ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik sert yaklaşımının köklerinin onlarca yıl öncesine dayandığı bir kez daha ortaya çıktı
Trump’ın yaklaşık 40 yıl önce İran’ın en kritik petrol ihracat merkezi olan Harg Adası’nı ele geçirme fikrini dile getirdiği eski bir röportaj, bugün yeniden tartışma konusu haline geldi.
Trump, 1988 yılında The Guardian gazetesine verdiği röportajda İran’a karşı son derece sert bir politika izlenmesi gerektiğini savunmuştu. O dönemde yaptığı açıklamada İran’ın ABD üzerinde psikolojik baskı kurduğunu iddia eden Trump, Washington’un bu duruma güçlü bir yanıt vermesi gerektiğini dile getirmişti.
Röportajda dikkat çeken ifadelerden biri, Trump’ın İran’ın petrol ihracatının büyük bölümünü gerçekleştirdiği Harg Adası hakkında söylediği sözler oldu. Trump, ABD askerlerine ya da gemilerine yönelik tek bir saldırı gerçekleşmesi halinde adayı hedef alacağını belirterek, “Adamlarımızdan birine ya da gemilerimizden birine tek bir kurşun sıkılsın, Harg Adası’nı vururum. İçeri girer ve adayı alırım” ifadelerini kullanmıştı.
Adayı alma planları ortaya çıktı
Bugün bu açıklamalar yeniden gündeme geliyor, çünkü son günlerde ABD ve İsrail’in Harg Adası’nı ele geçirme ihtimalini tartıştığına dair haberler basına yansıdı. Axios’un aktardığına göre Washington ile Tel Aviv yönetimleri geçen hafta İran’ın petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90’ının gerçekleştirildiği bu stratejik ada hakkında çeşitli senaryoları değerlendirdi.
1988’deki röportaj ise Trump’ın bu fikri ilk kez şimdi dile getirmediğini gösteriyor. Aynı röportajda İran’a karşı daha geniş çaplı bir askeri baskının dünya için faydalı olacağını savunan Trump, “Dünyanın onları karşısına alması iyi olur” demişti.
Trump’ın o dönemdeki açıklamaları, İran ile Irak arasında yıllarca süren ve son derece yıkıcı bir çatışmaya sahne olan İran-Irak Savaşı’nın son dönemlerine denk geliyordu. Saddam Hüseyin liderliğindeki Irak ile İran arasında yaşanan savaş yaklaşık sekiz yıl sürmüş ve yaklaşık yarım milyon insanın hayatını kaybetmesine yol açmıştı.
1980’lerin sonlarında ABD donanması Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari gemilere refakat etmeye başlamış, aynı zamanda İran’a ait petrol tesisleri ve deniz mayınlarına yönelik saldırılar gerçekleştirmişti. Trump’ın İran’a yönelik sert tutumunun kökenlerinin de bu dönemde şekillendiği değerlendiriliyor.
İran’ı küçümsüyordu
Trump, Guardian’a verdiği röportajda İran’ın askeri kapasitesini küçümseyen ifadeler de kullanmıştı. “İran Irak’ı bile yenemiyor ama Amerika Birleşik Devletleri’ni zor durumda bırakabiliyor. Dünyanın onları karşısına alması iyi olur,” sözleri, o dönemdeki yaklaşımını ortaya koyuyordu.
Ancak ABD ile İran arasındaki ilişki yalnızca düşmanlık üzerinden şekillenmedi. Tarihin daha karmaşık bir tarafı da var. Washington ve Tel Aviv yönetimleri İran-Irak Savaşı sırasında perde arkasında İran’a silah satışları gerçekleştirmişti. Bunun nedeni Saddam Hüseyin’in laik Arap milliyetçisi yönetiminin bazı çevreler tarafından daha büyük bir tehdit olarak görülmesiydi.
Trump yönetimi geçmişte başkanın 1980’lerde yaptığı, örneğin gümrük tarifeleri konusundaki açıklamaları, uzun vadeli politik duruşunun kanıtı olarak gösteriliyor. İran konusunda da benzer bir süreklilik dikkat çekiyor.
Kaynak: Mira Haber, MEE
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.