeyi amaçlayan derin bir kültürel asimilasyon saldırısı olarak nitelendiriliyor.

Financial Times’ın bulguları, Pekin’in uluslararası kamuoyuna “kamplar kapandı” açıklamalarına rağmen, baskı altyapısını sürekli genişlettiğini ve kontrol mekanizmasını daha da sertleştirdiğini gözler önüne seriyor. Araştırma, bugüne kadarki en kapsamlı ve güncel çalışmalardan biri olarak, Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerinin boyutunu ve vahametini bir kez daha uluslararası vicdana dayıyor.

Bu gelişmeler, Çin’in Doğu Türkistan’da yürüttüğü sistematik baskı politikasının bir halkı yok oluşa sürükleyen ağır bir insanlık suçu niteliği taşıdığını ortaya koyarken, küresel sessizliğin sürmesi dikkat çekiyor.

Kaynak: Mira Haber

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir