Suriye’de Ramazan Bayramı gibi tüm Müslümanlar için derin manalar taşıyan bir zaman diliminde, Nevruz vurgusunun ön plana çıkarılması bazı çevrelerde dikkatle ve eleştirel bir bakışla karşılanıyor. Özellikle uzun yıllardır devam eden çatışmalar, ayrılıkçı hareketler ve toplumsal gerilimler düşünüldüğünde, dini bir bayramın ruhuyla etnik-siyasi sembollerin aynı zeminde sunulmasının ne kadar isabetli olduğu sorusu zihinlerde yer buluyor.

Eleştiren yorumculara göre, Ramazan Bayramı ümmet bilincini ve ortak inanç değerlerini pekiştiren bir dönemken; tarihsel olarak farklı anlamlar yüklenen ve kimi kesimlerce siyasi kimlik sembolü hâline getirilen Nevruz’un aynı çerçevede öne çıkarılması, mesajın odağını belirsizleştirebilir. Bu durum, özellikle sahada silahlı gerilimlerin hâlâ tamamen sona ermediği bir ortamda, “yakınlaşma” görüntüsünün gerçek bir toplumsal uzlaşmadan mı yoksa siyasi denge arayışından mı kaynaklandığı yönündeki tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Bazı gözlemciler ise, devletin birlik ve istikrar adına farklı kesimlere sıcak mesajlar vermesini diplomatik bir gereklilik olarak görse de, bunun toplumun hafızasında yer eden acılar ve güven kaybı hesaba katılmadan yapılmasının ters etki doğurabileceğini ifade ediyor. Onlara göre, kalıcı barışın yolu sembolik kabullerden ziyade adalet, güven ve ortak değerlerin net biçimde korunmasından geçiyor.
Bu nedenle Şam’daki görüşme, bir yandan “birlik” söylemini güçlendirme çabası olarak yorumlanırken, diğer yandan dini hassasiyetler ve geçmiş çatışmaların gölgesinde daha dikkatli ve dengeli bir dil ihtiyacını da yeniden gündeme taşımış görünüyor.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.