nebi samuel kabri

Batı Şeria ihlallerinin sonu gelmiyor: Peygamber kabrine el konuldu!

İsrail, işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan ve İslam Vakfı tarafından yönetilen Hz. Samuel Türbesi’ni (Nebi Samuel) hedef alan yeni bir adım attı

Tel Aviv yönetimi, Filistin’e ait dini ve tarihi alanları sistematik biçimde Yahudileştirme politikalarının yeni halkası olarak görülen kararla birlikte, Nebi Samuel bölgesindeki geniş bir araziyi resmen gasp etti.

İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’daki sivil yönetimi salı günü yaptığı açıklamada, 28 dönümlük alanın “kamulaştırıldığını” duyurdu. El konulan toprakların içerisinde Filistin’e bağlı Beyt İksa ve Nebi Samuel köyleri ile tarihi Nebi Samuel Camii’nin bulunduğu bölge de yer alıyor. İsrail makamları, arazi gaspını ‘kamu yararı’ bahanesiyle savunurken, bölgede Samuel Peygamber’in türbesi olduğu iddia edilen arkeolojik alanı geliştirme ve koruma çalışmaları yürütüleceğini öne sürdü.

Ancak Filistinli uzmanlar ve yetkililer, bu hamlenin yalnızca bir ‘koruma projesi’ olmadığını, aksine Filistin kimliğini ve İslami mirası silmeye yönelik uzun vadeli bir ilhak planının parçası olduğunu belirtiyor. Filistinli analistler, İsrail’in yıllardır arkeoloji ve dini anlatıları siyasi araç olarak kullanarak Filistin topraklarını dönüştürmeye çalıştığını, Nebi Samuel dosyasının da bunun en açık örneklerinden biri olduğunu ifade ediyor.

Kudüs’ün yaklaşık 6 kilometre kuzeybatısındaki yüksek bir tepede bulunan bölge, Bizans döneminde İmparator Justinianus tarafından inşa ettirilen bir kiliseye ev sahipliği yapmıştı. Haçlılar ise burayı Kudüs’ü ilk gördükleri nokta olduğu için ‘Sevinç Dağı’ olarak adlandırıyordu.

Daha sonraki dönemlerde Müslüman yöneticiler bölgede çeşitli yapılar inşa etti ve bugün ayakta duran Nebi Samuel Camii, Eyyubi ve Memlük dönemlerinden izler taşıyan önemli bir İslami miras alanına dönüştü. Caminin içerisinde Samuel Peygamber’in kabri olduğuna inanılan bir türbe de bulunuyor.

Harita, sınır ve yerleşim uzmanları, gasp edilen tüm arazilerin Elami ailesine ait vakıf toprakları olduğunu belirterek, bunların nesilden nesile aktarılan İslami vakıf mülkleri olduğunu söyledi.

Kabrin yanına sinagog yaptılar

Katil İsrail’in 1967’de Batı Şeria’yı işgal etmesinden bu yana Nebi Samuel bölgesinde adım adım dönüşüm politikası uyguladığı belirtiliyor. İsrail yönetimi, Nebi Samuel’in mezarı olduğu iddia edilen yeraltı bölümüne sinagog inşa etti, Filistinlilerin bazı alanlara erişimini kısıtladı ve zaman içerisinde Müslümanların ibadet alanlarını daralttı. Bölgedeki idari ve teknik kontrol de giderek tamamen İsrail makamlarının eline geçti.

Uzmanlara göre süreç yalnızca bir arazi gaspı değil, açık bir ilhak operasyonu. 1995 yılında İsrail’in Nebi Samuel çevresini doğal sit alanı ilan etmesinin ardından bölgede yoğun kazı faaliyetleri başlatıldığını hatırlatan yetkililer, bugün yaşananların İsrail Meclisi’nin ‘kademeli ilhak’ planının sahaya yansıması olduğunu söylüyor.

