İşgalci İsrail ile gerilim sürecine giren ABD hükümeti, İsrail’in hoşuna gitmeyecek bir adım atarak Somali hakkında tutumunu yeniden gündeme getirdi
ABD yönetimi, Somali’den tek taraflı olarak ayrıldığını ilan eden Somaliland’a ilişkin tutumunu netleştirerek bölgenin hâlâ Somali’nin bir parçası olduğunu vurguladı. Washington’un Kongre’ye sunduğu yeni raporda, Somaliland’ın resmî olarak Somali Federal Cumhuriyeti sınırları içerisinde değerlendirildiği belirtilirken, bu açıklama uluslararası tanınma arayışındaki Somaliland için önemli bir darbe olarak yorumlandı.
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın “Somaliland ile ABD ilişkilerinin geliştirilebileceği alanlar” başlıklı raporunda, Somaliland’ın statüsüne ilişkin herhangi bir değişiklik öngörülmediği ifade edildi. Raporda, Washington’un Somaliland yönetimiyle yapıcı ilişkilerini sürdürdüğü ve iş birliğini genişletebilecek yeni fırsatları değerlendirmeye devam ettiği belirtilse de, bölgenin Somali’den ayrı bir devlet olarak tanınmasına yönelik herhangi bir işaret verilmedi.
Bu açıklama, İsrail’in geçen yıl 26 Aralık’ta Somaliland’ı resmen tanıyan ilk ülke olmasının ardından geldi. Tanıma kararından kısa süre önce Somaliland Cumhurbaşkanı Abdirahman Abdullahi Mohamed’in gizlice katil İsrail’i ziyaret ettiği ve burada İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile üst düzey yetkililerle görüştüğü ortaya çıkmıştı.
Görüşmelere MOSSAD Başkanı David Barnea ile İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar’ın da katıldığı belirtildi. Saar’ın, İsrail’in tanıma kararından hemen sonra da Somaliland’a ziyaret gerçekleştirdiği kaydediliyor.
Hemen Kudüs’e büyükelçi atamıştı
İsrail ile ilişkilerini hızla derinleştiren Somaliland yönetimi, daha sonra Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdı ve burada diplomatik temsilcilik açtı. İsrailli bakanlarla temasların sürmesiyle birlikte Batı medyasındaki bazı İsrail yanlısı isimler de Somaliland’ın bağımsızlık kampanyasına açık destek vermeye başladı.
Bu kapsamda, eski Jewish Chronicle editörü Jake Wallis Simons ile sağ eğilimli Henry Jackson Society’nin araştırmacılarından Andrew Fox, 18 Mayıs’ta sözde Somaliland Cumhuriyeti’nin başkenti Hargeisa’da düzenlenen ve Somaliland’ın tek taraflı bağımsızlık ilanının yıldönümünü kutlayan etkinliklere davet edildi.
İsrail’e güçlü destekleriyle bilinen iki ismin yanı sıra, Birleşik Krallık’ın eski savunma bakanlarından Gavin Williamson da heyette yer aldı.
Somaliland yönetimi, İsrail’in ardından Birleşik Arap Emirlikleri’nin de kendisini tanımasını umut ediyor. Ayrıca Etiyopya, Hindistan, Kıbrıs ve Gürcistan’ın da hedef ülkeler arasında bulunduğu belirtiliyor.
Somali’ye sert çıkmıştı
Buna rağmen Washington kulislerinden gelen bilgiler, Donald Trump yönetiminin Somaliland’ı tanımaya sıcak bakmadığını gösteriyor. Kongre kaynakları, eski Trump yetkilileri Tibor Nagy ve Peter Pham gibi isimlerin Somaliland lehine yoğun lobi faaliyetleri yürütmesine rağmen Beyaz Saray’ın hiçbir zaman resmî tanıma yönünde ciddi bir hazırlık içerisinde olmadığını aktardı.
Trump’ın ikinci başkanlık döneminde Somali ve Somali kökenli Amerikalılara yönelik sert ve tartışmalı açıklamaları da dikkat çekiyor. Trump’ın Somalileri “düşük IQ’lu insanlar” olarak nitelediği, “Somalilerin tamamı son derece sahtekâr” ifadelerini kullandığı ve Somali asıllı Kongre üyesi Ilhan Omar hakkında hakaret içeren açıklamalar yaptığı biliniyor.
