Doğu türkistan çin işgali

Çin, Uygurları sessizce siliyor: Uygurca yasayla hedefte!

Çin yönetiminin kabul ettiği yeni “Ulusal Birlik ve İlerlemeyi Destekleme Yasası”, Doğu Türkistan başta olmak üzere Uygur, Tibetli ve Moğol topluluklarına yönelik uzun yıllardır sürdürülen asimilasyon politikalarının yasal zemine taşındığı yönündeki eleştirileri yeniden gündeme getirdi. Pekin yönetimi düzenlemeyi “ulusal birlik” ve “kalkınma” adımı olarak sunarken, insan hakları savunucuları ise bunun etnik ve kültürel kimlikleri hedef alan yeni bir baskı döneminin kapısını araladığını belirtiyor.

1 Temmuz 2026’da yürürlüğe girecek yasa ile Mandarin Çincesi ülke genelinde eğitim ve kamusal yaşamın temel dili hâline getirilirken, Çin’de yaşayan 56 etnik grubun tek bir “Çin ulusu” kimliği altında birleştirilmesi hedefleniyor. Eleştirmenlere göre bu yaklaşım, Uygurca, Tibetçe ve Moğolca gibi yerel dilleri kamusal hayattan dışlayarak kültürel çeşitliliği ortadan kaldırmayı amaçlıyor.

Yasa, son yıllarda Doğu Türkistan’da uygulanan sert politikaların devamı niteliğinde görülüyor. Uluslararası insan hakları kuruluşlarının raporlarına göre milyonlarca Uygur ve diğer Türk halkları keyfî gözaltılar, toplama kampları, zorla çalıştırma, ailelerin parçalanması, yoğun dijital gözetim, dinî ibadetlerin engellenmesi ve kültürel kimliğin sistematik biçimde yok edilmesine varan uygulamalarla karşı karşıya kaldı. Uygurca eğitim kurumlarının kapatılması, camilerin yıkılması veya işlevsiz hâle getirilmesi, çocukların ailelerinden koparılarak devlet yatılı okullarına yerleştirilmesi ve Mandarin dilinin zorunlu hâle getirilmesi, Pekin’in bölgedeki asimilasyon politikalarının temel unsurları arasında gösteriliyor.

Benzer uygulamaların Tibet ve İç Moğolistan’da da hız kazandığı belirtilirken, yeni yasa ile yerel dillerin eğitimdeki ve kamusal yaşamdaki rolünün daha da daraltılacağı ifade ediliyor. Düzenlemenin yalnızca Çin sınırlarıyla sınırlı kalmadığı, yurt dışındaki Uygur, Tibetli ve Moğol diasporalarının kendi dil ve kültürel kimliklerini yaşatma faaliyetleri üzerinde de baskı oluşturmayı hedeflediği yönünde endişeler dile getiriliyor.

İnsan hakları savunucuları, Pekin’in “kalkınma” ve “ulusal birlik” söylemi altında yürüttüğü bu politikaların gerçekte kültürel kimlikleri eritmeye yönelik sistematik bir asimilasyon programı olduğunu savunurken, uluslararası toplumu Doğu Türkistan başta olmak üzere azınlık halklarına yönelik hak ihlalleri karşısında daha güçlü ve somut adımlar atmaya çağırıyor.

Kaynak: Mira Haber

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir