image 2026 03 23 19 15 53

Netanyahu’yu yargıya taşıyan yargıcın hayatı kabusa döndü!

Uluslararası Ceza Mahkemesi yargıcı Nicolas Guillou, Netanyahu hakkında yürütülen davaya öncülük etmesi sebebiyle hedef tahtasında

20 Ağustos 2025’te ABD Başkanı Donald Trump tarafından alınan yaptırım kararıyla Guillou, bir gecede saygın bir yargıçtan Amerikan sisteminde “istenmeyen kişi” konumuna sürüklendi. Bu kararın temelinde ise, Benjamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında Gazze’deki yıkım nedeniyle çıkarılan tutuklama sürecine verilen onay yer alıyordu.

Yaptırımlar yalnızca sembolik bir siyasi hamle olarak kalmadı; doğrudan Guillou’nun günlük yaşamını hedef aldı. ABD ile bağlantılı finansal sistemlerin küresel hakimiyeti nedeniyle, Avrupa’da yaşayan bir yargıç olmasına rağmen ekonomik ve dijital anlamda ciddi bir kuşatma altına alındı.

Kredi kartı işlemlerinin büyük kısmı durma noktasına gelirken, ABD merkezli altyapıya bağlı birçok hizmet fiilen erişilemez hale geldi. Zira online siparişler dahi, araya UPS gibi bir Amerikan aracı girdiğinde iptal edilebiliyor.

Alışveriş yapması imkansız

Guillou’nun ifadeleri, yaptırımların teknik boyutunu açıkça ortaya koyuyor; nitekim bilindiği üzere ABD yasalarına göre hiçbir Amerikan kişi ya da şirketi, yaptırım listesinde yer alan biriyle hizmet alışverişinde bulunamıyor. Bu durum, sadece doğrudan yasaklarla sınırlı kalmıyor; Avrupa’daki bazı bankalar da “aşırı uyum” politikasıyla hareket ederek, yaptırım kapsamındaki kişilerle ilgili ödemeleri otomatik olarak reddediyor.

Sonuç olarak Guillou ve benzeri isimler, hukuki bir kararın ardından finansal sistem içinde fiilen izole ediliyor.

Yaşananların en çarpıcı örneklerinden biri Fransa’da gerçekleşti. Guillou’nun, ABD merkezli seyahat platformu Expedia üzerinden yaptığı otel rezervasyonu, yaptırım gerekçesiyle yalnızca saatler içinde iptal edildi. Bu olay, yaptırımların yalnızca uluslararası hareketliliği değil, kişinin kendi ülkesindeki sıradan yaşamını dahi doğrudan etkilediğini gözler önüne serdi.

Tek hedef o değil

Bugün itibarıyla Uluslararası Ceza Mahkemesi bünyesinde 11 yargıcın benzer yaptırımlarla karşı karşıya olduğu belirtiliyor. Guillou, bu durumun yalnızca bireysel bir mağduriyet olmadığını, aynı zamanda Avrupa’nın ABD merkezli sistemlere bağımlılığını açığa çıkaran ciddi bir kırılma olduğunu vurguluyor.

Özellikle dijital hizmetler ve finansal altyapıda alternatiflerin yokluğu, yaptırımların etkisini katbekat artırıyor.

Fransız yargıç, çözüm olarak Avrupa Birliği’nin kendi egemen araçlarını geliştirmesi gerektiğini savunuyor. Dijital euro gibi projelerin hayata geçirilmesi ve Avrupa merkezli hizmetlerin güçlendirilmesi gerektiğini dile getirirken, “gerçek bir egemenlik kalkanı” oluşturulmadan bu tür yaptırımlara karşı etkili bir direnç gösterilemeyeceğini ifade ediyor.

Guillou’nun en sert uyarısı ise yaptırımların geleceğine dair. Onun açıklamalarına göre tamamen dijital sistemlere entegre olmuş yeni nesiller için bu tür yaptırımlar yalnızca ekonomik bir baskı değil, doğrudan “sivil ölüm” anlamına gelebilir. Özellikle genç kuşakların hayatlarının büyük ölçüde çevrimiçi olması, bu tür kararların etkisini çok daha yıkıcı hale getiriyor.

Kaynak: Mira Haber

Bir Cevap Yazın