06:30 Pazar / 5 Şubat 2023

ŞEYH SÜLEYMAN BİN NASIR EL-ULVAN KİMDİR?

1969’da Suudi Arabistan’ın Kasım ilinin merkezi Bureyde’de doğan el-Ulvan, küçük yaşlardan itibaren dini alanda eğitim gördü. O yıllardan itibaren hafızası, zekası, anlayış kapasitesi ile çevresinde büyük hayret uyandıran ve bir dahi olarak görülen el-Ulvan dini eğitiminin ilk yıllarında Kur’an-ı Kerim’in yanı sıra Kütüb-i Sitteyi (6 hadis kitabı: Buhari ve Müslim’in Sahihleri, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai ve İbn Mace’nin Sünenleri) hadis metinleri ve senedleriyle (sened: bir hadisin metnini birbirine aktaran şahısların listesi) ezberledi. İlerleyen senelerde Kütüb-i Tis’a (Dokuz hadis kitabı, Kütüb-i Sitte’ye ek olarak Ahmed bin Hanbel’in Müsnedi, Darimi’nin Süneni, Malik’in Muvatta’sı) ezberini hadis metinleri ve senedleri ile tamamlayarak asırlardır görülmemiş bir hadis ezberine ulaştı ve 1990’ların başından itibaren hadis alanında Dünya’nın en büyük otoritesi olarak görülmeye başlandı.

El-Ulvan ayrıca dini alanda ansiklopedik kaynak olarak görülen çok sayıda dini eseri de ezberledi. Başarıları nedeniyle dini akademik çevrelerde büyük bir sevgi ve saygı kazanan el-Ulvan hakkında Arabistanlı ünlü İslam alimi ve aynı zamanda el-Ulvan’ın dini eğitiminde ilk hocalarından biri olan Şeyh Hamud bin Ukla eş-Şuaybi 1995’te: “Ben hayatım boyunca Süleyman el-Ulvan kadar üstün anlayış, hafıza ve derin bilgi sahibi bir kimseyi görmedim” demiştir. Bureyde’de imamlık yaptığı mescidi aynı zamanda bir davet ve eğitim merkezi haline getiren el-Ulvan büyük ilgi toplamış, fakat Arabistan’ın 90’lı yıllarda yaşadığı gergin siyasi atmosfer ve el-Ulvan’ın Suudi rejimine karşı muhalif bir tavır alması baskıya uğramasına, 1996’da ise mescidlerde ders vermesinin yasaklanmasına neden olmuştu.

11 Eylül süreciyle el-Ulvan’ın üzerindeki baskılar artmış, Mayıs 2003’te Suudi rejimince gerçekleştirilen tutuklama kampanyasında el-Ulvan tutuklanmamış ama evinde de olsa ders vermesi tamamen yasaklanmış ve kendisine bir çeşit ev hapsi uygulanmıştı. 28 Nisan 2004’te ise el-Ulvan tutuklanıp neden gösterilmeksizin hapishaneye gönderilmişti. El-Ulvan’ın hapiste görüşlerinden dönmesi, televizyona çıkıp Usame bin Ladin’i kınaması ve Suudi rejimini övmesi için işkenceye maruz kaldığı ve kendisine yönelik baskıların 2007’de yoğunlaştığı biliniyor. Başta dönemin içişleri Bakanı Prens Nayif (1933-2012) olmak üzere pek çok İçişleri Bakanlığı ve istihbarat yetkilisinin kendisi ile pazarlık yapmak istediği, kendisine rejimle uyumlu olması halinde Başmüftülük makamı teklif edildiği ama el-Ulvan’ın bu teklifleri reddettiği bildiriliyordu.

Süleyman el-Ulvan’ın hapiste de eğitim ve davet çalışmaları yürütmesinden rahatsız olan Suudi rejimi, onu çoğunlukla tek kişilik hücrede tutmuş ama onunla aynı hapishanede bulunup serbest kalan kişilerin bildirdiğine göre tüm imkansızlıklara rağmen el-Ulvan hapishanede tutuklular arasında dini eğitim ve davet faaliyetlerine devam etmişti. Hapsedilmesinden bu yana gündemden düşmeyen el-Ulvan, hapishane koşulları nedeniyle safra kesesi iltihabına yakalanmış, hastalığının hayati tehlikeye neden olmasına rağmen resmi makamlarca tedavisine izin verilmemiş, ancak sosyal medya üzerinden yürütülen kampanyaların oluşturduğu kamuoyu baskısı ile el-Ulvan’ın ilerlemiş hastalığının tedavisine başlanabilmişti.

Hakkında mahkeme kararı olmamasına rağmen yıllarca tutuklu kalması nedeniyle meydana gelen tepkileri ortadan kaldırmak amacıyla hakkında mahkeme süreci başlatılan el-Ulvan, mahkemeye çıkmayı reddetmiş, Suudi rejiminin yeni İçişleri Bakanı Muhammed bin Nayif’in emriyle güç kullanılarak çıkarıldığı mahkeme salonunda kendisine sorulan soruları cevaplamayarak Kur’an okumakla yetinmiş, kendisine isnad edilen bazı “itiraf ve ifadelerin” altına imza atmamıştı. Süleyman el-Ulvan’ın mahkemeye son sözü: “Mahkemenizi de, icraatlarınızı da, suçlamalarınızı da reddediyorum” olmuştu.

Bunun üzerine hücresine gönderilen el-Ulvan’ın ardından mahkeme, el-Ulvan’ın tahliyesine karar verdi, karar avukatı aracılığıyla el-Ulvan’a iletildi.

Bir Hatıra: Onu göz yaşlarına boğan hadise

Şeyh Süleymân Ulvân’ın yanında zindân ve mahkûmlardan söz açıldı.
Şeyh Ulvân başını yere eğdi. Hıçkıra hıçkıra ağladı.
Onun ağlamasının şiddetini gören kardeşler endişeye kapılıp sessizleştiler.
Şeyh Ulvân başını kaldırıp şöyle dedi:
“Zindana düştüğüm günlerde beni hastaneye sevkettiler. O anda odanın duvarına vuruldu – ki bu mahkûmların birbirleriyle konuşmak için kullandıkları bir yöntemdi- Kulağımı duvara dayadığım da öbür tarafta bir bayanın olduğunu anladım.
Suud’da mücâhidlere para yardımı yapan ve bu sebeple hapishaneye atılan meşhûr kadın ‘Heyla el Kasir’di bu.
-Ona Süleymân Ulvân olduğumu haber verince bana hâlini ve sıkıntılarını arz ederek;
“Hapishane odasında kamera olduğu için 4 yıldır örtüsünü çıkarmadığını” söyledi.
Şeyh Ulvân ne zaman bu hâdiseyi hatırlasa ağlar kardeşleri için dua ederdi.

Ey Rabbimiz.. Esir kardeşlerimizi ve bacılarımızı esâretten kurtar…

(Kuran hocası davetçi Heyla el Kasir 2010’da Arap yarımadasının El Kaide finansörü olduğu gerekçesiyle Suud-i Arabistan tarafından tutuklandı.)

Bir Cevap Yazın

GÜNÜN EN ÇOK OKUNANLARI

TÜM ZAMANLAR EN ÇOK OKUNANLAR

DİĞER GELİŞMELER