p2H4JZD73NSYnj6agoiofd

Lüksün esaretinden gerçekliğin tokadına: BAE ekonomisi can çekişiyor

Camdan Kulelerin Sarsılışı: Dubai’de “Normalleşme”nin Ağır Bedeli

Dubai’nin o meşhur, her daim kalabalık ve ışıltılı sokakları bugünlerde alışılmadık bir sessizliğe bürünmüş durumda. Yıllardır “Ortadoğu’nun vahasız cenneti” ve lüksün başkenti olarak pazarlanan Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail ve ABD ile kurduğu stratejik “yakınlık” ve bölgedeki askeri gerilimlerin ortasında, en büyük kozu olan turizmde tarihinin en dramatik krizlerinden birini yaşarken, yabancı sermayenin çekilmeye başlaması, Abu Dabi yönetiminin son yıllarda attığı tartışmalı adımların bir “faturası” olarak yorumlanıyor.

1DF0895A8B7C6129EA837CB184AC9AAD data 1 0

Havalimanları “Hayalet Şehir”e Döndü

Bir zamanlar dünyanın en yoğun aktarma merkezi olan Dubai Uluslararası Havalimanı, bugünlerde sessizliğin hakim olduğu salonlarıyla dikkat çekiyor. Mart ayında yolcu trafiğinde yaşanan %66’lık devasa düşüş, ekonomik bir veri olmakla kalmıyor, yabancıların da bu parıltılı dünyadan hızla kaçtığının somut bir göstergesi oluyor. Otellerdeki doluluk oranlarının dibe vurması ve üst katların güvenlik gerekçesiyle boşaltılması, lüks ve sefa içinde yaşayan Dubai elitleri için soğuk bir duş etkisi yarattı.

Lüks ve Sefa Sarhoşluğunun Sonu mu?

Dubai, on yıllardır süregelen petrol dışı ekonomi vizyonunu “sınırsız tüketim” ve “ultra lüks yaşam” üzerine inşa etti. Ancak Batılı gurbetçilerin ve yatırımcıların güvenlik endişeleri nedeniyle ülkeyi terk etmeye başlaması, BAE’nin üzerine titrediği o “kusursuz imajı” derinden sarsıyor. Bir zamanlar kuyrukların olduğu lüks restoranlar, oteller ve plajlar, artık bomboş.

Demir Kubbe Paradoksu

İsrail’den satın alınan savunma sistemlerinin ve topraklarında barındırdığı yabancı askeri unsurların BAE’yi korumaya yetmediği görüldü. İran’ın misilleme saldırıları sırasında Burj Al Arab ve Palm Jumeirah gibi lüks sembollerin yakınına düşen mermiler, “İsrail ile normalleşmenin” güvenlik değil, kaos getirdiğini gösterdi.

Batılı gurbetçiler ve Rus lojistik firmaları, varlıklarını tasfiye etmeye başladı. Lüks restoranların boş kalması ve mülklerin haraç mezat satılması, BAE’nin üzerine kurduğu yapay refahın ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu ortaya koydu.

İslam Dünyasından Bakış: “Lüksün Esaretinden, Gerçeğin Tokadına”

İslam dünyasının geniş kesimlerinde, BAE’nin yaşadığı bu darboğaz bir “ibret vesikası” olarak görülüyor.

İbrahim Anlaşmaları ve Kudüs Meselesi: BAE’nin İsrail ile kurduğu yakın stratejik ve ticari ortaklık, İslam coğrafyasında büyük bir hayal kırıklığına yol açmıştı.

İslami Değerlerden Uzaklaşma: Turizmi canlandırmak adına alkol yasaklarının esnetilmesi, kumarhane projelerinin gündeme gelmesi ve Batılı yaşam tarzının körü körüne kopyalanması, muhafazakar kesimlerde BAE’nin kendi köklerinden koptuğu eleştirilerini beraberinde getirdi.

Gazze’de kan akarken Dubai’de eğlence merkezleri açan, Kudüs davasını ticari çıkarlara kurban eden yönetimin, bugün kendi güvenliğini sağlamak için çırpınması manidar karşılanıyor. Müslüman kamuoyu, BAE’nin lüks ve sefaya dalarak unuttuğu bölgesel dayanışmanın eksikliğini, bugün boş kalan otel odaları ve ıssızlaşan caddelerle hissettiğini vurguluyor.

Abu Dabi yönetimi, havalimanlarındaki dev ekranlara “Teşekkürler BAE sakinleri” yazdırarak ve bayrak kampanyalarıyla moral tazelemeye çalışsa da, sahadaki gerçeklik bu çabaları gölgeliyor. Kendi coğrafyasına ve inanç değerlerine yabancılaşarak inşa edilen bu “camdan kuleler”, bölgesel fırtınalar karşısında ilk çatlayan yerler oldu. Dubai’nin bugün yaşadığı “varoluşsal kriz”, lüksün ve dışa bağımlı ittifakların, toplumsal vicdan ve doğru siyasi duruşun yerini tutamayacağını tüm dünyaya ilan ediyor.

Kaynak: Mira Haber 

Bir Cevap Yazın