Soykırımcı İsrail ordusu, işgal altındaki Batı Şeria’da birçok yerde yeni bir toplu yıkım sürecini devreye soktu
Çarşamba günü Tulkarm kentindeki Nur Şems Mülteci Kampı’nda onlarca konut ağır iş makineleriyle yerle bir edilirken, yaklaşık 100 Filistinli aile zorla yerinden edildi.
Sahadaki kaynaklara göre en az 25 bina hedef alındı; bu yıkımlar yaklaşık 100 dairenin tamamen yok olmasına ve 400’den fazla kişinin evsiz kalmasına yol açtı. Ailelerin büyük bölümü, yılın başında kuzey Batı Şeria’ya yönelik geniş çaplı askeri operasyon sırasında evlerinden çıkarılmıştı.
Evlerinden edilenlerden Yasir el-Sayes, aylar sonra bile bir çatısı olmadığını, yıkımı uzaktan izlemek zorunda kaldığını söylüyor. İçinde çoğu çocuk 16 kişinin yaşadığı apartmandan askeri baskıyla çıkarıldıklarını belirten Sayes, aradan neredeyse bir yıl geçmesine rağmen hâlâ geçici ve sağlıksız mekânlar arasında sürüklendiklerini anlatıyor.
“Bir yerden bir yere savruluyoruz,” diyen Sayes, iki haftalık kısa bir süre tanındığını, o süre içinde yalnızca birkaç parça eşya kurtarabildiklerini ifade ediyor: “Eşyalarımız şimdi sokaklarda. İşimiz yok, güvencemiz yok. Bugüne bir kâbusla uyandık.”
Yıkımların önünü açan karar, 24 Aralık’ta İsrail Yüksek Mahkemesi’nden çıktı. Mahkeme, kamp sakinleri ve çevre bölgelerden Filistinlilerin açtığı davayı reddetti. Başvuruyu yapan hukuk örgütü Adalah’a göre karar, savunma tarafına ve avukatlara sunulmayan, gizli istihbarat dosyalarına dayandırıldı.
1967’den bu yana en büyüğü
İsrail ordusu, 2025’in Ocak ayında Cenin, Tulkarm ve Tubas’ı kapsayan geniş çaplı bir askeri harekât başlattı. Bu süreçte yaklaşık 40 bin Filistinli evlerinden çıkarılırken bu rakam, Batı Şeria’da 1967’den bu yana görülen en büyük zorunlu göç dalgası olarak kayda geçti.
Operasyonların ardından İsrail güçleri Filistin mahallelerinde kalıcı şekilde konuşlandı; yollar kazıldı, altyapı tahrip edildi, yeni askeri güzergâhlar oluşturuldu. Yetkililer, askerlerin bölgede kalmaya devam edeceğini açıkça dile getiriyor.
Evlerine dönmek isteyen kamp sakinleri aylardır protestolar düzenlese de talepler karşılık bulmadı.
Tulkarm Valiliği, son yıkımları “tehlikeli bir tırmanış” olarak niteleyerek, mülteci kamplarının Nakba’nın canlı tanıkları olduğunu vurguladı. Yapılan açıklamada, uygulamanın toplu cezalandırma anlamına geldiği ve uluslararası hukukla bağdaşmadığı belirtildi.
Vali Abdullah Kmail, Nur Şems ve Tulkarm kamplarının sistematik biçimde boşaltıldığını, geniş alanların moloz yığınına dönüştüğünü ve zaten ağır olan insani tablonun daha da derinleştiğini söyledi.
Kamptaki evlerin çoğu yıkıldı
Nur Şems Kampı Acil Durum Komitesi’nden İbrahim en-Nimr’e göre kamp içindeki evlerin yaklaşık yüzde 60’ı yakıldı ya da tamamen veya kısmen yıkıldı. Bu da 11 bini aşkın kamp sakininin kalıcı bir barınağının kalmadığı anlamına geliyor.
“Elimizin değmediği yer kalmadı,” diyen Nimr, askeri güzergâhın 50 metre uzağındaki evlerin bile yıkıldığını, bazı binaların ise aylardır askeri karargâh olarak kullanıldığını aktarıyor.
Kış şartlarında çadırlara ve geçici mekânlara sıkışan aileler, ne düzenli bir gelire ne de kira ödeyebilecek imkâna sahip. Nimr, yardım mekanizmalarının yetersiz kaldığını belirterek şunları söylüyor:
“İnsanlara verilen şeyler kırıntıdan ibaret. Geri dönüş için gerçek bir irade yok. Ordu çekilse bile kimsenin yeniden inşa edecek gücü kalmadı. Ufukta umut görünmüyor.”
Kaynak: Mira Haber, MEE
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.