Zira İsrail geçmişte de arkeolojik alanları altyapı projeleri bahanesiyle kontrol altına almıştı.

Benzer yöntemlerin Kudüs’teki Silvan Mahallesi’nde de uygulandığına dikkat çekiliyor. İsrail burada da sözde ‘kayıp şehir’ arayışını gerekçe göstererek Filistinlileri bölgeden zorla çıkarmaya çalışmıştı.

Filistin Yönetimi’ne bağlı Kudüs Valiliği ise İsrail’in 1990’lardan bu yana Nebi Samuel’de yürüttüğü kazılarda Yahudi anlatısını destekleyecek herhangi bir bulgu elde edemediğini açıkladı. Yetkililer, kazıların aksine bölgede açık biçimde İslami eserler ve tarihi kalıntılar ortaya çıkardığını, bunların başında da tarihi caminin geldiğini belirtti.

İslami anlatı yerine Yahudilik dayatılıyor

Kudüs Valiliği Medya Ofisi Başkanı Ömer Recub, İsrail’in buna rağmen arkeolojiyi siyasi silah olarak kullanmaya devam ettiğini söyledi. Bölgedeki bilgi panolarında yalnızca Yahudi anlatısının işlendiğini, İslami tarihin ise tamamen yok sayıldığını ifade eden Recub, İsrail’in artık yalnızca çevredeki arazileri değil, köyün tamamındaki dini ve arkeolojik dokuyu doğrudan egemenlik altına almaya çalıştığını kaydetti.

İsrail’in Nebi Samuel hamlesi son dönemde Filistin topraklarında yürütülen benzer projelerin devamı niteliğinde görülüyor. Kasım ayında İsrail yönetimi Batı Şeria’daki Sebastiya arkeolojik alanı çevresinde 444 dönümlük araziye el koymuştu. İki ay sonra ise El Halil’deki İbrahim Camii’nin belediye yetkileri Filistinlilerden alınarak İsrail askerî yönetimine devredilmişti.

Bu karar, İslami vakıf yönetimini zayıflatmaya yönelik yeni bir müdahale olarak değerlendirilmişti. Nitekim bugün Nebi Samuel’de İslami Vakıf’ın rolü, yalnızca ‘kapıları açıp kapatmaktan’ ibaret bırakıldı.

Önce arkeolojik alanlar, sonra Filistinli mülkler alınacak

Öte yandan İsrail Meclisi’nde görüşülen yeni yasa tasarısı, Batı Şeria’daki arkeolojik alanların kontrolünü doğrudan ele alacak yeni bir ‘miras otoritesi’ kurulmasını öngörüyor. Bu düzenlemenin, Filistin’e ait tarihi bölgelerin daha geniş çaplı şekilde İsrail kontrolüne geçirilmesinin önünü açacağı belirtiliyor.

Aynı gün İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve aşırı sağcı Dini Siyonizm Partisi üyeleri, Batı Şeria’daki Süleyman Havuzları bölgesinde seçim turu düzenledi. Filistin Yönetimi’nin kontrolündeki alan hakkında konuşan Smotrich, bölgenin ‘Filistinli teröristlerin elinde olmasının kabul edilemez olduğunu’ savunarak buradaki durumu değiştirmek için çalışacağını söyledi.

Uzmanlara göre İsrail’in sonraki hedeflerinden biri de halen Filistin Yönetimi’nin kontrolünde bulunan Nablus’taki Hz. Yusuf’un kabri olarak bilinen bölge olabilir.

Filistinli yetkililer, Nebi Samuel’de yaşananların Kudüs çevresindeki daha geniş İsrail stratejisinden ayrı düşünülemeyeceğini vurguluyor. Buna göre İsrail, Filistin varlığını azaltmayı, yerleşim bloklarını birbirine bağlamayı ve işgal altındaki bölgelerde demografik yapıyı kalıcı biçimde değiştirmeyi amaçlıyor.

Kaynak: Mira Haber, MEE

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir