Türkiye’de son yıllarda “sanat özgürlüğü” başlığı altında yürüyen tartışmalar, artık yalnızca estetik ya da müzikal tercih meselesi olmaktan çıkmış durumda. Mabel Matiz’in “Perperişan” şarkısı nedeniyle hakkında açılan “müstehcenlik” davasında beraat etmesi de bu tartışmayı yeniden alevlendirdi. Mahkeme kararını verdi; ancak toplumun vicdanında süren tartışma henüz kapanmış değil.
Asıl mesele yalnızca bir şarkının hukuken suç sayılıp sayılmaması değil. Mesele, milyonlarca gencin ve çocuğun birkaç saniyede erişebildiği dijital dünyada hangi dilin, hangi mesajın ve hangi yaşam tarzının normalleştirildiğidir. Çünkü bugün müzik endüstrisi sadece şarkı üretmiyor; aynı zamanda kültür, ahlak ve davranış biçimi de pazarlıyor.
Aile Bakanlığı, “Perperişan” şarkısında geçen bazı ifadeleri açık biçimde cinsel çağrışımlar taşıdığından dolayı eleştirdi.
Özellikle genç kuşakların zihinsel dünyasının sosyal medya algoritmalarıyla şekillendiği bir dönemde, popüler kültürün “özgürlük” adı altında her türlü imayı sıradanlaştırması ciddi bir toplumsal kırılma oluşturuyor.
Bugün artık birçok içerik, dikkat çekebilmek için provokasyonu yöntem haline getirmiş durumda. Eskiden marjinal kabul edilen söylemler, şimdi “trend”, “estetik” ya da “sanatsal cesaret” etiketiyle servis ediliyor. Bu süreçte eleştiri getiren herkes ise hızla “gerici”, “sanat düşmanı” veya “özgürlük karşıtı” ilan ediliyor. Oysa toplumun ahlaki hassasiyetlerini savunmak, sansür talep etmekle aynı şey değildir.
Sanat; insanı yükselten, düşündüren ve derinlik kazandıran bir alan olmaktan uzaklaşıp yalnızca şok etkisi oluşturmaya çalışan bir endüstriye dönüşürse, ortaya çıkan şey kültürel üretim değil; duygusal ve ahlaki aşınma olur. Özellikle çocukların ve gençlerin sınırsız erişimine açık platformlarda yayımlanan içeriklerde, “Ben yaptım oldu” anlayışı toplumsal sonuçları göz ardı eden tehlikeli bir rahatlık oluşturuyor.
Mabel Matiz davası beraatle sonuçlandı. Ancak bu karar, toplumun önemli bir kesiminin dile getirdiği rahatsızlığı ortadan kaldırmadı. Çünkü tartışılan şey yalnızca hukuk değil; aynı zamanda kültürel yönelim, medya dili ve yeni neslin hangi değerlerle büyütüldüğüdür.
Bugün sorulması gereken soru şudur: Özgürlük adına her sınır kaldırıldığında, geriye korunacak hangi toplumsal değer kalacak?
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.