Hem Somali hem de Somaliland’daki yetkililerle çalışan ve güvenlik gerekçesiyle ismi açıklanmayan bir Somali siyaset analisti, Kongre’ye sunulan raporun Somaliland’ın ABD tarafından tanınmasına ilişkin kalan umutları büyük ölçüde sona erdirebileceğini söyledi.
Analist, Washington’un Somaliland’ın yalnızca bir bölümünü değil, stratejik açıdan tüm Somali üzerinde etkili olmayı tercih ettiğini belirterek “Pastanın tamamı ulaşılabilir durumdayken neden sadece bir dilimiyle yetinilsin?” değerlendirmesinde bulundu.
Somaliland İletişim Bakanlığı danışmanlarından Rooble Mohamed ise ABD’nin hâlihazırda Somaliland’ı tanımadığını, dolayısıyla raporda yer alan ifadelerin mevcut durumun bir yansıması olduğunu savundu. Mohamed, ABD’nin Tayvan’ı da resmen bağımsız bir devlet olarak tanımadığı hâlde onunla ayrı ilişkiler yürüttüğünü hatırlatarak Somaliland için de benzer bir modelin uygulanabileceğini söyledi.
Babülmendep’in girişinde yer alan kritik bölge
Kızıldeniz’in girişindeki stratejik konumu nedeniyle Somaliland son yıllarda ABD, İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri açısından daha da önemli hâle geldi. Yemen’deki Husilerin yükselişi, İran’la yaşanan gerilimler ve dünyanın en yoğun deniz ticaret güzergâhlarından birinde ortaya çıkan güvenlik riskleri bölgeye olan ilgiyi artırdı.
BAE’nin Yemen savaşına dahil olmasının ardından Aden Körfezi çevresinde bir askerî üs ağı kurmaya başladığı, bu süreçte İsrailli askerî ve istihbarat yetkililerinin de rol oynadığı belirtiliyor. 2020’de imzalanan İbrahim Anlaşmaları’ndan önce başlayan bu iş birliği kapsamında Somaliland’ın Berbera Limanı da söz konusu stratejik ağın önemli parçalarından biri hâline geldi.
Ancak BAE ile Suudi Arabistan arasında Yemen konusunda yaşanan görüş ayrılıkları sonrasında bu yapılanmanın eski bütünlüğünü kaybettiği ifade ediliyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın raporunda da Somaliland’ın Yemen’e ve Babülmendep Boğazı’na yakın konumunun önemine dikkat çekiliyor. Rapora göre bölge, Kızıldeniz’den Hint Okyanusu’na uzanan ticari ve askerî deniz ulaşımının güvenliğinin sağlanması konusunda Washington için potansiyel bir ortak olarak görülüyor.
Öte yandan İsrail ve Somaliland yetkilileri arasında Berbera’da bir İsrail askerî üssü kurulması ihtimali üzerine görüşmeler yürütüldüğü belirtiliyor. Liman aynı zamanda BAE merkezli DP World tarafından işletiliyor. Şirketin hisselerinin bir kısmının Birleşik Krallık hükümetinin dış yatırım kolu tarafından da desteklendiği ifade ediliyor.
Raporda Somaliland’ın lityum, koltan ve diğer stratejik madenler açısından zengin olduğuna ilişkin yerel yetkililerin açıklamalarına da yer veriliyor. Somaliland yönetimi, ABD’nin bu kaynaklara erişiminin gelecekte siyasi tanıma süreciyle birlikte değerlendirilebileceği mesajını veriyor.
Berbera Havalimanı ve limanlarının devam eden genişleme projeleri de Washington’un dikkatini çekiyor. ABD’ye göre söz konusu yatırımlar, Somaliland ile denize kıyısı bulunmayan Etiyopya arasında yeni bir ticaret ve ulaşım merkezi oluşturabilir ve Amerikan şirketleri için yeni fırsatlar oluşturabilir.
Ancak raporun sonuç bölümünde önemli çekinceler de sıralanıyor. Bölgesel güvenlik riskleri, Somaliland’ın statüsüne ilişkin süregelen anlaşmazlıklar ve Hargeisa yönetiminin Somali merkezi hükümetiyle iş birliği yapmayı reddetmesi; yatırım, bankacılık ve ticaret alanlarında ciddi engeller oluşturan unsurlar olarak gösteriliyor.
Kaynak: Mira Haber, MEE
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.
